Akansoy: “Bombaların altında demokrasi kurulmaz”
CTP milletvekili Asım Akansoy, bugün Meclis Oturumu'nda yaptığı konuşmada, “Bombaların altında demokrasi kurulmaz. Biz savaşın karşısındayız; ABD’nin askeri müdahaleciliğine, İsrail’in saldırganlığına ve İran’daki otoriter molla rejimine de karşıyız” dedi.
Akansoy: “Bombaların altında demokrasi kurulmaz”
CTP milletvekili Asım Akansoy, bugün Meclis Oturumu'nda yaptığı konuşmada, “Bombaların altında demokrasi kurulmaz. Biz savaşın karşısındayız; ABD’nin askeri müdahaleciliğine, İsrail’in saldırganlığına ve İran’daki otoriter molla rejimine de karşıyız” dedi.
Bugün Kıbrıs
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşan CTP milletvekili Asım Akansoy, Orta Doğu’da devam eden savaşın nedenlerini ve sonuçlarını değerlendirdi. Akansoy, bölgedeki savaşın yalnızca askeri değil aynı zamanda ekonomik ve jeopolitik çıkarlarla bağlantılı olduğunu söyledi. Konuşmasının devamında ise bu gelişmelerin Kıbrıs açısından ne anlama geldiğini değerlendirdi.
ORTA DOĞU’DA SAVAŞ VE ABD–İSRAİL POLİTİKASI
Akansoy konuşmasının başında savaşın bölgeyi her geçen gün daha fazla yıkıma sürüklediğini ifade etti. ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın sona erdiğine ilişkin açıklamalarının arkasında farklı nedenler bulunduğunu belirten Akansoy şu değerlendirmeyi yaptı:
“ABD–İsrail ikilisinin bölgemizde başlattığı savaş her gün yeni bir biçim alırken, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın sözde bittiğine dair açıklamalarının aslında birkaç temel nedene dayandığını belirtmek gerekir. Birincisi, ABD başta olmak üzere dünya halklarının ve çok sayıda devletin yükselen savaş karşıtı tepkileridir. İkincisi ise İran’ın beklenenden daha güçlü bir direnç göstermesidir.”
Akansoy, ABD’nin İran’a yönelik taleplerine de değinerek Washington yönetiminin İran’dan nükleer faaliyetlerini durdurmasını ve füze programını sona erdirmesini istediğini söyledi. İsrail’in ise bu taleplerin ötesinde İran’da rejim değişikliği hedefini gündeme getirdiğini ifade etti.
Akansoy, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik yaklaşımını da eleştirerek Trump’ın açıklamalarına değindi ve şu ifadeleri aktardı:
“Trump’ın 6 Mart’ta Fox News’e yaptığı açıklamada ‘Bu çok kolay olacak. Venezuela’da olduğu gibi olacak’ dediğini görüyoruz. Ayrıca İran’da dini bir liderin olmasına açık olduğunu söylüyor ve ‘Dini liderler benim için sorun değil. Birçok dini liderle çalışıyorum ve hepsi harika insanlar’ diyor. Demokratik bir devlet olması gerekip gerekmediği sorulduğunda ise ‘Hayır, adil ve hakkaniyetli bir lider olması gerektiğini söylüyorum’ ifadelerini kullanıyor.”
PETROL, JEOPOLİTİK VE BÖLGESEL GÜÇ MÜCADELESİ
Akansoy, Orta Doğu’nun uzun yıllardır dünya siyasetinin merkezinde yer aldığını belirterek bunun en önemli nedenlerinden birinin enerji kaynakları olduğunu söyledi. Bölgenin 1945’ten bu yana dünyanın en fazla silahlı çatışma yaşayan coğrafyası olduğuna dikkat çekti.
Akansoy konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Gerçekte Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi 1945’ten bu yana dünyanın en fazla silahlı çatışma yaşayan coğrafyasıdır. Devletler arası savaşlar ve dış müdahaleler bu bölgede sürekli tekrar etmiştir. Özellikle 1991’deki Irak savaşından sonra ABD’nin bölgeye müdahale etme özgürlüğünü kendisinde görmesiyle birlikte bu süreç daha da hız kazanmıştır.”
