Solyalı’dan uyarı: “Kelepçe yasalarıyla toplumu susturamazsınız!”
CTP milletvekili Ürün Solyalı, Meclis’te yaptığı konuşmada ceza ve bilişim yasası değişikliklerinin ifade ve basın özgürlüğünü kelepçeleyeceğini söyledi; eleştirinin polis kapısına, toplumun ise susturma ve baskı rejimine sürüklendiğini belirtti.
Solyalı’dan uyarı: “Kelepçe yasalarıyla toplumu susturamazsınız!”
CTP milletvekili Ürün Solyalı, Meclis’te yaptığı konuşmada ceza ve bilişim yasası değişikliklerinin ifade ve basın özgürlüğünü kelepçeleyeceğini söyledi; eleştirinin polis kapısına, toplumun ise susturma ve baskı rejimine sürüklendiğini belirtti.
Bugün Kıbrıs
CTP milletvekili Ürün Solyalı, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı kapsamlı konuşmada, Bakanlar Kurulu tarafından Meclis gündemine taşınan ceza ve bilişim yasası değişikliklerinin ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve düşünceyi açıklama hakkı üzerinde ciddi bir baskı ve susturma rejimi yaratacağını söyledi. Solyalı, iktidarın sert eleştirilere tahammülsüzlüğünün, eleştiriyi polis kapısına, yurttaşı ise ceza tehdidine sürükleyecek bir sürecin altyapısını oluşturduğunu vurguladı.
Solyalı, Meclis’te yaşanan son tartışmaların, hükümetin eleştiriye yaklaşımını açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, sert eleştirilerin engellenmeye çalışılmasının tesadüf olmadığını, aksine bunun önümüzdeki günlerde komite gündemine gelecek yasa değişikliklerinin zihniyetini yansıttığını söyledi. Ongun Talat’a yönelik “bu şekilde konuşulmaz” yaklaşımının, düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlarını siyasal iktidarın belirleme niyetinin bir göstergesi olduğunu ifade eden Solyalı, bunun son derece tehlikeli bir eşik olduğuna dikkat çekti.
SİYASİ SORUMLULUK AYRI, HUKUKİ SORUMLULUK AYRI
Konuşmasında siyasi sorumluluk ile hukuki sorumluluk arasındaki farkın bilinçli biçimde bulanıklaştırıldığını söyleyen Solyalı, “Mahkeme karar vermedi, suçlu değildir” argümanının arkasına sığınılarak siyasi sorumluluktan kaçıldığını belirtti. Solyalı, hakkında ciddi iddialar bulunan kişilerin görevde kalmasının hukuki değil, siyasi bir tercih olduğunu vurgulayarak, “Bir makamda oturuyorsanız ve hakkınızda ağır iddialar varsa, o makamdan çekilmek siyasi sorumluluğun gereğidir” dedi.
CEZA YASASI VE BİLİŞİM YASASI: SUSTURMA MEKANİZMASI
Solyalı, yarın komite gündemine gelecek olan ceza yasası ve bilişim yasası değişikliklerinin birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, bu düzenlemelerin toplumu susturmaya, basını baskı altına almaya ve eleştiriyi suç haline getirmeye yönelik olduğunu söyledi. Özellikle “organize dezenformasyon” tanımının son derece muğlak olduğunu vurgulayan Solyalı, bu maddenin niyet okuma üzerinden cezalandırma yolunu açtığını ifade etti.
Solyalı, “Gerçeğe aykırı olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği bir bilgiyi yaymak” gibi ifadelerin ceza hukuku açısından kabul edilemez olduğunu belirterek, kimin neyi bilmesi gerektiğine kimin karar vereceğinin belirsiz olduğunu, bu belirsizliğin ise yurttaşı doğrudan polisle karşı karşıya bırakacağını söyledi. Bu düzenlemeyle birlikte bir gazetecinin, bir yurttaşın ya da bir sosyal medya kullanıcısının sert bir eleştiri yaptığı için karakola çağrılabileceğini, telefonuna ve bilgisayarına el konulabileceğini, hatta yurt dışına çıkış yasağıyla karşı karşıya kalabileceğini vurguladı.
BASINA BASKI, TOPLUMA KELEPÇE
Solyalı, yasa tasarılarında yer alan “halk arasında korku ve panik yaratmak” gibi ifadelerin, özellikle basın mensuplarını hedef aldığını belirterek, bunun açık bir basın özgürlüğü baskısı olduğunu söyledi. Sağlık, kamu güvenliği, yolsuzluk iddiaları ya da kamu kaynaklarının kullanımıyla ilgili haberlerin, iktidarı rahatsız etmesi halinde suç kapsamına sokulabileceğini belirten Solyalı, bu yaklaşımın “yolsuzlukları konuşmayın, sorgulamayın” demek olduğunu ifade etti.
Solyalı, iddia kavramının bile suçlaştırılmaya çalışıldığını vurgulayarak, “Gazetecilik iddia üzerine kurulur. Siz iddiayı suç haline getirirseniz, basını susturursunuz” dedi. Bu düzenlemelerin hayata geçmesi halinde, bir milletvekilinin Meclis’te yaptığı konuşmanın dahi medya tarafından aktarılırken ‘acaba suç olur mu?’ kaygısıyla sansürleneceğini belirtti.
POLİS KAPISI VE CEZA TEHDİDİ
Konuşmasında sürecin nasıl işleyeceğini somut biçimde anlatan Solyalı, bir siyasi ya da bir bakanın rahatsız olduğu bir paylaşım nedeniyle polise şikâyetçi olabileceğini, ardından yurttaşın ya da gazetecinin polis kapısında bulacağını söyledi. Solyalı, bu zincirin ilk halkasının polis olması nedeniyle, yargısal denetimden önce fiili bir baskı mekanizmasının devreye gireceğini vurguladı.
“BU YASALAR GERİ ÇEKİLMELİ”
Solyalı, hem ceza yasası hem de bilişim yasası değişikliklerinin derhal geri çekilmesi gerektiğini belirterek, bu düzenlemelerin toplumda korku iklimi yaratacağını, demokratik çoğulculuğu zedeleyeceğini ve eleştiriyi kelepçelemeyi amaçladığını söyledi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarını hatırlatan Solyalı, siyasetçilerin en sert eleştirilere katlanmak zorunda olduğunu, bunun demokrasinin temel gereği olduğunu vurguladı.
Konuşmasını, “Bu ülkede konuşulması gereken çok şey var. Yolsuzluk iddiaları var, usulsüzlükler var. Bunları susturarak değil, konuşarak aşabiliriz. Kelepçe yasalarıyla toplumu susturamazsınız” sözleriyle tamamladı.














