SÖZ YETMEZ, MASA GÖSTERSİN

AB kulislerine göre Nikos Hristodoulidis’in iki bölgeli iki toplumlu federasyon söylemi ancak müzakere masasında sınanabilir. Lefkoşa’nın mesajı net: Çözüm iradesi beyanla değil, doğrudan müzakereyle ortaya konulmalı.

Bugün Kıbrıs/Ayşemden Akın

Avrupa Birliği’ne yakın diplomatik kaynaklara göre, Kıbrıs’ta çözüm sürecine ilişkin Lefkoşa’nın temel önceliği, güven yaratıcı önlemlerden (GYÖ) ziyade müzakerelerin özüne dönülmesi yönünde şekilleniyor. AB kulislerinde yapılan değerlendirmelerde, Kıbrıslı Rum liderliğinin, sürecin yıllardır “yan başlıklar” etrafında tutulduğunu ve bunun zaman kaybına yol açtığını düşündüğü aktarılıyor.

Kaynaklar, Nikos Hristodulidis’in, iki bölgeli iki toplumlu federasyon çerçevesinde müzakerelere hazır olduğu yönündeki tutumunu, ancak bunun masada test edilmesi gerektiğini vurguladığını belirtiyor. Lefkoşa’nın, yalnızca söylemle değil, doğrudan müzakere masasında niyetlerin sınanmasını savunduğu ifade ediliyor.

SİYASİ EŞİTLİK: “BM PARAMETRELERİ TARTIŞMA KONUSU DEĞİL”
AB kaynaklarına göre, Kıbrıslı Rum tarafı, siyasi eşitliğin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı şekliyle kabul edildiğini ve bu ilkenin sorgulanmadığını net biçimde ortaya koyuyor. Ancak aynı kaynaklar, geçmiş dönemde siyasi eşitlik kavramının “egemen eşitlik” ile özdeşleştirilmesinin süreci tıkadığını, Lefkoşa’nın buna itiraz ettiğini aktarıyor.

Kulis bilgilerine göre, Rum tarafı yönetişim başlıkları dönüşümlü başkanlık, oy mekanizmaları gibi konular dahil olmak üzere tüm meselelerin paket halinde ele alınması gerektiğini savunuyor. Güvenlik ve garantiler başlığının ise Rum tarafı için temel öncelik olmaya devam ettiği ifade ediliyor.

EKONOMİ VE SAĞLIK ALANINDA TEK TARAFLI ADIMLAR
AB’ye yakın çevrelerde, Kıbrıslı Türklere yönelik bazı tek taraflı adımların Lefkoşa gündeminde olduğu, ancak bunların açıklanmasının bilinçli olarak ertelendiği konuşuluyor. Diplomatik kaynaklar, bu yaklaşımın, karşı tarafı zor durumda bırakmamak ve kişisel güven ilişkisini zedelememek amacı taşıdığına dikkat çekiyor.

Söz konusu adımların, özellikle ekonomi ve sağlık alanlarında somut düzenlemeler içerebileceği, ancak bunların bir “güven artırıcı önlemler paketi” olarak sunulmadığı vurgulanıyor. Kaynaklara göre, Lefkoşa bu adımların, uygun siyasi iklim oluştuğunda ve karşı tarafın rızasıyla açıklanmasını tercih ediyor.

BM SÜRECİ VE ÜÇLÜ TEMAS BEKLENTİSİ
AB kulislerinde, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi’nin yürüttüğü temasların dikkatle izlendiği, Lefkoşa’nın üçlü bir görüşmeye açık olduğu ancak bu yönde henüz somut bir ilerleme sağlanamadığı aktarılıyor.

Kaynaklar, geçmiş dönemde esas müzakere başlıkları yerine yalnızca GYÖ’lere odaklanılmasının, süreci fiilen dondurduğu görüşünde birleşiyor. Bu nedenle Lefkoşa’nın mevcut yaklaşımının, “önce masa, sonra yan başlıklar” şeklinde özetlendiği belirtiliyor.

1963 TARTIŞMALARI VE TOPLUMSAL HASSASİYET
AB kaynaklarına göre, 1963 olaylarına ilişkin açıklamaların, Kıbrıs Türk toplumunda olumsuz yankı bulduğunun farkında olunduğu, ancak Rum tarafının bu tür tarihsel değerlendirmeleri çözüm karşıtlığı olarak görmediği ifade ediliyor. Lefkoşa’nın yaklaşımının, geçmişi silmek değil, müzakere masasında geleceği birlikte inşa etmek olduğu vurgulanıyor.

Diplomatik çevreler, ortak bir tarih anlatısının ancak olası bir çözüm sonrasında mümkün olabileceği görüşünün Rum tarafında hakim olduğunu belirtiyor.

“NİYET BEYANI DEĞİL, MASA TESTİ”
AB kulislerinde öne çıkan ortak değerlendirme şu şekilde özetleniyor:

Lefkoşa, çözüm iradesinin beyanlarla değil, doğrudan müzakere masasında ortaya konulması gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede, güven artırıcı önlemlerin ancak kapsamlı müzakereler yeniden başladığında anlamlı ve sürdürülebilir olabileceği görüşü ağırlık kazanıyor.

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi