Avrupa Komiseri Jourova: AB, Polonya mahkemesinin kararına itiraz etmezse çökmeye başlar

Polonya'da Anayasa Mahkemesi'nin Avrupa Birliği (AB) hukukunun ulusal mevzuata üstünlüğünü reddetmesi tartışmalara yol açtı.

Çek Cumhuriyeti’nden AB Komiseri Vera Jourova, “AB’de eşit kurallara Avrupa’nın her yerinde aynı şekilde saygı gösterilmesi ilkesini desteklemezsek, tüm Avrupa çökmeye başlayacak” dedi.

Avrupa Komisyonu’nda Değerler ve Şeffaflık Komiseri Jourova, “Bu nedenle, Polonya anayasa mahkemesinin kararına tepki vermemiz gerekecek” ifadesini kullandı.

Polonya Dışişleri Bakanı Zbigniew Rau ise Almanya ve Fransa’yı işaret ederek mahkemenin aldığı kararı savundu.

Ülkede 100 binden fazla kişi AB’yi desteklemek için geçtiğimiz pazar günü protesto gösterileri yaparak ülkelerinin bloktan ayrılmasına (Polexit) karşı oldukları mesajı verdi.

POLONYA, YÜKSEK MAHKEME KARARINI SAVUNUYOR
Varşova, Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararın arkasında olduğunu duyurdu. Polonya Dışişleri Bakanı Rau, “Polonya Anayasa Mahkemesi, AB hukukunun yalnızca yetki devredilen alanlarda ulusal hukuktan önceliğe sahip olduğunu doğruladı” dedi.

Yüksek mahkeme kararının yürürlükte kaldığını doğrulayan Rau, Twitter’dan yaptığı açıklamada kararın “AB kurumlarının yetkilerini keyfi olarak genişletmesinin Polonya Anayasasına aykırı” olduğu anlamına geldiğini söyledi.

Kararın Fransız ve Alman anayasa mahkemelerinin görüşleri ile uyumlu olduğunu iddia eden Bakan Rau, “Fransız ve Alman ortaklarımın da bu uygulamanın anayasalarına aykırı olduğunu düşüneceklerine inanıyorum” ifadesini kullandı.

Fransa ve Almanya, Polonya mahkemesinin kararını ilk eleştiren ülkeler arasında yer aldı. Fransa’nın Avrupa İşleri Bakanı Clement Beaune, bunu “AB’ye karşı bir saldırı” olarak nitelendirdi. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Polonya’yı AB’nin ortak kurallarına “tam” saygı duymaya çağırdı.

VARŞOVA’YA YAPTIRIM UYGULANIR MI?
Brüksel, son dönemde ülke yönetimini yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü ve demokratik değerler konusunda eleştiriyor.

Avrupa Komisyonu’nun Polonya’ya, Covid kurtarma fonlarının ödenmesini engellemenin yanı sıra, Avrupa yasalarında yer alan “temel değerleri ihlal ettiği düşünülen devletler için fonları askıya almak” cezasını uygulayabileceği konuşuluyor.

Bloktaki diğer ülkelerin Polonya’da demokratik hakların kesilmesine ilişkin durdurulmuş bir soruşturmayı yeniden canlandırabileceği de dile getiriliyor.

Brüksel’in Polonya’nın AB’deki oylarını askıya alma ihtimalinin ise uzak olduğu belirtiliyor.

“POLEXİT, SAHTE HABER”
Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki, hükümetinin bir “Polexit” planı olduğu iddialarını yalanladı. Morawiecki, bu tür iddiaları tamamen gerçek dışı, “sahte haber” ve “zararlı bir efsane” olarak nitelendirdi.

Polonya’da hükümeti destekleyen nüfuzlu Roma Katolik Piskoposluğu başkanı Başpiskopos Stanislaw Gadecki, Roma’daki Vatikan Radyosuna “hepimiz Avrupa’da kalmak istiyoruz” ve “hiçbir makul insan Avrupa’dan ayrılmak istemez” dedi.

Başta adalet alanı olmak üzere, AB ile politikaları konusunda defalarca çatışan Polonya’nın sağcı hükümeti, 27 üyeli bloğun düzenlemelere ihtiyacı olduğunda ısrar ediyor.

NE OLMUŞTU?
Polonya’da Anayasa Mahkemesi’nin 7 Ekim’de aldığı kararda, “Avrupa Adalet Divanının Polonya adalet sistemine müdahale çabaları hukukun üstünlüğü ilkesini, Polonya anayasasının üstünlüğü ilkesini ve ayrıca Avrupa entegrasyonu sürecinde egemenliğin korunması ilkesini ihlal etmektedir.” denildi.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, mahkemenin kararını derin endişe verici bulduğunu belirterek, “Anlaşmalarımız açıktır. Avrupa Adalet Divanının kararları, ulusal mahkemeler dahil tüm üye ülkelerin makamları için bağlayıcıdır. AB yasaları, anayasal hükümler dahil ulusal yasalardan önce gelir. Bunun sağlanması için AB anlaşmalarından kaynaklanan tüm yetkilerimizi kullanacağız.” ifadelerini kullandı.

AB Komisyonunun “Hukukun Üstünlüğü 2021” adlı raporunda, Polonya’da yargı bağımsızlığının tehdit altında olduğu ve bunun endişe verici olduğu belirtilmişti.

Avrupa Adalet Divanı, Polonya Yüksek Mahkemesinde yargıçlara karşı kurulan disiplin kurulunu ve atanma yöntemini eleştiriyor.

KTAMS

İmzala