Talat: Külliye projesi seküler rejime başkaldırının simgesidir

CTP Girne milletvekili Ongun Talat, Kıbrıslı Türklerin kurumlarının devlet eliyle tasfiye edildiğini söyledi, UBP'nin alt yönetim olmayı kabul ettiğini vurguladı.

TVPLUS

HABER MERKEZİ

Cumhuriyetçi Türk Partisi Girne milletvekili Ongun Talat, Meclis’in ilk denetim gününde yaptığı konuşmasında Kıbrıslı Türklerin kurumlarının tasfiye edildiğine vurgu yaptı. Talat, külliye projesinin sadece inşaat sürecinde bile devlet adına işleri yürütmesi gereken kurumların devlet eliyle yok sayıldığına işaret ederek, Hükümet sıralarına yönelik, “Bu proje halkınız adına alt yönetim olmayı kabul ettiğinizin simgesidir” ifadelerini kullandı.

Külliye projesini Türkiye’deki yeni rejiminin egemenliğini Kıbrıs’ın kuzeyine yayma simgesi olarak nitelendiren Talat, projenin bunun yanında neo-Osmanlıcı bir israfın, bir şatafatın da göstergesi olduğunu kaydetti.

Talat, projenin ayrıca seküler rejime bir kaldırının da simgesi olduğunu belirterek, “Laik cumhuriyet ilkelerine yapılan bu saldırı en başta Kıbrıslı Türklerin varoluş mücadelesine yapılan bir hakarettir. Yasama faaliyetinin yürütüldüğü, toplum liderinin bulunduğu bir yerleşkede caminin işi nedir? Yani egemenlik kayıtsız şartsın milletindir lafından vaz mı geçiyoruz. Egemenlik kayıtsız şartsız “Allahın”dır mı diyoruz acaba. Bu proje neresinden tutarsanız tutun, kültürel ve ideolojik yayılmacılığın simgesinden öte bir anlamı olmayan bir projedir” dedi.

CTP’li vekilin Meclis’te yaptığı konuşma şöyle:

“ÜSTEL’İN PARTİ BAŞKANI YAPILAMASI TÜRKİYE BÜYÜKELÇİLİĞİ ELİ İLE YÜRÜTÜLDÜĞÜ ÇOK İYİ BİLİNEN BİR OPERASYONDUR
Yasama tatili boyunca çok hareketli bir siyasi gündeme sahiptik. Bunların arasında yaşanan en çarpıcı gelişme operasyonun son halkası uyarınca Faiz Sucuoğlu’nun UBP genel başkanlığından ayrılması oldu. UBP’de Faiz Sucuoğlu’nun istifa etmesiyle yapılan UBP kurultayında başbakanlık görevi ile parti başkanlığının birleştirilmesi tam anlamıyla zamanın ruhunu yansıtan bir gelişmedir. Bu olay siyasi kulislerde Türkiye Büyükelçiliği eli ile yürütüldüğü çok iyi bilinen bir operasyonun son halkasıydı. Kıbrıslı Türklerin UBP, Ünal Üstel’i parti başkanı yapmakla, Ünal Üstel’in “meşru bir Başbakan”a dönüştüğüne dair halkı kandırabileceğini düşünüyordu. Halbuki “görevlendirilmiş başbakan şimdi “görevlendirilmiş parti başkanı” oldu. Dolaysıyla yine bu meşruiyet krizini halkın gözünde kesinlikle ortadan kalkmadığını halk vicdanında bu durumun kabul görmediğini bir kez daha belirtmek isterim.

KÜLLİYE PROJESİNİN AMACI TC İKTİDARININ KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK HEGEMONYASINI KIBRIS’IN KUZEYİNE YAYMAKTIR
Bizim siyasi gündemimiz uzunca bir süredir Türkiye Cumhuriyeti’ndeki iktidarın tasarrufları ile belirleniyor. Örneğin son günleri külliye tartışmalarını ele aldığımızda, bu projenin TC iktidarının kültürel ve ideolojik hegemonyasını Kıbrıs’ın kuzeyine yayma amacından başka bir şey olmadığını görüyoruz. Külliye meselesi yalnızca külliyeden ibadet bir mesele değil. Külliye zamanın ruhunu yansıtan bir sembol, bir simge. TC’deki yeni rejiminin egemenliğini Kıbrıs’ın kuzeyine yayma simgesi. Bunun yanında neo-Osmanlıcı bir israfın, bir şatafatın simgesi. TC’deki yoksul halkının sırtına iki buçuk milyar Türk Lirası daha külfet eklemenin simgesi.

YASAMA FAALİYETİNİN YÜRÜTÜLDÜĞÜ BİR YERLEŞKEDE CAMİNİN İŞİ NEDİR?
Cumhurbaşkanlığının ve Meclis binalarının iç içe planlandığı bu proje, Türk tipi başkanlık sisteminin bir provası niteliğindedir. Proje kapsamında Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Binalarının yanı sıra bir de cami planı var. Yani proje aslında seküler rejime başkaldırı simgesidir. Laik cumhuriyet ilkelerine yapılan bu saldırı en başta Kıbrıslı Türklerin varoluş mücadelesine yapılan bir hakarettir. Yasama faaliyetinin yürütüldüğü, toplum liderinin bulunduğu bir yerleşkede caminin işi nedir? Yani egemenlik kayıtsız şartsın milletindir lafından vaz mı geçiyoruz. Egemenlik kayıtsız şartsız “Allahın”dır mı diyoruz acaba. Bu proje neresinden tutarsanız tutun, kültürel ve ideolojik yayılmacılığın simgesinden öte bir anlamı olmayan bir projedir.

KIBRISLI TÜRKLERİN KURUMLARININ TASFİYESİNİN SEMBOLÜDÜR BU PROJE
Bunların hepsinden de önemlisi ise Kıbrıslı Türklerin kurumlarının tasfiyesinin sembolüdür bu proje. Yalnız inşaat sürecinde, bu nitelikteki devlet projelerini yürütmekle yetkili Planlama ve İnşaat Dairesi ve inşaatın başlaması için vize veren İnşaat Mühendisleri Odası yok sayıldı. Sürece dahil edilmedi. Tamamen egemenlik haklarınızdan vaz geçtiğiniz bir süreci bu topluma yaşatıyorsunuz. Kurumların tasfiye edildiği yerde çıkar gruplarının şahsi ilişkileri devreye girer. Türkiye’de adrese teslim ihaleyi alan şirket, gelip burada inşaat firmaları ile taşeronluk anlaşması yapıyor, bizim kurumlarımız devrede değil. Bu tam anlamıyla devletin tasfiyesi anlamına gelir.

HALKINIZ ADINA ALT YÖNETİM OLMAYI KABUL ETTİĞİNİZİN SİMGESİDİR
Bu külliye projesi sizin şatafatlı açıklamalarınızın değiştiremeyeceği kadar halkın ihtiyacı değildir. Sizin halkınız adına alt yönetim olmayı kabul ettiğinizin simgesidir. Böyle bir proje ile prestij kazanacağınızı iddia etmek, Kıbrıslı Türkleri Avrupalı bir toplum yerine bir Ortadoğu ülkesi anlayışıyla yönetmeye soyunduğunuzu gösteriyor. Yurttaşın durumu önemli değil ama şatafatlı saraylarla biz dünyaya prestijimizi gösteririz anlayışını temsil etmeye başladınız. Gerçeklerden de koptunuz.

ŞATAFATLI NEO-OSMANLICI YAYILMA POLİTİKALARI KARŞISINDA DİRENMEMİZ GÖÇ EDEN GENÇLERE KARŞI BOYNUMUZUN BORCUDUR
Bundan sonraki süreçte bu yurda sahip çıkma kararlığında olan herkes yeni bir mücadeleyi ateşleyecek. Büyük bir savunma hattı kurulacağını bir kez daha belirtmek isterim. Bizim halkımıza bu yurda tutunmakla ilgili bir borcumuz var. Ülkemizin gençleri her geçen gün göç ederken bizlerin böyle şatafatlı neo-Osmanlıcı yayılma politikaları karşısında direnmemiz de göç eden gençlere karşı boynumuzun borcudur.”

Girne Belediyesi