Akansoy: CTP toplumsal gerilemeye ve kışkırtmalara prim vermeyecek

CTP Genel Sekreteri ve Mağusa milletvekili Asım Akansoy, Meclis'in Onuncu Dönem İkinci Yasama Yılı açılış toplantısında CTP adına yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetme isteğinin önemine vurgu yaptı.

TVPLUS

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Sekreteri, Mağusa milletvekili Asım Akansoy, başarılı bir yasama yılı dileğiyle başladığı konuşmasında, Meclis çalışmalarının verimliliği ve üretkenliğinin demokrasinin kalitesi ve siyasetin itibarının göstergesi olduğunu dile getirdi. Akansoy, halktan kopuk bir anlayışın ve Anayasanın ihlalinin güven sorunu yaratacağını vurguladı. Halkın iradesinin siyasete yansımasının Anayasayla güvence altına alındığını söyleyen Akansoy, Kıbrıslı Türklerin uzlaşı kültürünün geriletildiğinin altını çizdi.

Akansoy, Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetme isteğinin önemine vurgu yaparak, Kuzey Kıbrıs’ta iradenin Kıbrıs Türk halkında olduğunu söyledi.

Her halkın kaderini özgür iradesiyle belirlediğini dile getiren Akansoy, var olan durumun sürdürülebilir olmadığını ve geçen yasama yılının sıkıntılarla geçtiğini kaydetti. Yerel seçim tarihi ve belediyelerin birleştirilmesi konularında uyarılarının dikkate alınmadığını anımsatan Akansoy, “Meclis, Anayasa’ya rağmen yasa düzenlemesi yapabilir mi?” diye sordu. Akansoy, son yapılan araştırmalarda, kurumlar ve hükümete güvenin düştüğünün görüldüğünü dile getirerek, “halkın görüşlerini yansıtmayan ve beklentileri karşılamayan” hükümetin meşruluk tartışmaları yarattığını sözlerine ekledi.

Külliye konusunun sağduyuyla değerlendirilemediğini, CTP’nin toplumsal gerileme ve kışkırtmalara prim vermeyeceğini vurgulayan Asım Akansoy, yürürlükteki mevzuata göre yapılması gereken projenin gayri yasal bir şekilde yapıldığına işaret ederek, bu duruma müdahale edilmesi gerektiğini söyledi. Akansoy, külliyenin öncelikli olmadığını söyleyerek, hükümete halkın beklentilerine sahip çıkma çağrısı yaptı.

AKANSOY’UN KONUŞMASININ TAMAMI ŞU ŞEKİLDE:

“Meclis, Kıbrıslı Türk demokrasisinin en sembolik alanlarından bir tanesidir. Meclis çalışmalarının yöntemi, verimliliği ve üretkenliği, hazırlanan yasaların süratle hayata geçirilmesi için irade ortaya konması, demokrasinin kalitesinin, siyasetin itibarının da bir göstergesi haline dönüşür.

Karar süreçlerine toplumsal katılımın sağlanması yanında, Meclisin diyalog alanına dönüşmesi, ortak akıl arayışı, halkın sorunlarına çözüm üretmek anlamında oldukça önemlidir. Halktan kopuk bir Meclis çalışması ve halkın temel mutabakat metni Anayasanın ihlali siyaseti ciddi anlamda gerileten, güven sorunu yaratan bir duruma dönüşür.

Demokratik düzenin öznesi halktır. Halkın görüşlerini, değerlerini, beklentilerini, çıkarlarını, vizyonunu yansıtmayan bir siyaset çürümeye mahkumdur. Dolayısıyla, halkın belirleyiciliği, iradesinin siyasete yansıması, bir toplumun en temel hakkıdır ve bu hak tüm dünyada olduğu gibi bizde de Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Demokrasinin sağlıklı işlemesi, iradenin korunması, gözetilmesi ve müdahaleye kapalı olması ile mümkündür. Bunu gerçekleştiremeyen toplumların yaşadığı istikrarsızlık, gerek uzlaşı kültürünü gerekse toplumsal barışı ortadan kaldırır. Gelişimi çok yönlü durdurur, gelişigüzel uygulamalara kapı açar. Bugün uzlaşı kültürümüz de toplumsal barış da ciddi anlamda gerilemiştir. Kıbrıslı Türklerin, tarihsel olarak verdiği var olma ya da varlık mücadelesinin ana ekseni kendi özgür iradesinin belirleyiciliği ile yaşamak olmuştur. Yani kendi kendini yönetmek isteği bizim siyasi arka planımızın temelidir. Farklı görüşler bu temelde buluşabilmişlerdir.

Kendine yeten bir ekonomi ve kendi kendini yöneten bir toplum. Bunun bir adım ilerisi elbette iradenin kimde olduğu sorusunu gündeme getirir. Kuzey Kıbrıs’ta irade kayıtsız ve de şartsız Kıbrıslı Türk halkındadır. Ve bunun değişmesine dönük her bir müdahale ve zorlama asla kabul edilir değildir. Müdahale kimden gelirse gelsin. Bilinmesi gerekir ki kardeşlik hukuku, toplumların iradesinin üzerinde değildir. Her bir halk kendi kaderini kendi özgür iradesi ile belirler ve belirlemelidir. Bu bağlamda bugün en temel ihtiyaç, siyasi istikrar, uzlaşı ve ortak akıl arayışı ile ülkenin içinde bulunduğu kısır döngüyü değiştirmektir. Var olan durum sürdürülebilir değildir.
Geçtiğimiz yasama yılı, ciddi sıkıntılarla geçti. Özellikle Anayasaya aykırı düzenlemeler içerisine giren hükümetin, tüm uyarılarımıza rağmen dediğim dedik ve ben yaparım olur tavrı, toplumsal bir kaosu beraberinde getirdi.

Yerel seçim tarihinin belirlenme, gerekse belediyelerin birleştirilmesi yasası ile ilgili yaptığımız uzun tartışmalarda başta Parti Başkanımız Sayın Erhürman olmak üzere Milletvekili arkadaşlarımızın yoğun uyarılarını asla dikkate almadınız. Sustunuz. Biz konuştuk, anlattık, siz sustunuz, kulaklarınızı kapattınız. Belediyelerin birleştirilmesi konusunda model ve içerik ile ilgili farklı görüşlere sahip olsak da, çoğunluğunuzu Anayasaya uygun olarak kullanın dedik. Yardımcı olmaya çalıştık. Biz söyledik biz dinledik. Peki soru şudur?
Meclis Anayasaya ve bağlı yasalara rağmen yasa düzenlemesi yapabilir mi? Bir hükümet, ‘ben yaparım sen mahkemeye götür’ diyebilir mi? O zaman Meclisteki hukuk müessesesine ne gerek var? Oturalım canımız çektiği gibi işler yapalım. Olur mu böyle bir şey? Bu kadar mı geriye gittik? Bu kadar mı ne yaptığımızı bilmez haldeyiz?

Bildiğinizi yaptınız ve memleketi kaosa sürüklediniz. Sizlere sürekli olarak farklı görüşlerimize karşın, Anayasayı ihlal eden adımlar atarsanız konuyu yargıya taşırız demiş olmamıza karşın, bunu yaptınız. CTP olarak yargıya taşıdığımız konular karşısında ise kamuoyuna dönüp ‘CTP kaos yaratıyor’ dediniz. Meşhur Nasrettin Hoca fıkrasının güncel hali gibi. Şimdi ben de size sorarım, eve hırsız girmiş, biz de polis çağırdık. Suçlanan yine mi biz, hırsızın hiç mi suçu yok?

Olaylara bakış açımız, siyaset üretirken temsil ettiğimiz, taleplerini dinlediğimiz, oyunu aldığımız, birlikte hareket ettiğimiz, çıkarlarını savunduğumuz kesimler için yaptığımız siyasetin meşruluk kaynaklarıdır. Bugün hükümet, Kıbrıslı Türkleri temsil etme, hak ve çıkarlarını ileri taşıma bakımında ciddi anlamda meşruluğunu yitirmiştir. Bilimde buna düşük meşruluk denir. Burada dikkat edilmesi gereken, iktidarların düşük meşruluk sorunlarını gidermek adına zora, dayatmaya başvurma ihtiyaçlarıdır. Burada da otokratik, demokrasi dışı eğilimler gün yüzüne çıkar. Çünkü düşük meşrulukla, halktan destek almayan iktidarlar sürekliliğini ancak zora başvurarak karşılamak zorunda kalırlar.

Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi (CMIRS)’nin Eylül 2022 tarihli araştırma sonuçlarına göre ülkemizde kurumlara olan güven çok ciddi anlamda gerilemiş durumdadır. Araştırmaya göre kurumlara güven puanları bugüne kadarki en düşük noktaya ulaştı. Hükümetin güven puanı hiçbir dönemde olmadığı kadar düştü. Toplumun en çok güven duyduğu 3 kurum sırasıyla yargı, polis ve finansal kurumlar oldu. Bilimsel veriler bize kırmızı ışık yakmaktadır. Halk değişimi işaret etmektedir. Halkın görüşlerini yansıtmayan, ben yaparım olur yaklaşımı ile toplumsal değerleri sarsan, beklentileri karşılamayan uygulamalar ve meşruluk krizi içindeki temsil mekanizmaları ülkemizde kurumlara olan güveni her geçen gün daha da sarsmaktadır.

Sözlerimi külliye konusu ile tamamlamak isterim. Konu ne yazık ki sağduyu ve sorumlulukla değerlendirme kapasitesini çoktan kaybetmiştir. CTP olarak, toplumsal gerilime, çatışmaya asla prim vermeyeceğiz. Bu yönde yapılan tahrik edici söylemleri dikkate almayacak, hazır paket şeklinde yaptığınız açıklamaları ise yok sayacağız. Aynen Kıbrıs Türk halkının yaptığı gibi. Çünkü siyaset samimiyet ister. Samimi olalım. Sizin de haberiniz olmadan, bir yıl önce müjdesi verilen bir konudan bahsediyoruz. İki buçuk milyar TL’lik bir proje. Kıbrıslı Türk mimari, sosyal ve kültürel dokusuna uygun olmayan, dayatma bir işi savunuyorsunuz. Mimarına gelir gelmez vatandaşlık verdiniz. Külliye projesinin kaçak bir yapı olması, devlet mülkü, projesi olmaması, gerekli izinlerin alınmamış olması, projesinin onaylanmamış olması üzerinde durulması gereken bir konudur. Sizi uyarıyoruz, içinden geçtiğimiz ekonomik kriz ortamında öncelikli olmayan, yanlış bir mekanda yanlış bir işe imza atıyorsunuz. İdeolojik tutkularınızın esiri olmayın. Halkın beklentilerine ve sesine kulak verin! Ülkede istikrarlı bir düzen yaratmak mümkündür, bunun için siyasetin mutlaka yeniden şekillenmesi ve halka gidilmesi gerekir.”

Girne Belediyesi