İki devletlilikteki amaç…

Birini biliyoruz. 1960’da kurulan, üç yıl sonra tek etnisiteli bir yapıya dönüşen ama Kıbrıslı Türklerin de hak ve çıkarlarının olduğu uluslararası alanda tanınmış, BM’ye üye Kıbrıs Cumhuriyeti.

Bu konuda daha uzun uzadıya laflar edebiliriz. Ama işin özeti bu. Türkiye’nin ikircikli tavırlar sergilediği ama spordan siyasete kadar “resmi” olarak ilişkide oldu Kıbrıs Cumhuriyeti, uluslararası arenada Kıbrıs dendi mi akla gelen yapı. Resmi dillerinden birinin de Türkçe olduğu, AB’nin üyesi olduğu ülke.

Ya ikincisi… Türkiye ve kuzey Kıbrıs’taki “alt yönetimin” beraberce savundukları ikinci devletin bu kadar hararetle dillendirilmesi ve bir politika olarak ileri sürülmesinin nedeni ne?

Mevcut “alt yönetimin” yani kktc’nin bir devlet olarak tanınmasının gerçekleşeceği mi? Bunun olmayacağı 45 yıllık deneyimle sabittir. BM’de bir devletin kabulü için hangi şartların olması gerektiğini bu politikanın mimarı Türkiye Dışişleri çok iyi bilmektedir.

“Alt yönetim” demişken vurgulamak istiyorum, bu kimilerinde can sıkıcı olabilecek tanımlama bana ait değildir. Uluslararası hukukta, AİHM’de kullanılan resmi tanımlama bu kktc için!

Niye bu ısrar o zaman? İki devlet ısrarı, olmayacağını, kabul görmeyeceğini, bunu temel alacak bir anlaşma olamayacağını bilerek savunmayı kimilerimizce bir pazarlık unsuru, geçici bir politika olarak görülmektedir. Geçmişte de ortaya atılan konfederasyon modellerine benzer öneriler gibi bundan da vazgeçileceği ve gevşek federasyon modelinde bir çözüme gidileceği yorumlarını da sık sık yapanlar vardır.

Ama aslında son bir yılda yani kktc cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yaşanmaya başlanan ve atanan cumhurbaşkanından sonra ortaya çıkan tablo işin şeklini daha da belirgin hale getirmiştir.

Kıbrıs’ın kuzeyinde yani “alt yönetimde” bugüne kadar gerçekleşen olgular ve beklentiler su yüzüne çıkmaya başladı. Özellikle Türkiye’de derin devletteki çatlak ve sızıntılar, kktc’nin nasıl bir yer olması gerektiğinin resmini tüm renkleriyle ortaya koydu.

Esrar ticareti ve kumarhanelerle kara paranın aklandığı,
İnsan ticareti, kadın ve seks ticaretiyle ayni kesimlere rant sağlandığı,
Mafyanın gözden ve uluslararası hukuktan uzak üsleneceği bir mekan yaratmanın adının “İki Devletli Model” olarak adlandırıldığı ikinci devletin amaçları netlik kazanmaya gün geçtikçe devam edecektir.
Kıbrıslı Türkleri “vatan, millet, bayrak” sözleriyle adanın kuzeyinde küçük rantların sahibi yaparak ve milli hisleri dürterek yaratmaya çalışılan düzen ve “devlet” budur.

Girne Belediyesi