Son Dakika I AB liderleri üst düzey görevler konusunda anlaştı: Ursula von der Leyen, Antonio Costa ve Kaja Kallas

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas.

İtalya Başbakanı Meloni ve Macaristan Başbakanı Orban’ın eleştirilerine rağmen, Avrupa Birliği, üst düzey görevlerin dağılımı konusunda anlaşmaya vardı.

Avrupa Birliği’nin (AB) 27 lideri önümüzdeki beş yıl için bloğun siyasi liderliği konusunda Perşembe günü geç saatlerde anlaşmaya vardı: Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas.

Liderler, atanan üç ismin gelecekteki çalışmalarına rehberlik etmesi amacıyla geniş kapsamlı hedefler içeren bir belge olan Stratejik Gündem’i de onayladı.

Von der Leyen ve Kallas hala Avrupa Parlamentosu (AP) onayına ihtiyaç duyarken, Portekiz’in eski başbakanlarından Costa, eski meslektaşları tarafından otomatik olarak seçildi. Costa 1 Aralık’ta göreve başlayacak.

“Avrupa Konseyi’nin bir sonraki başkanı olma sorumluluğunu güçlü bir görev bilinciyle üstleneceğim,” diyen Costa, sosyalistlere ve Portekiz hükümetine destekleri için teşekkür etti.

“Kendimi tamamen 27 üye devlet arasında birliği teşvik etmeye adayacağım ve Stratejik Gündem’i rayına oturtmaya odaklanacağım,” diye ekledi.

Hem von der Leyen hem de Costa ile “memnuniyetle” çalışacağını belirten Kallas ise yaptığı açıklamada, “Jeopolitik gerilimlerin yaşandığı bu dönemde bu muazzam bir sorumluluk,” dedi. “Ortak çıkarlarımızın hizmetinde olacağım” diye ekledi. “Avrupa insanların özgür, güvenli ve müreffeh olduğu bir yer olmalı.”

MELONİ VE ORBAN’DAN ELEŞTİRİ
Parti müzakerecileri Salı günü yapılan bir telefon görüşmesinde üç ayaklı anlaşmayı önceden kararlaştırmış ve Perşembe akşamı tekliflerini sunmuştu. Tüm devlet ve hükümet başkanları arasında yapılan tartışmaların ardından anlaşma resmi onay aldı.

Merkez partiler arasındaki görüşmeler, başta İtalya Başbakanı Giorgia Meloni olmak üzere “kenarda kalanları” kızdırmıştı. En üst düzey istihdam paketinin “gerçeküstü” bir şekilde bir araya getirilmesine tepkiler yükselmişti.

Bloğun üçüncü büyük ekonomisini yöneten Meloni, daha fazla kapsayıcılık ve daha derin tartışmalar çağrısında bulundu. Meloni zirve öncesinde yaptığı açıklamada, “Bana öyle geliyor ki şu ana kadar vatandaşların sandıkta verdiği mesajı dikkate alma konusunda bir isteksizlik var,” dedi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise daha sert bir dil kullanarak, anlaşmayı “utanç verici” olarak nitelendirdi.

Meloni ve Orban’ın kamuoyuna yansıyan şikâyetleri, süreci hızlı ve karmaşık olmayan bir şekilde tamamlamaya niyetli olan Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gibi birlik içinde diğer ileri gelenlerin görünürdeki soğukkanlılıkları ile tezat oluşturdu.

Brüksel’deki diplomatlar, bloğu çevreleyen değişken jeopolitik ortam nedeniyle saatlerce birliğin yüksek mevkileri üzerinde pazarlık yapan liderler görüntüsünün samimiyetsiz görüneceğinden endişe ediyorlardı.

Bu endişeler, inandırıcı alternatiflerin yokluğu ile birleşince müzakereleri kolaylaştırdı ve pozisyonların üç isim etrafında birleşmesine yardımcı oldu.

Meloni’nin eleştirilerini reddeden Belçika Başbakanı Alexander De Croo, “Demokrasi sadece engellemek değil, kimin birlikte çalışmak istediğiyle ilgili ve bu üç grup tüm Avrupalıların yararı için birlikte çalışmaya istekli,” dedi.

“Önümüzdeki beş yıl içinde ihtiyacımız olan şey siyasi istikrar ve hızlı hareket edebilmek.”

Euronews’e konuşan bazı diplomatlara göre, Costa ve Kallas’a karşı oy kullanan Meloni, von der Leyen konusunda çekimser kaldı. Diplomatlar, Meloni’nin bu hareketini AB’deki üst düzey görevlerin dağılımına yönelik hoşnutsuzluğunu ifade etmek için yaptığı sembolik bir hareket olarak nitelendirdi.

Orban ise von der Leyen’e karşı oy kullandı, Kallas konusunda çekimser kaldı ve Costa’yı destekledi.

Avrupa siyasetini takip edenler için seçilenler yüzler hayli tanıdık.

Merkez sağ Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) Spitzenkandidat’ı (baş aday) von der Leyen Komisyon başkanlığı koltuğunu korudu.

Yürütme organına başkanlık eden ilk kadın olan von der Leyen, Şubat ayında bir kez daha aday olacağını açıkladığından bu yana, Covid-19 salgını ve Ukrayna savaşı sırasında çizdiği yüksek siyasi profil sayesinde önde gidiyordu.

Von der Leyen kampanya sırasında Meloni’nin aşırı sağına yakınlaşarak ilericileri kızdırdı. Ancak EPP’nin Haziran seçimlerinde 188 milletvekiliyle rahat bir zafer kazanması, Roma’nın denklemdeki önemini azaltarak, von der Leyen’in tonunu değiştirmesine olanak sağladı. Von der Leyen gelecek dönem kendisini destekleyecek güçlü bir merkezci koalisyon kurma sözü verdi.

COSTA, MICHEL’İN YERİNİ ALACAK
Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) 136 sandalye ile uzak ara ikinci sırada yer aldı. Ailenin en tanınmış yüzlerinden biri olan eski Portekiz Başbakanı Antonio Costa, Charles Michel’in yerine Avrupa Konseyi’nin başına geçecek.

Konsey başkanlığı yasama yetkisinden yoksun olsa da, son beş yılda bloğu arka arkaya vuran küresel krizler, bu görevin siyasi önemini ve medyadaki görünürlüğünü arttırdı ve merkez sol için imrenilen bir ödül haline getirdi.

Ancak Costa’nın yükselişi bir soru işaretini de beraberinde getiriyor.

Kasım 2023’te, kabinesinin bazı üyelerinin lityum madenciliği, yeşil hidrojen ve veri merkezi projelerinin imtiyazında yolsuzluk ve nüfuz ticareti yapmakla suçlanmasının ardından istifa eden Costa’nın ülkedeki iktidarı kısa sürdü. Costa resmi olarak suçlanmadı ancak usulsüz anlaşmalara tam olarak katılımı henüz açıklığa kavuşturulmadı. Costa ise bütün suçlamaları reddediyor.

Bu arada, 102 sandalyeden 75 sandalyeye düşen Avrupa’yı Yenile’nin liberalleri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı bloğun verdiği tepkinin önde gelen isimlerinden Estonya Başbakanı Kaja Kallas’ın Yüksek Temsilcilik pozisyonunu güvence altına aldı.

Kallas başlangıçta, 27 üye ülkenin uluslararası toplum karşısındaki ortak sesi olarak hareket etmesi beklenen bu makam için fazla açık sözlü ve “şahin” olarak görülüyordu. Ancak uygunluğuna ilişkin endişeler giderek azaldı ve daha önce NATO genel sekreterliği için adı geçen Kallas’a yeşil ışık yakıldı.

Önemine rağmen Yüksek Temsilci, doğası gereği AB’nin dış politikasını yöneten oybirliği ilkesi ile sınırlandırılmıştır. AP tarafından onaylanması halinde Kallas, sık sık senaryo dışına çıkmakla suçlanan Josep Borrell’in yerini alacak.

Üst düzey görevler için von der Leyen, Costa ve Kallas’ı seçen AB liderleri, dağılımın bloğun siyasi ve coğrafi çeşitliliğini yansıtmasını ve cinsiyet dengesini korumasını sağlıyor. Ayrıca, babası yarı Fransız yarı Mozambikli ve yarı Hintli olan Costa, blok tarihinde üst düzey bir göreve gelen ilk beyaz olmayan kişi olacak.

Bu seçim, seçimlerde zeminini koruyan ve aşırı sağın yükselişine dair kaygı verici tahminlere meydan okuyan merkez partilerin tanınması olarak görülebilir. Von der Leyen şimdiden Sosyalistler ve Liberaller ile ortak bir program tasarlamak üzere müzakerelere başladı.

Euronews

MAGUSA FEST

DAUSEN

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi