Nazlı: “Ceza Yasasındaki değişikliklerle basın ve muhalefet sansürlenmek isteniyor”

Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi Üyesi Cansu N. Nazlı, Ceza Yasası ve Bilişim Suçları Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklerin kamu yararına olmadığını, bu düzenlemelerin basın ve ifade özgürlüğünü hedef aldığını belirterek, “İnsanların fikirlerinin suç sayılması 2026 yılında kabul edilemez” dedi.

Bugün Kıbrıs

Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi Üyesi Cansu N. Nazlı, Özel Yayın’da Efdal Keser’in sorularını yanıtladı. Nazlı, Ceza Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklerle, insanların ifadeleri nedeniyle alabilecekleri cezaların kapsamının genişletildiğini belirterek, zem ve kadihin suç olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan oto galeri kurşunlama olayını anımsatan Nazlı, “Halkın can ve mal güvenliğini tehdit eden bu kadar ciddi sorun varken, hükümet bunlarla uğraşmak yerine haber yapan insanları susturmak için Ceza Yasası’nda değişiklik yapmak istiyor” dedi. Nazlı, yapılmak istenen değişikliklerin kamu yararına olmadığını, basın ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini belirterek, hükümetin amacının basını ve muhalefeti sansürlemek olduğunu savundu.

SUÇ VE CEZA İÇEREN KURALLAR SOMUT OLMALI
Ceza Yasası’nın 50’nci maddesindeki değişikliğin kamuoyunda yoğun biçimde tartışıldığını ifade eden Nazlı, bu düzenlemenin “belli bir kesimi susturmaya yönelik” göründüğünü söyledi. Bunun yasa yapma tekniği açısından ciddi bir sorun olduğuna dikkat çeken Nazlı, suç ve ceza içeren kuralların mutlaka somut olması gerektiğini vurguladı.

Zem ve kadih davalarında hukuk yoluna gidilmesinin önemine değinen Nazlı, yasaya eklenen “bilmesi gerekir” ifadesinin hukuki bir prensip olduğunu belirterek, “Bu ifade cezai bir prensip gibi ceza davasının içine konulduğunda, yargıç bunu dikkate almak zorunda kalır ve mahkûmiyet ihtimali artar” dedi. Nazlı, hukuki ve cezai prensipler arasındaki nitelik farkına işaret ederek bunun art niyetli bir düzenleme olduğunu dile getirdi.

Basının denetleme görevi bulunduğunu da vurgulayan Nazlı, gazetecilerin kamu yararına ürettiği içeriklerin “devlet kurumunun ya da kamu görevlisinin itibarını zedeliyor” gerekçesiyle suç sayılarak cezalandırılmasının basını engelleme girişimi olduğunu söyledi. Maddelerdeki değişikliklerin ucu açık olmasının son derece endişe verici olduğunu ifade eden Nazlı, ceza davalarını polislerin okuduğuna dikkat çekerek, polislerin bu yönde hukuki yetkinliğe sahip olmadığını kaydetti.

“KENDİ HAKKIMIZI SAVUNMA HAKKIMIZ KISITLI KALIYOR”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre siyasi figürlerin eleştiriye daha açık olması gerektiğini belirten Nazlı, Ceza Yasası’nın 68’inci maddesindeki değişiklikleri de bu çerçevede değerlendirdi. Mehmet Ali Talat döneminde cumhurbaşkanlığına hakaret maddesinde yapılan değişikliği anımsatan Nazlı, “Aslında kaldırılması gereken madde güncellenerek yürürlüğe sokuldu ve bundan en çok Ersin Tatar yararlandı” dedi.

Nazlı, 68’inci maddede yer alan “yabancı devletin hükümdarı, prensi” ibaresinin “yabancı bir devletin herhangi bir temsilcisi” olarak değiştirildiğini belirterek, bunun Türkiye Cumhuriyeti Elçiliği önünde yapılan bir protesto nedeniyle dava açılmasına kadar varabilecek sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Suç kapsamı genişletilirken, müdafaa hükümlerine dokunulmadığına dikkat çeken Nazlı, “Kendi hakkımızı savunma hakkımız kısıtlı bırakılmaya devam ediyor. Bu değişiklikler yasallaşırsa daha fazla yazı, karikatür dava konusu olacak ve dava yağmurlarının kapısı aralanacak” dedi.

“İNSANLARIN FİKİRLERİNİN SUÇ SAYILMASI KABUL EDİLEMEZ”
Nazlı, ifade özgürlüğünün sınırlarının bu kadar kırılgan olmaması gerektiğini belirterek, “İnsanların fikirlerinin suç sayılması 2026 yılında kabul edilemez. Biz bu maddelerden kurtulmaya çalışırken, kapsamı daha da genişletiliyor” ifadelerini kullandı. Yapılmak istenen değişikliklerle toplumun tüm kesimlerinin tehdit altına sokulduğunu savunan Nazlı, zem ve kadih davalarının suç olmaktan çıkarılması gerektiğini yineledi.

BİLİŞİM SUÇLARI YASASI İLE KİŞİSEL VERİLER TEHLİKEDE
Nazlı, Bilişim Suçları Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklere de değinerek, iki maddenin özellikle tehlikeli olduğunu söyledi. Yasaya, polisin mahkeme emri olmadan trafik bilgilerine erişebilmesine imkân tanıyan bir düzenleme konulduğunu belirten Nazlı, “Trafik bilgisi, hangi siteye girildiği ve ne kadar süreyle kalındığı gibi verileri içerir” dedi. Bu yetkinin, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Nazlı, bir diğer tehlikeli düzenlemenin ise BTHK’ya idari para cezası verme yetkisinin genişletilmesi olduğunu belirterek, BTHK’nın talimatlarına uyulmaması halinde asgari ücretin 14 katına kadar idari para cezası kesilebileceğini söyledi. BTHK’nın idari bir organ olarak bu denli geniş yetkilerle donatılmasını son derece sakıncalı olarak değerlendirdi.

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi