Metaverse ve sanal gerçeklik teknolojileri gazeteciliği nasıl dönüştürecek?

Independent Türkçe, Metaverse’ün ve onunla birlikte popülerleşen sanal gerçeklik (VR) teknolojilerinin medya ortamını nasıl değiştireceğini konuyla ilgili önemli çalışmalara imza atmış gazetecilerin ve akademisyenlerin görüşleri ışığında ele aldı.

TVPLUS

Metaverse kavramı bir süredir oyuncuların, kripto destekçilerinin ve sosyal medya kullanıcılarının gündeminde. Kimisine göre bu kavram ütopik ve büyüleyici bir gelecek tahayyülü, kimisine göreyse kısa yoldan para kazanma aracı. Bazıları ne anlama geldiğinden bile emin olamazken, bazıları da gelecekte medya ortamını ve hatta gazetecilik pratiklerini değiştireceğine inanıyor. Metaverse platformlarının geleceğin sosyal medyası olacağı inancı da akıllardaki soru işaretlerini kamçılıyor.

NEDİR BU METAVERSE?
Metaverse’ün tek bir tanımı yapılamıyor. Kavram ilk olarak bilimkurgu yazarı Neal Stephenson’ın 1990’larda çıkan siberpunk romanı Snow Crash’de ortaya atıldı. Bazı uzmanlar Metaverse platformlarının tarihini 20 yıl önce büyük yatırımlarla piyasaya sürülen ve kitlelerin ilgisini kazanan Second Life’a kadar dayandırıyor.

2003’te çıkan, kiminin video oyunu, kimininse sanal yaşam alanı diye tanımladığı Second Life, oyuncuların kendileri için bir avatar oluşturmasına ve çevrimiçi sanal dünyada “ikinci bir hayata sahip olmasına” olanak tanıyordu.

Bu olanaklar, bugün metaverse platformlarının da vaat ettiği özelliklerle paralellik gösteriyordu. Second Life’ı 2006’da Robolox, 2017’de Fortnite izledi. 2000’de piyasaya çıkan The Sims serisi de dahil olmak üzere, bu tür oyunların geneli bugün Metaverse platformlarının atası olarak görülüyor.

Bu noktada akla şu soru geliyor: O zaman Metaverse’ü neden şimdi tartışıyoruz? 2013’te blok zincirinin icat edilmesiyle Metaverse, Second Life ve The Sims gibi öncüllerinden farklı, merkeziyetsiz bir sanal dünya olarak hayatımıza girdi.

Merkeziyetsizlik, aslında internetin blok zinciri teknolojisiyle harmanlanmış, merkeziyetsiz ve kişiselleştirilmiş bir versiyonu olarak tanımlanan Web3 hayalinin bir parçası. Merkeziyetsiz platformları da kabaca, tek bir merkezden yönetilmeyen, kullanıcıya daha geniş haklar sağlayan sosyal ortamlar olarak tanımlayabiliriz.

Bu nedenle Decentraland, The Sandbox, OVR ve benzeri birçok merkeziyetsiz metaverse platformu, büyük şirketlerin güdümündeki platformlardan başka seçenekler arayan oyuncuların ve internet kullanıcılarının odağı oldu.

Nitelikli Fikrî Tapular (NFT) sayesinde kullanıcıların bu sanal evrenlerde yarattığı avatarlar ve diğer sanal özellikler, başkaları tarafından (örneğin oyunu geliştiren şirketler) silinmeyecek, sansürlenemeyecek, çalınamayacak ve hatta kullanıcılara para kazandıracak şekilde dönüşmeye başladı.

Öte yandan blok zinciri atılımının ve TikTok’un yükselişinin ardından, özellikle Facebook gibi yerleşik sosyal medya devleri güç kaybetmeye başladı. Son dönemde ilk kez kullanıcı yitiren ve gelir kaybına uğrayan Facebook, “çağı yakalamak” için adını geçen yıl Meta olarak değiştirdi ve Metaverse dünyasının yeni sahibi olmaya adaylığını koydu.

Bunun arkasında firmanın kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg’ün sanal gerçeklik gözlüklerine ve artırılmış gerçeklik teknolojilerine yaptığı yatırım da vardı.

Böylelikle metaverse, kullanıcının yalnızca bilgisayar karşısında oturarak sanal dünyada etkileşimlere girdiği bir kavram olmaktan çıkarak sanal gerçeklik teknolojileri aracılığıyla daha gerçekçi deneyimler sunma vaadine dönüştü.

Zuckerberg’ün Meta vizyonunda artık kullanıcı avatarları oluşturmakla kalmıyor, sanal gerçeklik gözlükleri aracılığıyla avatarların deneyimlediği her şeyi bizzat deneyimlemeye başlıyordu.

Böylece metaverse’ün kullanıcıları özgürleştiren merkeziyetsiz bir ütopya mı, yoksa yine Facebook gibi büyük şirketlerin güdümünde olan ve insanların büyük gözlüklerle etrafta dolaştığı bir distopya mı olacağı sorusu doğdu.

Şu anda Meta’nın yalnızca Horizon Worlds adlı merkezi bir Metaverse platformu mevcut.

MERKEZİ BİR DİSTOPYA MI, MERKEZİYETSİZ ÜTOPYA MI?
Bu işin sonunda Metaverse deyince aklımıza hangisinin geleceği tartışma konusu. Merkeziyetsiz platformlar giderek yaygınlaşacak mı yoksa Metaverse, Zuckerberg ve diğer teknoloji milyarderlerinin yeni bir projesi mi olacak kalacak?

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim alanında Doç. Dr. Erkan Saka’ya göre bu sorunun cevabı, blok zinciri teknolojisinin meraklıları ve büyük teknoloji şirketlerinin çetin mücadelesi sonunda belirlenecek. Aynı zamanda teknoloji şirketlerinin kendi içindeki rekabeti de bunda belirleyici olacak.

Independent Türkçe’ye konuşan Saka, “Şu anda Metaverse üzerine standartları belirlemek üzerine bu şirketler arasında bir konsorsiyum oluşturuldu. Ama bildiğim kadarıyla bunun içinde Apple yok” ifadelerini kullandı:

Yani internetteki gibi global standartlar yok. Bu standartların belirlenmesinde yalnızca kriptocular ve teknoloji şirketleri arasında değil, şirketler içinde de büyük kapışma olacak. Belki de arada kripto dünyasından da öyle güzel ataklar olacak, öyle güzel uygulamalar çıkacak ki Big Tech onları takip etmek zorunda kalacak.

Bu noktada metaverse’ün medya ortamını ve gazeteciliği nasıl etkileyeceği sorusu yeniden akla geliyor. Uzmanlara göre aslında bu sorunun da iki yönlü cevabı var: Bir tarafta merkeziyetsiz bir konsept olarak metaverse’ün ve dolayısıyla blok zincirinin etkileri olabilecekken, diğer tarafta özellikle Zuckerberg’ün öne çıkardığı sanal gerçeklik teknolojilerini konuşmak gerekiyor.

MERKEZİYETSİZ METAVERSE, GAZETECİLERE NE KAZANDIRACAK?
Türkiye’de ve dünyanın pek çok yerinde gazetecilerin yazdıklarını kolayca yayımlamakta güçlük çektiği, haberleri nedeniyle tehdit edildiği ve gelir kaynağı bulmakta zorlandığı bir medya ortamı var.

Ancak bazıları, medyanın merkeziyetsiz hale gelmesi, diğer bir deyişle “patronsuzlaşmasıyla” bu sorunlarının aşılabileceğini düşünüyor. Bu noktada gazetecilerin blok zincirine ve dolayısıyla Decentraland ya da The Sandbox gibi blok zinciri tabanlı sanal dünyalara yönelmesi ve faaliyetlerini buralara taşıması gerekebilir.

ARŞIV GÖREVI GÖREBILIR
Blok zincirinin gazetecilere sağlayacağı ilk avantaj, kimsenin haberleri silemeyecek, değiştiremeyecek ve sansürleyemeyecek olması. Merkezi olmayan bir teknolojiyi temel aldıkları için bu platformları hiçbir güç odağı yönetemez.

Bu anlamda metaverse platformları haberler açısından bir arşiv görevi de görebilir. Örneğin kısa süre önce Radikal gazetesinin arşiv sitesinin kapatılması, birçok yazı ve haberin ortadan kaybolmasına, kıymetli bir arşiv çalışmasının internetten silinmesine sebebiyet vermişti. Blok zinciri platformlarında ise böyle bir durum söz konusu değil. Zira bu ağlarda her bir katılımcı, başlangıçtan itibaren tüm kayıtların birer kopyasını elinde tutuyor. Dolayısıyla bir kullanıcının ağdaki bilgileri kimsenin ulaşamayacağı şekilde silmesi mümkün değil.

Dijital haber ve alternatif kültür dergisi “Popula.com”un genel yayın yönetmeni Maria Bustillos, ABD’nin Teksas eyaletinde nisan ayında düzenlenen 23. Uluslararası Çevrimiçi Gazetecilik Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada, “Blok zinciri teknolojisi hakkında okumaya başladığım ilk dakikadan itibaren, bunun önemli yönünün kayıt tutma olduğunu anladım” demişti:

Bu yüzden bu teknolojinin her şeyden önce bir arşiv sistemi olarak gazetecilik için neler yapabileceğini düşündüm.

Konuyla ilgili görüşlerini Independent Türkçe’yle de paylaşan Bustillos, “Metaverse’ü tek bir şey olarak veya henüz ortaya çıkmamış bir konsept olarak görmüyorum. Bana daha çok bazı yeni özellikleriyle ve bazıları çok da yeni olmayan özellikleriyle mevcut internetin evrimi gibi görünüyor” dedi:

Bence blok zinciri, bozulup değiştirilemez kayıt defterleri üretme kabiliyeti sayesinde, dezenformasyonla mücadelede de çok büyük bir güç olabilir.

GAZETECİYE ANONİMLİK SAĞLAYABİLİR
Ayrıca bu platformlarda gazeteciler gerçek kimlikleriyle yazmayı veya tamamen anonim kalmayı seçebilir. Totaliter rejimlerde yaşayan veya tehdit alan gazeteciler, yazılarını böyle bir ağda paylaşarak kendilerini daha güvende hissedebilir.

Dolayısıyla, Second Life’taki gazetecilik deneyimlerinin aksine, merkeziyetsiz Metaverse platformlarında gazetecilik yapan kişilerin tamamen anonim kalması mümkün hale gelebilir.

NFT’LER VE YENİ GELİR MODELLERİ
Bunun yanı sıra blok zinciri tabanlı Metaverse platformlarının bel kemiği olan NFT’ler gazeteciler için alternatif bir gelir kaynağı haline de gelebilir. Örneğin, bu yılın başlarında The Sandbox, Decentraland ve OVR’da sanal arsa satış çılgınlığı baş göstermişti. Bu furya kısa sürede sönümlense de aslında birçok kişinin NFT’leri yatırım aracı olarak gördüğü anlamına geliyordu.

Halihazırda NFT’lerden ve blok zincirinin olanaklarından maddi gelir yaratmak için uğraşan gazeteler var. Ancak bu çabalar en azından şimdilik Metaverse platformlarının dışında gerçekleşiyor.

Örneğin ABD’li haber ajansı Associated Press (AP), blok zinciri üzerinde Metaverse platformları da dahil olmak üzere çeşitli uygulamalar geliştiren Xooa firmasıyla işbirliği yaparak, foto muhabirlerinin çalışmalarını NFT’ye dönüştürmüş ve satışa çıkarmıştı.

Bazı haber siteleri ve sosyal medya platformu da gazetecilerin kripto parayla bağış alabileceği özellikler getiriyor. Bu örneklerden ilkini “Popula.com” hayata geçirmişti. Sitenin yazarları 2018’de Ethereum üzerinden bağış almaya başlamıştı.

Sitenin genel yayın yönetmeni Bustillos, “2018’de çok az insanın kripto kullandığı göz önüne alındığında bizim projemiz çılgınca başarılı olmuştu” diyor:

İnşa ettiğimiz sistem epey ilkeldi, ETH’nin fiyatı sistemin kullanımını aşırı derecede pahalı hale getirene kadar gerçekten iyi gitti. Gaz fiyatları (Ethereum blokzincirindeki işlemlerin gerçekleştirilmesi için gereken maliyetlerin hesaplanmasında kullanılan ölçü birimi) o kadar yükseldi ki, bir yazara 1 dolarlık bahşiş göndermek 6 dolara mal olabiliyor. Paramız ve insan gücümüz olduğunda bir gün yeniden bu işe girişmeyi dört gözle bekliyorum.

“BÜYÜK BİR SIÇRAMA OLACAĞINDAN EMİN DEĞİLİM”
Öte yandan, Doç. Dr. Erkan Saka, blok zincirinin tek başına gazetecilikte büyük bir sıçrama yaratacağından emin olmadığını ifade ediyor. “Blok zinciri daha yeni popüler olduğunda zaten gazetecilerin gündemine girdi” diyen Saka, özellikle içeriğin kime ait olduğunun kanıtlanabilmesi ve NFT’lerin sağlayacağı olanaklar gibi hususlarda bu teknolojiyi faydalı buluyor.

“Bu, kullanıcının da izleyicinin de okuyucunun da aslında dahil olduğu bir sahiplik sistemini mümkün kılabiliyor” diyen Saka, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Ancak burada da yönetişim konusu halledilebilmiş değil. Sıradan kullanıcının da blok zinciri üzerinden bir medya organına sahip olması, yani bir parça hissesinin olması içeriği ne kadar etkileyecek veya etkilemeyecek? Bu tartışmalar devam ediyor.

Öte yandan Saka’ya göre, bu tartışmalar sonucunda blok zincirinin gazetecilik üzerinde bir sıçrama yaratacağı da şüpheli. “Blok zincir merkezli gazetecilik girişimlerinin çoğu şu ana kadar iyi bir performans sergileyemedi” diyen akademisyen şöyle ekliyor:

Hatta bunlardan en ünlüsü Civil, çok popülerdi ama kapandı.

2016’da kurulan patronsuz gazetecilik girişimi Civil, 2020’de kapanmış ve girişimin arkasındaki ekip, Ethereum üzerinde yeni çözümler geliştiren ConsenSys firmasına dahil olmuştu.

METAVERSE’TE GAZETECİLİK FAALiYETLERİ
Bu noktada akla, Metaverse’te gazeteciliğin pratikte nasıl olacağı veya olduğu sorusu geliyor. Aslında gazeteciliğin sanal dünyalarla etkileşiminin uzun bir tarihi var. Örneğin, Metaverse’ün öncülleri olarak görülen Second Life’ın ortaya çıkışından beri gazeteciler bu alanlarda da faaliyet göstermeye çalışıyor.

SANAL DÜNYANIN İLK GAZETESİ: THE ALPHAVİLLE HERALD
ABD’li felsefeci Peter Ludlow, 2003’te The Sims’te bu sanal evrenlerin ilk gazetesini kurdu. O dönemde Northwestern Üniversitesi’nde Ahlak ve Entelektüel Felsefe alanında görev alan felsefe profesörü, ünlü dilbilimci Noam Chomsky’nin öğrencisiydi.

Ludlow’un The Alphaville Herald adını verdiği bu gazete ilk sanal gazetecilik deneyimi olmasının yanı sıra basın özgürlüğü alanında da büyük tartışma yarattı.

Profesörün The Sims’teki avatarı Urizenus Sklar, bu gazetede oyunun geliştiricisi Electronic Arts’ı eleştiren yazılar yazınca The Sims’ten atıldı ve gazetesi de kapandı. Gazetede ayrıca oyunda yaygınlaşan sanal genelevler, siber suçlar hakkında haberler de yayımlanıyordu. The Alphaville Herald’ın kapatılması, merkeziyetsiz sanal dünya ihtiyacının da altını çiziyordu.

Ancak daha sonra Ludlow’un gazetesine rakip platform Second Life sahip çıktı. Bu platforma taşınarak Second Life Herald diye yeniden adlandırılan gazete hem bireylerin hem de şirketlerin oyun içindeki eylemlerini haberleştirdi. Platformu inşa eden ve kullanıcıların “hükümet” dediği şirket hakkında haberler yayımladı.

REUTERS, SECOND LIFE’TA
2000’lerde Second Life ekonomisi büyüyüp, BMW gibi “gerçek dünya” şirketleri sanal alanda faaliyet göstermeye başladıkça medya kurumları da harekete geçti.

Örneğin haber ajansı Reuters, Second Life’ta sanal bir büro açtı ve buradaki işletmelere dair haberleri takip etmesi için iki muhabir atadı. Böylelikle ajans, sanal evrenlerde tam zamanlı muhabir görevlendiren ilk haber kurumu oldu.

Reuters’ın görevlendirdiği muhabirlerden biri Adam Pasick’ti. 2006’da Adam Reuters adlı avatarıyla sanal dünyadaki yerini alan gazeteci, burada avatarların, işletmelerin ve markaların faaliyetlerini takip etti. Öte yandan bu ilginç deney sadece iki yıl sürdü.

O dönemde The New York Times’a açıklamada bulunan Pasick, Second Life’taki habercilik deneyiminin fiziksel dünyadaki işleyişten çok da farklı olmadığını ifade etmişti.

BBC’NİN HABER EKRANLARI VE SANAL FİNANS PROGRAMI
Second Life’ta boy gösteren bir diğer köklü medya kurumu da BBC oldu. Platforma devamlı haberlerin aktığı ekranlar yerleştiren medya platformu, bir de finans programı hazılamıştı.

Muhabir Max Flint’in avatarıyla sunduğu programa The Money Programme (Para Programı) adı verilmişti. Program hem gerçek dünyada BBC Two kanalında hem de platformda yayımlanmıştı.

METAVERSE PLATFORMLARINDA GAZETECİLİK FAALİYETLERİ
Second Life, 70 milyonun üzerinde kayıtlı hesaba ulaşarak 2000’lerin başında büyük bir rüzgar yaratmıştı. Şimdi çok daha fazla platform seçeneği olmasına rağmen tek başına bu popülariteyi yakalayan merkeziyetsiz bir platform ortaya çıkmadı. En popülerlerinden The Sandbox’un bile henüz 2 milyon civarında kayıtlı kullanıcısı var.

Bu nedenle az sayıdaki yayıncılık faaliyeti de farklı farklı platformlara dağılmış durumda. O örneklerden bazıları şöyle:

VICE NEWS’ÜN DECENTRALAND’DEKİ BÜROSU
Kanada merkezli VICE Medya Grubu, mimarlık firması BIG’le anlaşarak popüler Metaverse platformu Decentraland’de sanal büro açtığını bu ay başında duyurdu.

Hem grubun çalışanlarına hem de tüm Decentraland kullanıcılarına açık olan bu büro, medya grubunun sanal inovasyon laboratuvarı olarak hizmet edecek. Kullanıcıların ve çalışanların son projelerin brifing ve tanıtımları için bu sanal büroda bir araya gelmesi planlanıyor.

VICE Media Group CEO’su Nancy Dubuc, “Kurum her zaman bu kültürün içinde olmakla, izleyicilerimizin olduğu yerlere gitmekle ilgileniyor” diyor:

“Bir kez daha sınırları zorlamaktan gurur duyuyoruz.”

SCMP, THE SANDBOX’TA
Hong Kong merkezli köklü yayın kuruluşu South China Morning Post (SCMP) da The Sandbox’ta yerini aldı.

Yayın kuruluşu burada ödüllü fotoğraflar, illüstrasyonlar, veri görselleştirme çalışmaları ve infografiklerinden ilham alan özel bir NFT koleksiyonunu sergilemeyi planlıyor.

SCMP, Mart 2022’de duyurduğu bu işbirliğiyle The Sandbox’taki ilk medya şirketi ve Metaverse deneyimini başlatan ilk Hong Kong merkezli şirket oldu.

FINANCIAL TIMES’TAN SANAL RÖPORTAJ
Birleşik Krallık (BK) merkezli Financial Times gazetesi ise Aralık 2021’de ülkenin eski Başbakan Yardımcısı Nick Clegg’le sanal ortamda avatarlar aracılığıyla röportaj yaparak öne çıktı.

2022’de Meta’nın küresel ilişkilerden sorumlu yöneticisi olarak göreve başlayan Clegg, gazeteden Henry Mance’e verdiği röportajda Metaverse teknolojilerinin geleceğini değerlendirdi.

Gazete bu röportajı YouTube kanalından yayımladı:

METAVERSE’TE HABER OLANAKLARI
2021’de Metaverse platformlarına yönelik ilginin aniden artması, iş dünyasının da dikkatini çekti. JPMorgan’ın yakın tarihli bir raporuna göre, “dünyanın dört bir yanındaki iş dünyası liderleri Metaverse stratejisi belirlemeye çalışıyor”.

Raporun yazarları, Metaverse düşük gelirli ülkelerdeki işçilerin yer değiştirmeden Batılı firmalarda iş bulabileceğini, müzisyenlerin geçimlerini bu platformlar üzerinden de sağlayabileceğini savunuyor. Buna göre ister spor ister müzik etkinlikleri olsun, çeşitli faaliyetler şimdiki maliyetin çok altında büyük bir izleyici kitlesine ulaşabilir.

Örneğin, metaverse platformu Decentraland’de mart ayında yapılan moda haftasında Estee Lauder, Tommy Hilfiger ve Dolce & Gabbana gibi dev markalar yer almıştı.

Decentraland’de, daha önce de bankacılık devi JP Morgan’ın dahil olmasıyla, Avustralya Açık tenis turnuvasının sanal organizasyonları düzenlenmiş ve Samsung gibi teknoloji devleri mağazalar açmıştı.

Tüm bunlar şimdilik yalnızca “gerçek dünya” gazetelerinin manşetlerini süslüyor. Benzer etkinlikleri an be an takip edip haberleştiren bir Metaverse gazetesi göze çarpmıyor.

Ayrıca yalnızca konser ve diğer etkinliklerin değil, platformlardaki suçlar ve skandallar da habercilerin dikkatini çekebilir.

Örneğin, Meta’nın Horizon Worlds adlı sanal dünyada meydana gelen cinsel saldırı ve tecavüz vakaları bu skandallardan biri.

ZUCKERBERG’İN MERKEZİ METAVERSE KONSEPTİ: GİZLİLİK VE GÜVENLİK, TARTIŞMA KONUSU OLMAYA DEVAM EDECEK
Bu arada gazeteciliğin Metaverse’le ilişkisi, yalnızca platformlarda sanal gazeteler çıkarmak veya oradaki faaliyetleri takip etmekten ibaret değil. Zira özellikle Zuckerberg’ün Metaverse vizyonunda, internetin bugünkü haline dair tartışmaların ve haberlerin katlanarak artması bekleniyor.

Örneğin, Facebook’ta ve Meta’ya bağlı diğer sosyal medya platformlarında kullanıcı verilerinin gizliliğine dair ihlaller uzun süredir teknoloji habercilerinin gündeminde. Sosyal medya devinin, Metaverse’ün itici gücü olmaya soyunması da dikkatleri bu platformlardaki olası ihlallere çekiyor.

Sosyal medya devi hakkında çok sayıda dosyayı kamuoyuyla paylaşan Facebook ifşacısı Frances Haugen, firmanın yaratmak istediği Metaverse’ten “aşırı korktuğunu” söylüyor.

Sanal gerçeklik teknolojisinin gerektirdiği donanımların kötüye kullanılabileceğini ima eden Haugen, Time’a verdiği röportajda konuyla ilgili şu ifadeleri kullanıyor:

“Kendi çıkarlarının söz konusu olduğu her vakitte bize yalan söylediğini zaten göstermiş olan bu şirket için bizim evlerimize kamera ve mikrofon mu koymamız gerekiyor?”

Independent Türkçe’ye konuşan yazar ve iletişimci Ümit Alan, “Medyanın asıl odaklanması gereken noktanın bu olduğunu düşünüyorum” dedi:

“Yapılan haberler genelde ütopik ve hayranlıkla beklenen bir gelecek algısından hareket ediyor. Gazeteciliğin Metaverse ile ilişkisi bu eleştirel temeller üzerinde kurulursa, bir önceki büyüleyici vizyon olan sosyal medyanın yol açtığı sorunların bir tekrarı yaşanmaz.”

Bu noktada merkeziyetsiz sosyal medya projelerinin, toplanan veriler hususunda tam bir şeffaflık vaat ettiğini belirtmekte de fayda var.

“YURTTAŞ HABERCİLİĞİNDE ÜRETİMİ ARTIRABİLİR”
Doç Dr. Erkan Saka’ya göre de Meta’nın girişimleriyle şirketlerin veri toplama faaliyetini başka bir boyuta evriltmesi söz konusu olabilir.

Özellikle sanal gerçeklik gözlükleriyle internetle etkileşimimizin “ekranın ötesine geçmesi” yeni veri türlerini akla getiriyor.

“Ekranın ötesinde bedensel veri toplama daha mümkün hale gelecek” diyen Saka, “Bazı eleştirmenler, özellikle Meta’nın şimdi de toplayamadığı yeni veri türlerine göz diktiğine işaret ediyor ki bu olabilir” diyor:

Gerçekten böyle bir potansiyel var. Daha önce, yani şu anki internette elde edilememiş veri türleri Metaverse sayesinde ortaya çıkabilir.

YAYINCILARIN BÜYÜK KISMI YATIRIM YAPMAKTAN KAÇINIYOR
Yukarıda sayılan tüm örneklere ve büyük firmaların Metaverse’e yönelmesine rağmen yayıncıların büyük kısmının bu alana yatırım yapmaktan kaçınması büyük bir soru işareti yaratıyor.

Reuters’ın “Gazetecilik, medya ve teknoloji trendleri ve tahminleri 2022” başlıklı raporuna göre yayıncıların sadece yüzde 8’i Metaverse ve ilgili teknolojilere yatırım yapmayı planlıyor.

Haber ajansına göre bunun nedenlerinden biri, Metaverse’ün henüz olgunlaşmamış bir teknoloji trendi olarak görülmesi. Zira bu konseptin geleceğinin nasıl olacağına dair de birçok farklı görüş var. Örneğin Meta sanal gerçeklik ürünlerini öne çıkarırken, halihazırda var olan Metaverse platformları kripto para ve blok zinciri teknolojileriyle el ele yürüyor. Bu da aslında tek bir Metaverse konseptinden söz edilemeyeceği anlamına geliyor.

Ümit Alan, “Konsept yeni olduğu için yapılan haberler dikkat çekiyor ama ayakları bile olmayan avatarınızla dans ettiğiniz bir etkinliğin gerçek gibi hissettirmesi konusunda derin kuşkular var. Kimse bunu itiraf edemiyor” diyor.

Gerçekten de Mark Zuckerberg, Horizon Worlds’ü Fransa ve İspanya’ya açacaklarını duyurmak için Twitter’da kısa süre önce paylaştığı görsel kullanıcılar arasında dalga konusu olmuştu.

Şu anda hem Zuckerberg’ün avatarı hem de diğer grafikler bekleneni karşılamakta çok yetersiz kalıyor.

“Daha elimizdeki internette sorunlar var”

Yayıncıların vurguladığı bir diğer husus da gazetelerin henüz var olan internet ve sosyal medya ortamında verimli bir gelir modeli inşa edememiş olması. Zira haber sitelerinin mevcut sosyal medya düzeninde doğrudan gelir elde edebileceği bir yöntem bulunamadı.

South China Morning Post’un CEO’su Gary Liu, konuyla ilgili bir değerlendirmesinde, “Her şeyden önce, internetteki mevcut haber işi hala çözülmedi, bu yüzden hepimiz internette sürdürülebilir dijital medya işlerini nasıl kuracağımızı bulmak için mücadele ediyoruz” ifadelerini kullanıyor:

Bu yüzden çoğu haber kuruluşu, açıkçası şu anda kafalarında canlandıramadıkları bir şeyi denemek için zaman ve kaynak ayırma lüksüne sahip değil.

“HYPE” SÖNÜYOR MU?
Meta’nın, metaverse projeleri için sanal gerçeklik donanımları geliştirmek üzere kurduğu Reality Labs geçen yıl sonunda 10 milyar dolardan fazla para kaybederken, kamuoyunun bu teknoloji trendine yönelik ilgisi de azalıyor.

Google’da Metaverse’le ilgili aramaların zirveyi gördüğü ocak ayından bu yana hızla azalması dikkat çekici. Analistlere göre yayıncıların bu alana yatırım yapmaktan kaçınmasının bir nedeni de Metaverse’ün “hype”ının (halkta uyandırılan fazla ilgi, heyecan) giderek azalması olabilir.

“METAVERSE’TE GAZETECİLİK YAPMA HATTI DOĞRU HAT DEĞİL”
Bütün bunlar medyanın metaverse ve beraberinde gelen teknolojilerle entegrasyonu için henüz erken olduğu düşüncesini doğurabilir. Ancak Alan, “Doğru bir hattan ilerlenirse erken değil” diye düşünüyor. Öte yandan iletişimciye göre bu doğru hat “Metaverse’te gazetecilik yapma hattı değil”.

“Doğru hat yeni medyada haberi nasıl talep edilir hale getiririz hattı. Nasıl bir anlatım tekniği bulmalıyız, nasıl bir sunumla ulaştırmalıyız? Bunlar sadece teknolojiyle ilgili sorular değil” diyen Alan, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Gazeteciliği yeni teknolojilerle buluşturacağız sorusundan daha önemli soru şu: Sosyal medya sonrası dünyada, gazeteciliği nasıl talep edilebilir ve bedel ödenebilir hale getiririz? Metaverse’ten önce bu sorunun cevabına odaklanılırsa, bu cevap Metaverse’te de çalışır. Çünkü sorun teknoloji kendisi değil, gazeteciliğin bu sınırsız iletişim dünyasında kendisini yeniden üretememesi.

SANAL VEYA ARTIRILMIŞ GERÇEKLIK IŞIN NERESINDE?
Metaverse platformlarının hype’ı giderek azalır gibi görünse de, şu anda bu kavramla el ele yürüyen sanal gerçeklik teknolojilerinin gazetecilik pratikleri üzerinde uzun erimli etkisi olabilir.

Metaverse’ten bahsederken, yukarıda bahsi geçen platformlar kadar sanal gerçeklik teknolojilerinden de bahsetmek gerekiyor. Zira Metaverse, teknolojinin gelişmesiyle sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR) veya genişletilmiş gerçeklik (XR) donanım aracılığıyla da erişilebilen dijital alan haline geldi.

Artırılmış gerçeklik (Augmented reality / AR): Gerçek dünyadaki çevrenin ekrandaki canlı görüntüyle entegrasyonu anlamına geliyor. 2010’ların popüler oyunu Pokémon Go ve Snapchat ya da Instagram filtreleri buna temel örnekler.

Sanal gerçeklik (Virtual reality / VR): Bu kavram ise gerçek dünyadaki çevreden daha ileri düzeyde kopmayı gerektiriyor. Artırılmış gerçeklik mobil uygulamalarda kullanılabilirken sanal gerçeklik, görme ve işitme gibi duyu organlarını kontrol edebilen gözlükleri veya oyun kıyafetlerini de içeriyor.

Genişletilmiş gerçeklik (XR): XR teknolojisi ise, AR ve VR da dahil olmak üzere, bilgisayarla değiştirilmiş gerçekliğin tüm çeşitli biçimlerini kapsayan şemsiye kategori olarak düşünülebilir.

VİDEO GAZETECİLİĞİ VE BELGESEL FİLMLERDE VR TEKNOLOJİSİ
Facebook’un Oculus’u satın aldığı 2014’te AR ve VR teknolojileri, medya sektöründe halihazırda popülaritesini artırıyordu. Bu teknolojilerin yansımaları özellikle belgesel filmler ve video haberciliğinde göze çarpıyordu. Blok zincirinin büyük ölçüde yaygınlaşmasının 2021’de mümkün olduğu düşünüldüğünde sanal gerçekliğin çok daha eskiye dayandığı görülebilir.

LOS ANGELES’TA AÇLIK: HABER OKURU OLAYIN TANIĞI HALİNE GELDİ
Sanal gerçekliğin gazetecilikle buluştuğu ilk örneklerden biri 2012’de gelmişti. ABD’li gazeteci ve girişimci Nonny de la Peña, 2012 Sundance Film Festivali’nde gösterilen 360 derecelik VR filmiyle bir ilke imza atmıştı.

“Hunger in L.A.” (Los Angeles’ta Açlık) adlı film, aslında gerçekten yaşanan ve yerel haberlere konu olan vahim bir olayın sanal gerçeklik teknolojisiyle yeniden canlandırılmasıydı.

Animasyon filmde ABD’nin Los Angeles Kenti’ndeki bir gıda bankasının önünde bekleyen diyabet hastası bir adamın kan şekeri seviyesinin düşmesiyle fenalaştığı olay canlandırılıyor.

Böylelikle insanlar toplumsal adaletsizlikleri vurgulamayı amaçlayan bu filmi sanal gerçeklik gözlükleriyle izleme olanağı yakalıyor. Görgü tanıklarının kaydettiği görüntülere ve seslere dayanarak oluşturulan filmde izleyicilerin olayın adeta tanığı haline gelmesi sağlanıyor.

SANAL GERÇEKLİK BİR EMPATİ MAKİNESİ Mİ?
Bazı uzmanlara göre sanal gerçekliğin özünde empati kavramı yer alıyor. Buradaki temel fikir görsel malzemelerin çok yaygın olduğu internet ortamda okurun haberin kendisini VR araçlarıyla deneyimlemesini ve haberin özneleriyle empati kurmasını sağlamak.

ABD’deki USC Annenberg İletişim ve Gazetecilik Okulu’ndan Prof. Dr. Robert Hernandez ise sanal gerçekliği bir “empati makinesinden” çok daha fazlası olarak görüyor. Akademisyen, bu teknolojiyi “hikaye anlatmanın yeni bir yolu” diye niteliyor:

Haberi sadece pasif olarak tüketmiyor, izlemiyor ya da okumuyorsunuz. Bu tür fırsatları, bu tür hikayeleri tüm vücudunuz yaşıyor, beyniniz bunları yaşıyor. Yani farklı bir düzeyde hissediyorsunuz… Bu gerçekten güçlü bir fırsat.

Doç. Dr. Erkan Saka ise teknolojinin izleyicilere sunacağı gerçekçi görsel anlatımdan umutlu olduğunu ifade ediyor. “Bir savaş alanından video izletme çok daha çarpıcı ve gerçekçi olabilir” diyen Saka, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Ukrayna’daki savaştan sanki içindeymişiz gibi görüntü izlemek… Neden mümkün olmasın?”

“SANAL GERÇEKLİK EĞİTİMİ GEREKLİ”
Independent Türkçe’ye konuşan Hernandez, üç boyutlu görseller üretme teknolojisinin benimsenmesi için eğitimin de yaygınlaştırılması gerektiğini ifade ediyor.

Görevli olduğu üniversitede bu teknolojilere çokça eğildiklerini ama genelde akademik kurumların yavaş kaldığını söyleyen Hernandez, “Gazetelerde veya akademik birimlerde bu teknolojilerle ilgili eğitim yaygınlaştırılmalı” diyor:

Müfredatlar, öğrencilere denemek istedikleri dersleri seçmeleri için fırsatlar sunuyor ama zorunluluk açısından çok sınırlı. Bence her okulun konuyla ilgili en az bir ders açması harika olur.

Akademisyen, bu teknolojik araçları öğrenmenin düşünüldüğü kadar zor olmadığını da vurguluyor. “Seviyesi ne olursa olsun, herkesin bu yeni teknolojileri anlayabilecek ve ilginç deneyimler yaşayabilecek kadar dijital deneyime sahip olduğunu öğrendim” diyen Hernandez, şöyle devam ediyor:

Yani zengin olmanıza gerek yok, bir sürü kaynağa ihtiyacınız yok, teknoloji insanı olmanıza da gerek yok. Akıllı telefonu kucakladığınız gibi bu teknolojileri de benimseyebileceğinizi bilmeniz yeterli.

SANAL GERÇEKLİK CEP TELEFONLARINDA
VR gözlükleri giderek ucuzluyor ama daha gerçekçi deneyimler sunan ürünler hâlâ çok pahalı. Örneğin en popüler ürünlerden Oculus Rift, şu anda 600 dolar civarında. Bu da söz konusu teknolojinin dünya genelinde yaygın biçimde benimsenmesinin önüne geçiyor.

Örneğin, yatırım firması Piper Sandler’ın 7 bin ABD’li gençle yaptığı Nisan 2022 tarihli bir araştırma, katılımcıların yarısının VR cihazı satın almada tereddüt ettiğini ortaya koyuyor.

Diğer yandan Prof. Dr. Hernandez, sanal gerçekliğin sanıldığından çok daha geniş bir konsept olduğunu belirtiyor:

“Sanal gerçekliği pahalı bir kulaklık takıp içinde olduğumuz gerçekliği bırakmak ve etkileşimde bulunabileceğiniz başka bir dünyaya ve sanal alanlara dalmak diye tanımlarsanız, gerçekten pahalıdır. Ama bu, spektrumdaki sürükleyici deneyimlerden yalnızca biri.”

Hernandez, telefon kameralarıyla üç boyutlu görüntüler kaydetmenin giderek yaygınlaşacağına ve gündelik bir deneyim haline geleceğine dikkat çekiyor. “Gerçek şu ki, bu teknolojiye sahibiz, şu anda herkes akıllı telefonları aracılığıyla bu yeni deneyimleri yaratacak teknolojiye zaten sahip” diyen akademisyen şöyle ekliyor:

“Telefonumuzda kameralar olmadan önce fotoğrafçılığın veya video kaydının çok pahalı olduğunu söyleyebilirdik. Ama bu değişti.”

