Esendağlı: “İsias davasında adalet beklentisi karşılanmadı, sabır bardağı taştı!”
Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, İsias davasında kamu görevlileri hakkında verilen kararın “en hafif ifadeyle ailelerin adalet beklentisini karşılamadığını” belirterek, mahkemenin güçlü hukuki argümanları ve somut delilleri dikkate almadığını söyledi.
Esendağlı: “İsias davasında adalet beklentisi karşılanmadı, sabır bardağı taştı!”
Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, İsias davasında kamu görevlileri hakkında verilen kararın “en hafif ifadeyle ailelerin adalet beklentisini karşılamadığını” belirterek, mahkemenin güçlü hukuki argümanları ve somut delilleri dikkate almadığını söyledi.
Bugün Kıbrıs
Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, İsias davasında kamu görevlileri hakkında verilen kararın, “en hafif ifadeyle ailelerin adalet beklentisini karşılamadığını” belirterek, sürecin başından bu yana ileri sürülen güçlü hukuki argümanların mahkemece karşılık bulmadığını söyledi.
KAMU GÖREVLİLERİNE MAHKÛMİYET, DİĞERLERİNE BERAAT
Esendağlı, 2. İsias (Kamu Görevlileri) Davasına ilişkin değerlendirmesinde, Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin açıkladığı kararda suçlu bulunan sanıkların, “binanın otele dönüştürülmesini sağlayan yapı ruhsatını ve yapı kullanma belgesini onaylayan dönemin Belediye Başkan Yardımcısı, İmar İşleri Müdürü ve Ruhsat Şefi olarak yetki kullanan kişiler” olduğunu aktardı. Buna karşın, “tadilat ruhsatında imzası bulunan ancak yetki bağlamında daha alt seviyedeki iki sanık ile henüz binanın inşaatına başlanmadığı dönemde ilk inşaat ruhsatını onaylayan ilgili dönemin İmar Müdürü’nün beraatine karar verildiğini” kaydetti.
“HİÇBİR ZAMAN SUÇSUZUN MAHKÛMİYETİNİ İSTEMEDİK”
Davayı yürüten aileler ve hukuk ekibi olarak beklentilerinin hiçbir zaman suçsuz bir kişinin cezalandırılması olmadığını vurgulayan Esendağlı, “Otelin mal sahipleri ile mimar ve mühendislerin yargılandığı 1. İsias davasında da bazı sanıklar beraat etmişti” hatırlatmasını yaptı.
Kararın gerekçesinin henüz açıklanmadığını belirten Esendağlı, buna rağmen şu değerlendirmeyi yaptı: “Dün akşam açıklanan karar gerekçe içermediğinden mahkemenin değerlendirmesine henüz vakıf değiliz. Buna karşın bu kararın en hafif ifadeyle çocuklarını, eşlerini, sevdiklerini bu faciada kaybeden ailelerimizin adalet beklentisini karşılamadığı açıkça ortadadır.”
“OLASI KAST ARGÜMANLARIMIZ KABUL GÖRMEDİ”
Deprem davalarında ilk kez izin ve denetim makamındaki kamu görevlilerinin soruşturulabildiğini anımsatan Esendağlı, “Hiyerarşik olarak üst pozisyonda bulunan sanıkların suçlu bulunarak 10 yıl süre ile hapsedilmelerine karar verilmesine rağmen ailelerimizde karar sonrası adaletsizlik duygusunun tetiklediği ağır bir üzüntü ve öfke yaşandı” dedi.
Savunma hattının olası kast temelinde kurulduğunu vurgulayan Esendağlı, “Türk Ceza Kanunu’ndaki düzenleme, emsal kararlar ile bilimsel ve hukuki görüşler işlenen suçun nitelendirmesini olası kast olarak gösterirken, mahkeme sanıkları bilinçli taksirden mahkûm etti” ifadelerini kullandı.
“KAMU GÖREVLİLERİNİN SUÇU DAHA AĞIR OLABİLİRDİ”
Kamu görevlilerini yargılayan mahkemenin, “bazı bilirkişi raporlarında tali kusurlu olarak gösterilen kamu görevlilerinin otel sahiplerinden daha ağır bir suç işlemiş olamayacağı ön kabulüyle süreci yürüttüğünü” söyleyen Esendağlı, “Sahte ruhsat düzenledikleri, bu sahte ruhsata bile aykırı binaya kullanım izni verdikleri somut delillerle ispatlanmış olmasına rağmen, suçlarının daha ağır olabileceğine dair bir değerlendirme yapılmasını dahi sağlayamadık” dedi.
DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ REDDEDİLDİ
Her iki davanın birlikte görülmesi halinde daha sağlıklı bir hukuki niteleme yapılabileceğini belirten Esendağlı, “Türlü usuli bahanelerle iki davanın birleştirilmesi taleplerimizi dikkate aldıramadık” ifadelerini kullandı.
“SANIKLARIN TUTUKLANMAMASI SABRI TAŞIRDI”
Esendağlı, 72 canın kaybından birinci derecede sorumlu bulunup 10 yıl hapis cezası alan üç sanığın tutuklanmamasına da dikkat çekerek şunları söyledi: “Bizlerle aynı kapıdan yürüyerek adliyeden çıkıp gitmeleri, çoktan dolan sabır bardağını bir anda taşırdı.”
Bu uygulamanın hukukçular açısından bile zor anlaşılır olduğunu belirten Esendağlı, “Çocuğunun ölümünden sorumlu olduğu mahkemece karara bağlanmış kişilerin adliyeden elini kolunu sallayarak çıkışını izleyen bir annenin bunu hazmetmesi elbette mümkün değildir” dedi.
“GÖREVİMİZ YÜKSEK YARGIYA HATIRLATMAK”
Açıklamasının sonunda Esendağlı, “Türkiye yargısı, insan eliyle yol açılan bu felaketlerin önüne geçebilecek emsal bir karar ile kendi nesillerinin hayatını kurtarma fırsatını harcadı” değerlendirmesinde bulundu. Bundan sonraki sürece ilişkin ise şu ifadeleri kullandı: “Bu aşamadan sonra bizim görevimiz, bu fırsatı nihai karar çıkana kadar Türkiye yüksek yargısına hatırlatmaya devam etmek olacaktır.”