Enerji kaynaklarının bölge siyasetinin merkezinde bulunduğunu belirten Akansoy, ABD’nin bölgeye olan ilgisinin tarihsel köklerine de değindi. 1945 yılında ABD Başkanı Roosevelt ile Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdülaziz arasında USS Quincy gemisinde yapılan görüşmenin bu ilişkinin sembolik başlangıçlarından biri olduğunu söyledi.
Akansoy, Irak savaşına ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak şu sözleri aktardı:
“2003 yılında Irak’ın işgali hakkında konuşan eski ABD Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan şu gerçeği açıkça ifade etmiştir: ‘Herkesin bildiği bir gerçeği kabul etmek neden politik olarak sakıncalı olsun? Irak savaşı büyük ölçüde petrol ile ilgilidir.’”
Akansoy’a göre mesele yalnızca petrol üretimi değil, aynı zamanda petrol akışını ve küresel enerji düzenini kontrol etmekle ilgilidir.
“BOMBALARIN ALTINDA DEMOKRASİ KURULMAZ”
Akansoy konuşmasının bu bölümünde İran’daki siyasal yapıya da değindi. İran’ın bölgesel politikalarının eleştirilmesi gerektiğini belirten Akansoy, aynı zamanda dış müdahalelerin de çözüm olmadığını söyledi.
Akansoy şu ifadeleri kullandı:
“Şu gerçeği görmemiz gerekir: dış müdahale ve bombardıman hiçbir topluma demokrasi getirmemiştir. Bombaların altında demokrasi kurulmaz. İran’daki molla rejimi kendi halkının özgürlük taleplerini bastıran, kadınların ve gençlerin haklarını sınırlayan otoriter bir yapıdır. Ancak savaş koşullarında halkın sokaklara dökülmesini beklemek gerçekçi değildir.”
Akansoy’a göre İran’da rejime karşı demokratik bir muhalefetin gelişmesi savaş koşullarında daha da zorlaşmaktadır.
KIBRIS SORUNU VE ULUSLARARASI HUKUK
Akansoy konuşmasının devamında Kıbrıs sorununa değindi ve Orta Doğu’daki gelişmelerin emperyal güçlerin politikalarının ne kadar değişken olduğunu bir kez daha gösterdiğini söyledi.
Akansoy, Kıbrıs sorununun çözümünde büyük güçlerin jeopolitik hesaplarına dayanmanın doğru olmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Emperyal güçlerin jeopolitiği üzerinden hareket ederek halkların çıkarlarını gözeten bir çözüm elde edemeyiz. Emperyal güçlerin dış politikası ilkelere değil çıkarlara dayanır. Bugün bir ülkeye demokrasi söylemiyle yaklaşan bir güç, yarın başka bir yerde otoriter rejimlerle rahatlıkla işbirliği yapabilir.”
Kıbrıs’ın güvenlik mimarisinin tarihsel anlaşmalar çerçevesinde şekillendiğini belirten Akansoy, özellikle 1959 Zürih Anlaşmaları ve Garanti Antlaşması’nın önemine dikkat çekti.
“ÇÖZÜMÜN ANA AKTÖRLERİ KIBRISLILAR”
Akansoy konuşmasının sonunda Kıbrıs sorununun çözümünde temel aktörlerin Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar olduğunu vurguladı.
Akansoy şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kıbrıs sorununda çözümün ana aktörleri Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlardır. Ancak bu gerçek Türkiye ve Yunanistan’ın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, aksine çözüm aklının birlikte üretilmesini zorunlu kılar. Yapılması gereken iki toplumun iradesini merkeze alan, Türkiye ve Yunanistan’ın da katkı verdiği ortak bir çözüm aklıyla federal çözüm temelinde süratle ilerlemektir.”
Akansoy, kalıcı barışın iki toplumun siyasi eşitliği ve uluslararası hukuk temelinde kurulacak güvenlik düzeni ile mümkün olacağını belirterek konuşmasını tamamladı.














