Bakanlar Kurulu dava edildi

Toplumsal İrade Platformu 2020 Mart ayından bugüne kadar ihlal edilmiş ve yok sayılmış anayasal haklar için hukuk mücadelesi başlattı. Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası ile Çağsen bugün Bakanlar Kurulu ve Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu hakkında dava dosyaladı.

TVPLUS

Aralarında Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) ile Kıbrıs Türk Devlet Çalışanları Sendikası’nın (Çağ-Sen) da bulunduğu Toplumsal İrade Platformu yetkilileri bugün saat 09.30’da mahkeme girişinde açıklama yaparken, platform üyeleri siyah bayraklar taşıdı. Açıklamanın ardından Yüksek İdare Mahkemesi’nde avukatlar Boysan Boyra, Öncel Polili ve Seda Okgül tarafından dava dosyalandı.

TULGA: MÜCADELEYİ YENİ BİR AŞAMAYA TAŞIYORUZ

Mahkeme girişinde yapılan açıklamada ilk sözü alan KTEZO Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, alınan kararların ve yaşanan eşitsizliklerin Mahkeme nazarında da tescil edilmesi için dava açarak başladıkları mücadeleyi yeni bir aşamaya taşıyacaklarını kaydetti.
Tek tek işyerlerini ziyaret ettiklerini anlatan Tulga, “Büyük bir öfke patlaması var. Gündem geçimsizliktir, gündem işsizliktir, kapanan işyerleridir, biriken borçlardır, hacizlerdir” dedi.

KANBER: MÜCADELEMİZ HUKUK NEZDİNDE DE SÜRECEK
KTEZO Başkanı Mahmut Kanber ise yaptığı konuşmada, toplumun dar ve orta gelir seviyesinde olan asgari ücretliler ile esnaf ve zanaatkarların salgın nedeniyle kapalı olunan dönemlerde zarara uğratıldığını savunarak, karar üreticilerinin hesap vermesini istediklerini söyledi.
13 aydır sürdürdükleri eylemlilik sürecinin hukuk nezdinde de süreceğini belirten Kanber, iflas eden işletmelerin zarar ziyanlarının karşılanmasını istediklerini sözlerine ekledi.

“DEVLET, ANAYASA’NIN EŞİTLİK İLKESİ GEREĞİ, HERKESE GEREKEN EKONOMİK DESTEĞİ VE ÇÖZÜMÜ SAĞLAMAKLA MÜKELLEFTİR”

Konuşmaların ardından Toplumsal İrade Platformu adına Faize Tarazi, basın bildirisini okudu. Bildirinin tamamı şöyle:
“Bizler, özel sektör emekçileri olarak; bağımsız çalışanlar, esnaf, zanaatkar, işletme sahipleri ve onların çalışanları adına, 2020 Mart ayından bugüne kadar ihlal edilmiş ve yok sayılmış anayasal haklarımız için bir hukuk mücadelesi başlatmış bulunuyoruz.

Her yurttaşın yaşamını sürdürebilmesi için, çalışma hak ve özgürlüğü anayasa ile koruma altına alınmıştır. Fakat olağan üstü durumlarda, bu hak ve özgürlüğümüzün devlet tarafından engellenmesi halinde de devletimiz anayasanın eşitlik ilkesi gereği, yurttaşları arasında ayrım gözetmeksizin, herkese gereken ekonomik desteği ve çözümü de sağlamakla mükelleftir. Yıllarca alın terimizle ödemiş olduğumuz vergilerin karşılığı olan devlet kaynaklarının da hiçbir kesimi mağdur etmeden adil bir şekilde kullanılmasını talep etmek en tabii hakkımızdır.

Devlet sürdürülebilir bir ekonomi ve istihdam olanağı için, işletmeleri iflastan, çalışanlarını da açlıktan ve yoksulluktan korumakla sorumludur. Bizler, gerek iş sahibi, gerek maaşlı çalışanlar olarak tüm özel sektör emekçileri, 1 yıldır çalışma hak ve özgürlüğümüz toplamda 4 ay ve kimi sektörlerin de daha fazla bir süre engellenmesine rağmen, devlet yetkilileri bizlere karşı olan sorumluluklarını yerine getirmeyerek, bizleri kaderimize terk etmiştir. Buna karşın çalışmadığımız süre zarfındaki, sigorta primleri, seyrüsefer ve diğer harçlar, iş yeri kiraları, ev kiraları ve banka taksitleri ile ilgili de çözüm üretmeyerek özel sektör emekçilerinin birikmiş borç yükü altında ezilmesine sebep olmuştur. Özel sektör emekçileri yoksullaştırılarak, birçok insanımız açlık sınırının da altında hayat mücadelesi vermek durumunda bırakılmıştır.

Tüm bunların sonucunda ülkede büyük bir ekonomik yıkım yaşanmaktadır. 5 binden fazla işyeri iflas edip kapanmış, 10 bini KKTC vatandaşı olmak üzere, 50 binden fazla insan da işsiz kalmıştır. Ayakta durmaya çalışan işletmelerin de çoğu iflas noktasına dayanmıştır. Devlet yetkilileri sorumsuz, hesapsız, duyarsızca, hak hukuk demeden ben yaptım oldu anlayışıyla, bireyleri, kurumları, ülke ekonomisini dolayısı ile devleti zarara uğratmıştır!
Sonuç olarak, bizler bir hukuk devletinin vatandaşları olarak, hukuka olan inancımız ve güvenimizle, yetkililerin görmezden geldiği ve ihlal ettiği haklarımızı bir platform oluşturarak yasal yollardan aramak durumunda kaldık. Çıktığımız bu yolda destek veren herkese, davacı olan paydaşımız Esnaf Zanaatkarlar Odası’na, Çağsen’e ve davamızı üstlenen değerli avukatlarımıza da çok teşekkür ederiz.”

Girne Belediyesi