Derya: “Yalan, rant, af ve talimat rejimi”
CTP Milletvekili Doğuş Derya, Meclis’te yaptığı sert konuşmada, Ünal Üstel hükümetinin yalan, rant, af ve talimat ekseninde şekillenen bir yönetim anlayışı benimsediğini söyledi; erken seçim çağrısı yaparak, “Bunların hesabını halk sandıkta soracak” dedi.
Derya: “Yalan, rant, af ve talimat rejimi”
CTP Milletvekili Doğuş Derya, Meclis’te yaptığı sert konuşmada, Ünal Üstel hükümetinin yalan, rant, af ve talimat ekseninde şekillenen bir yönetim anlayışı benimsediğini söyledi; erken seçim çağrısı yaparak, “Bunların hesabını halk sandıkta soracak” dedi.
Bugün Kıbrıs
CTP Milletvekili Doğuş Derya, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı kapsamlı konuşmada, yolsuzluk iddiaları, af kararları, güvenlik politikaları, eğitim ve sağlık alanındaki uygulamalar ile siyasi sorumluluk tartışmaları üzerinden Başbakan Ünal Üstel’i sert sözlerle eleştirdi. Nazım Çavuşoğlu’nun “Başbakan değerlendiriyor” yönündeki ifadelerine yanıt veren Derya, “Başbakan’ı kim değerlendirecek? Halk değerlendirecek. Nerede değerlendirecek? Sandıkta değerlendirecek” diyerek erken seçim çağrısının nedeninin iktidarın bu değerlendirmeden kaçınması olduğunu savundu.
JET SKANDALI, KARARNAMELER VE AF DÜZENLEMELERİ
Derya, Başbakan Üstel’in jet skandalıyla anıldığını ve aradan geçen yıllara rağmen bu konuda kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadığını söyledi. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki kuvvetler ayrılığının sistematik biçimde aşındırıldığını ileri süren Derya, “Yılda elli tane yasa gücünde kararname çıkararak Meclis’i baypas eden, sonra da ‘yargıya talimat verdik’ diyebilen bir anlayışla karşı karşıyayız” dedi. Dört yılda yaklaşık 200 kararname çıkarıldığını, bunların 20’sinin af niteliğinde olduğunu belirten Derya, son altı ayda ise sürekli belge ve vergi affı yapıldığını vurguladı.
GÜVENLİK, VATANDAŞLIK VE MAFYA ELEŞTİRİSİ
Üstel’in göreve geldiği günden itibaren ülkede istisnai vatandaşlıkların arttığını, silahlı saldırıların olağan hale geldiğini ve mafyatik yapıların yaygınlaştığını savunan Derya, Başbakan’ın Türkiye’deki bir televizyon kanalında “tetikçiler ve silahlar Güney’den geliyor” sözlerini kullandığını hatırlatarak, “Gözümüzün içine baka baka doğruyu söylemeyen bir kişiye yalancı denmez de ne denir?” ifadelerini kullandı. Bu söylemlerin, basına yönelik cezai düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde, eleştiriyi bastırma amacı taşıdığını ileri sürdü.
SAĞLIK, EĞİTİM VE EMEK POLİTİKALARI
Derya, Üstel’in başbakanlığı döneminde kamu sağlığının çöktüğünü, bebek ölümleri ile mama ve ilaç skandallarının hesabının verilmediğini söyledi. Tıpta uzmanlık sınavlarının merkezi yapıdan çıkarılarak belli kurumların taleplerine göre düzenlendiğini savunan Derya, bunun sermaye ve patron taleplerine göre şekillenen bir anlayışın ürünü olduğunu ifade etti. Yabancı iş gücü düzenlemeleriyle daha düşük ücretli ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırıldığını, iş kazalarında kusurlu işverenleri affedecek yasa girişimlerinin gündeme getirildiğini de belirtti.
RANT, İMAR VE KURUMSAL ÇÖKÜŞ ELEŞTİRİSİ
İmar planlarının bekletildiğini, rant üzerinden şekillenen bir ekonomi yaratıldığını ileri süren Derya, bazı bakanların inşaat sektöründeki paylarına ilişkin iddiaların kamuoyunda konuşulduğunu söyledi. Orman arazilerinin el altından dağıtıldığını, bu süreçlere karşı dava açan çevre örgütlerinin hedef alındığını savunan Derya, “Yasa hiçbir zaman kamu menfaati için değil, mutlaka bir çıkar çevresi için getiriliyor” dedi.
ZİYA ÖZTÜRKLER VE SAHTE DİPLOMA TARTIŞMASI
Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’in intihal iddialarına da değinen Derya, Öztürkler’in sorumluluğu öğrencilerine yüklediğini belirterek, “Toplumun gözünün içine baka baka yalan söylüyor” dedi. “Yalancıya yalancı denir, sahtekâra sahtekâr denir” ifadelerinin tutanaklara geçirilmesini isteyen Derya, Öztürkler’in geçmiş görevleriyle ilgili iddiaların da birbirinden bağımsız olmadığını savundu.
“HESABI SANDIKTA SORACAĞIZ”
Konuşmasının sonunda kurumların ve demokrasinin gördüğü zararın kendileri için bir sevinç değil, ciddi bir kaygı nedeni olduğunu vurgulayan Derya, “Bu ülkenin şeffaf, yolsuzluktan arınmış, kamu vicdanını yaralamayan bir yönetimle idare edilmesini istiyoruz” dedi. “Başbakan’ı değerlendirecek olan halktır ve bu hesap sandıkta sorulacaktır” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.