Hernandez bu noktada, eskiden çok pahalı olan Polycam gibi 3D görüntü yakalama teknolojilerinin artık cep telefonlarında bedava kullanılabildiğine dikkat çekiyor.

Lazer darbeleri aracılığıyla bir nesnenin uzaklığını algılamaya yarayan LIDAR sistemi şu anda iPhone 12 pro ve üst modellerinde mevcut. Bu sayede iPhone kullanıcıları Polycam gibi uygulamalardan ve SnapChat’in üç boyutlu fotoğraf özelliğinden yararlanabilmeye başladı.

VR video paylaşım hizmetlerinin çoğalması da hem üreticiler hem de tüketiciler için önemli olanaklar yaratıyor ve konseptin yaygınlaşmasını sağlıyor.

Bunların başında YouTube 360, Vimeo 360 ve Facebook 360 gibi popüler sosyal medya platformlarının VR paylaşım hizmetleri geliyor. Diğer popüler VR platformları arasında ise Bigscreen VR, Steam Powered, VeeR VR, Visbit, 360 Rise ve AirPano gibi hizmetler var.

TV KANALLARININ VE YERLEŞİK MEDYA KURUMLARININ SONU MU GELECEK?
Dijital dönüşüm uzmanları, Metaverse platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte televizyonun konumunun sarsılabileceğini düşünüyor.

İstatistik sitesi Statista’nın aktardığına göre daha yaşlı tüketiciler TV’ye bağlılığını sürdürüyor. Ancak 35 yaş altı TV izleyicilerinin sayısı son 10 yılda yarı yarıya azaldı. Metaverse platformları geliştikçe bu sayının daha da azalması bekleniyor.

Dijital dönüşüm üzerinde uzmanlaşmış Fransız firması Sysk’in kurucu ortağı Frederic Cavazza, AFP’ye verdiği röportajda, “Gençler pasif TV izleyicilerinden aktif oyunculara dönüştü ve ekranlardan akıllı telefonlara döndü” diye konuştu.

TV kanalları izleyicileriyle birlikte ölecek.

Uzmanlara göre yayıncılar, gençlere ulaşmak için halihazırda baskın konumda olan Roblox, Fortnite ve Minecraft gibi Metaverse platformlarıyla rekabet etmek zorunda kalacak.

Örneğin, 2020’de rapçi Lil Nas X’in Roblox’ta performansını 33 milyon kişi izlemişti. Bu da müzisyeni bu hafta Grammy Ödül Töreni’nde televizyonda izleyenlerin sayısının üç katından fazlaydı.

Diğer yandan TV kanallarının sürece adapte olması da mümkün. Köklü TV yayıncıları, sanal gerçeklik teknolojilerini denemeye Metaverse kavramının geçen yıl popülerleşmesinden çok önce başladı.

Örneğin BBC, yaklaşık 5 yıllık araştırma sürecinin sonunda 2017’de Reality Labs adlı bir sanal gerçeklik laboratuvarı kurdu. Bu birimin “yayıncılıkla ilgili uygulamalar için 360 derecelik videoları ve sanal gerçekliği araştırmayı ve geliştirmeyi” amaçladığı ifade ediliyor.

Kurum o zamandan beri sanal gerçeklik donanımlarıyla uyumlu, 360 derecelik videolar üretiyor. En etkileyici ürünlerden biri de BBC Earth’ün 2019’da Güneş tutulmasını uzaydan izlemeyi mümkün kılan 360 derecelik VR videosu. İzleyiciler kanalın YouTube’dan da yayımladığı videoyu VR gözlüğü olmadan bile çok etkileyici buluyor:

XR LABORATUVARLARI “ABONEYİ İÇERİDE TUTMAYA YARAYABİLİR”
New York Times’ın XR stüdyosu R&D ve Washington Post’un Lede Laboratuvarı da yerleşik medya kurumlarının teknolojiye ayak uydurma çabasının önemli bir örneği.

Lede Lab’in internet sitesinde konuyla ilgili şu ifadeler yer alıyor:

“Lede Lab, Washington Post’un büyüyen küresel okur kitlesine hizmet etmesine yardımcı olan gelişen teknolojileri, yeni hikaye anlatımı tekniklerini ve yaratıcı ortaklıkları keşfetmeye adanmış deneysel haber ekibi.”

Öte yandan 2018’de sanal gerçeklik laboratuvarı kuran The Guardian, çalışmaları sürdürmeyi tercih etmemişti. Doç. Dr. Erkan Saka, gazetenin bugünlerde geleceğe dair planları arasında Metaverse’ten hiç bahsetmediğini belirtiyor. Akademisyene göre bunun da nedeni büyük ölçüde sürdürülebilir bir gelir modeli oturtulamaması.

“Bu yaratıcı anladım ilk etapta gazetecilikten ziyade reklamlarda veya başka alanlarda daha çok kullanılabilir” diyen Saka, “Medyada ise bu, kullanıcıyı içeride tutmak için işlevli olabilir” diyor.

Zira hem The Guardian, hem de halihazırda XR laboratuvarlarına eğilen New York Times ve Washington Post, abonelik sistemine dayalı bir gelir modelini benimsiyor.

“Şu anda abone sayısını korumak, yeni abone elde etmekten daha önemli bir hale geldi” diyen Saka, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bir milyon aboneye ulaşıyorsun ama bunlar aboneliğe devam edecek mi? Bütün bu teknolojiler, para vererek premium hizmet alan aboneleri içeride tutmak için çok işe yarayabilir.”

Girne Belediyesi