1960’a Dönmek! Orada Değil Miyiz Ki!?

Son dönemlerde ülkemizde siyasi kültür maalesef yerlerde sürünüyor.

Nikos Anastasiadis ve Ersin Tatar adeta düzeysizlik resitalleri veriyorlar.

Bir yandan “Ne mutlu Türküm/Helen’im Diyene” diye haykırarak birbirleriyle milliyetçilik yarıştırıyorlar, diğer yandan da Kıbrıs Cumhuriyeti üstünde kimin ne hakkı olduğu konusunda atışıyorlar.

Biri diğerine, “benim o cumhuriyette haklarım var” diyor ama aynı zamanda ayrı devlet istiyor. Diğeri ise Kıbrıslı Türklerle iktidarı paylaşmamak için her yola başvuruyor ama “buyurun Kıbrıs Cumhuriyeti’ne gelin” diyor.

Tabii hemen ekiliyor: “Müzakere masasına otur, hangi toplumun hangi topraklarda hüküm süreceğini konuşalım!”

Yani, Anastasiadis Tatar’a, “1960 anayasasından kaynaklanan haklarına kavuşmak istiyorsan, ele geçirdiğin toprakları geri ver” diyor. Söylemediği başka talepleri de vardır…

Öte yandan, biri açıkça, diğeri de kulislerde “iki-devletli” formüllerden bahsediyor.

Nikos Anastasiadis, sanki Kıbrıslı Türklerle güç paylaşımına razıymış gibi “Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geliniz” diyor.

Ersin Tatar da, sanki Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki haklarına sahip çıkıyormuş gibi, o devletteki haklardan bahsediyor!

Kısacası, kötü bir oyun, maskeli bir balo izlemekteyiz.

Çözüme niyeti ve iradesi olmayan iki siyasi aktörün kakofonisi her gün kulaklarımızı tırmalıyor.

Ciddiyetsizlik diz boyu!

Kıbrıs, hiç bu kadar çıkışsız, umutsuz ve perspektifsiz değildi!

Bu içi boş tartışmalar en çok ELAM’a yaradı. “Kıbrıs Helen’dir” diyen aşırı sağcı örgüt, Anastasiadis’i alkışlayarak “Kıbrıslı Türkler buyursun gelsinler, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne iltihak etsinler” diyor. Fakat toplum olarak değil, azınlık olarak!!!

Yani, ELAM’a göre, mevcut Kıbrıs Anayasası kabul edilir değildir. Çünkü bu anayasada Kıbrıslı Türkler eşit cemaat olarak tanımlanmaktadırlar. Tıpkı Makarios’un 1960’larda denediği gibi, Anayasayı değiştirmekten söz ediyor.

Kısacası ELAM, Makarios’un 1960’lı yıllarda izlediği politikayı sürdürmek istiyor. Bunu da açıkça söylüyor.
Nikos Anastasiadis aslında ELAM’dan çok farklı düşünmüyor. Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini ve devlet kurumlarına etkin katılımını reddederken, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni “tek asli unsur” olma iddiasıyla tek başına yönetmek istiyor.

Bu yüzden, bakanlar kurulunda Kıbrıslı Türklere sadece kendilerini ilgilendiren konularda bir olumlu oy hakkı tanıyor!
Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönülecek olursa, aynı politikayı sürdüreceğine hiç kuşkum yok!

Yani, Anastasiadis de, tıpkı Makarios ve ELAM gibi, 1960 Anayasasında esaslı değişiklikler yapılmasını talep edecektir.
Ersin Tatar’a gelince. O da iki ayrı devlet diyerek, tıpkı 1960’lı yılların başında ayrı Türk devleti kurmak için fırsat kollayanların izinden gidiyor.

Uzun lafın kısası, başladığımız yerdeyiz! 1960’lardayız…

KTAMS

İmzala