Meclis’te tıpta uzmanlık düzenlemesi gündem oldu: Denetim mi, siyasi müdahale mi?
Meclis’te tansiyon tavan yaptı. Tıpta uzmanlık yasası tartışmasında sesler yükseldi, “ilahlar devrede” sözleri havada uçuştu; muhalefet “umut tacirliği” dedi, hükümet ise “algı operasyonu” suçlaması yaptı.
Meclis’te tıpta uzmanlık düzenlemesi gündem oldu: Denetim mi, siyasi müdahale mi?
Meclis’te tansiyon tavan yaptı. Tıpta uzmanlık yasası tartışmasında sesler yükseldi, “ilahlar devrede” sözleri havada uçuştu; muhalefet “umut tacirliği” dedi, hükümet ise “algı operasyonu” suçlaması yaptı.
Bugün Kıbrıs
Meclis’te tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi verilmesinin önünü açan yasa düzenlemesi, sert tartışmalarla ele alındı. Sağlık Dairesi Yasası kapsamında hazırlanan ve Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun (TUK) oluşturulmasını öngören düzenleme, Meclis’te yalnızca teknik bir sağlık meselesi olarak değil, kamu sağlığı, yükseköğretimde denetim ve siyasi müdahale başlıkları üzerinden tartışıldı.
Muhalefet ve bağımsız milletvekilleri, yasanın komitede oy birliğiyle kabul edilmesine rağmen Genel Kurul aşamasında geri çektirilmesini, siyasi baskının göstergesi olarak değerlendirirken; hükümet kanadı ise düzenlemenin denetimli, kurallı ve keyfiyeti engelleyen bir sistem getirdiğini savundu.
BESİM: “OY BİRLİĞİYLE GELEN YASA BİR SAATTE GERİ ÇEKTİRİLDİ”
CTP Lefkoşa Milletvekili Filiz Besim, komitede oy birliğiyle şekillendirilen düzenlemenin Genel Kurul aşamasında geri çekilmesini eleştirerek, sürecin siyasi baskılarla bozulduğunu söyledi. Besim, “Oy birliğiyle gelen bir yasa bir saat içinde geri çektiriliyorsa, burada siyasetin üzerinde başka güçler devrededir” dedi.
“İLAHLAR DEVREYE GİRDİ”
Besim, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulması öngörülen Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun başından itibaren bağımsızlık sorunu taşıdığını belirtti. Komite çalışmalarında merkezi sınav ve meslek örgütlerinin temsili için yoğun çaba harcandığını hatırlatan Besim, “Biz bu kurul siyasetin iki dudağı arasında kalmasın diye merkezi sınavı ve meslek örgütlerini koyduk. Buna rağmen yasa Genel Kurul’a gelmeden geri çekildi. Bu bize ‘ilahların devreye girdiğini’ gösterdi” ifadelerini kullandı.
Besim, “Sağlık Bakanlığı’nın altında, siyasi baskıya açık bir yapıya nasıl güvenelim?” diyerek, üniversitelerin kendi sınavlarını yapmasının keyfiliği yasallaştıracağını savundu.
“BU ÜLKEDE YETERLİ VAKA YOK
Tıpta uzmanlık eğitiminin Kıbrıs’ın kuzeyindeki nüfus ve vaka sayısıyla sağlıklı yürütülemeyeceğini vurgulayan Besim, “Bu ülkede yeterince hasta yok, yeterince pratik yok. Yarın bu kürsülerde oturanların çocuklarını, torunlarını ameliyat edecek cerrahları böyle yetiştiremezsiniz” dedi.
Türkiye’nin, burada verilen uzmanlık eğitimlerini tanımadığına da dikkat çeken Besim, “Türkiye açıkça ‘burada verilen uzmanlığı tanımıyorum’ diyor. Buna rağmen bu düzenlemenin dayatılması umut tacirliğidir” ifadelerini kullandı.
AKANSOY: “BU DÜZENLEMENİN ARKASINDA HOŞ OLMAYAN BİR TABLO VAR”
CTP Mağusa Milletvekili Asım Akansoy ise tartışmada söz alarak, tıpta uzmanlık düzenlemesinin kimler için ve ne amaçla gündeme getirildiğinin net olmadığını söyledi. Akansoy, “Türkiye’nin tanımadığı bir sistemi burada kurmanın anlamı nedir? Bu düzenleme ağırlıklı olarak KKTC vatandaşı olmayan öğrenciler için mi planlanıyor? Açık konuşayım, bu işin arkasında hoş olmayan kokular var” dedi.
DOĞUŞ DERYA: “BU UMUT TACİRLİĞİDİR”
CTP Milletvekili Doğuş Derya, son yıllarda sağlık alanında yaşanan ihmaller ve skandallar hatırlatarak, denetim iddialarına olan güvenin zaten zayıfladığını söyledi. Derya, özel üniversitelerde yüksek ücretler ödeyerek tıp okuyan öğrencilerin, mezuniyet sonrası hiçbir yerde çalışamayacak duruma düşmesinin, açık bir umut tacirliği anlamına geldiğini ifade etti.
Derya, öğrencilerin yıllarca zaman ve ciddi miktarda para harcadıktan sonra karşılığında tanınmayan diplomalarla ortada kalmasının, ileride hem hukuki hem de toplumsal sorunlar yaratacağını vurguladı. Dünyanın hiçbir yerinde, insan hayatını bu denli ilgilendiren bir alanda, kurumların kendi eğitimini verip kendi uzmanlığını da onayladığı bir sistemin kabul görmediğini söyledi.
ROGERS: “BU TUZUN KOKTUĞU NOKTADIR”
Bağımsız milletvekili Jale Refik Rogers, tıpta uzmanlık düzenlemesini sağlık sisteminin geleceği açısından kritik bir eşik olarak nitelendirdi. Rogers, merkezi ve şeffaf bir sınav sistemi yerine üniversitelerin kendi sınavlarını yapmasının, keyfiyeti yasallaştıracağını ve tıp gibi hayati bir alanın vasatlığa mahkûm edileceğini söyledi.
DİNÇYÜREK’TEN “ALGI YARATILIYOR, DENETİM VAR” İDDİASI
Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Meclis’teki eleştirilere yanıt verirken, kamuoyunda bilinçli bir algı yaratıldığını iddia etti. Dinçyürek, Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun 13 üyeden oluştuğunu ve yalnızca iki üyenin siyasi atama olduğunu savunarak, kurulun ağırlıklı olarak üniversiteler ve meslek örgütlerinden meydana geldiğini ileri sürdü.
Dinçyürek, yasa yürürlüğe girerse hiçbir üniversitenin keyfi şekilde uzmanlık programı açamayacağını, yetkilendirme, sınav ve eğitim süreçlerinin kurul tarafından denetleneceğini öne sürdü.
TARTIŞMANIN DÜĞÜM NOKTASI: YASA NEDEN GERİ ÇEKİLDİ?
Meclis’te yaşanan tartışmaların merkezinde, yasanın teknik içeriğinden çok, komitede oy birliğiyle kabul edilen düzenlemenin neden geri çekildiği sorusu yer aldı. Muhalefet ve bağımsız milletvekilleri bu durumu siyasi iradenin doğrudan müdahalesi olarak değerlendirirken, hükümet kanadı iddiaları reddetti.
Tıpta uzmanlık düzenlemesi, böylece yalnızca bir sağlık yasası olmaktan çıkarak, yükseköğretimde denetim, kamu sağlığı ve siyasi karar alma süreçleri üzerinden yürüyen daha geniş bir tartışmanın başlığı haline geldi.












