20 Temmuz’un üzerinden 52 yıl geçti: Aynı Ada’da iki ayrı anma ve ortak acı…

Kıbrıs’ın kuzeyinde özgürlük ve güvenliğe kavuşmanın, güneyinde ise savaşın ve göçün yıldönümü olarak anılan 20 Temmuz, iki toplumun hafızasında farklı anlamlar taşıyor. Ancak öldürülen sivillerin, yerinden edilen insanların ve hala bulunamayan kayıpların acısı ortaklığını koruyor. Her iki toplumun acısını tanımak, tarihsel sorumlulukları veya yaşananların boyutunu eşitlemek değil; hiçbir sivilin ölümünü, kaybını ve yerinden edilmesini kimliğine göre önemsizleştirmemek anlamına geliyor.

Bugün Kıbrıs

20 Temmuz, Kıbrıs’ın kuzeyinde “Barış ve Özgürlük Bayramı” olarak kutlanırken güneyinde savaşın, kayıpların ve yerinden edilmenin yıldönümü olarak anılıyor. Resmi anlatılar birbirinden ayrılsa da geride kalan, her iki toplumdan insanların hayatını kaybettiği, kaybolduğu ve evlerinden koparıldığı ortak bir Kıbrıs trajedisi.

Kıbrıs’ın yakın tarihindeki en büyük kırılmalardan biri olan 20 Temmuz 1974’ün üzerinden 52 yıl geçti.

Ada’nın kuzeyinde 20 Temmuz, Kıbrıslı Türklerin güvenliğe kavuştuğu “Barış ve Özgürlük Bayramı” olarak törenlerle kutlanıyor. Güneyde ise Türkiye’nin askeri harekatının başladığı saat olan 05.30’da sirenler çaldı; hayatını kaybedenler, kayıplar ve yerinden edilenler için anma törenleri düzenlendi.

Ancak 20 Temmuz’a giden süreç, yalnızca o sabah başlamadı.

1963-64 yıllarında toplumlararası çatışmalar sırasında çok sayıda Kıbrıslı Türk öldürüldü, kayboldu ve yaşadığı yerden ayrılmak zorunda kaldı. Kıbrıslı Türklerin yıllarca kuşatılmış bölgelerde yaşadığı bu dönem, toplumun hafızasında korku, güvensizlik ve varoluş kaygısıyla yer etti.

15 Temmuz 1974’te Yunanistan’daki cunta tarafından desteklenen EOKA B’nin, Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama hedefiyle Makarios yönetimine karşı gerçekleştirdiği darbe ise Ada’yı yeni ve çok daha büyük bir savaşın eşiğine taşıdı.

Türkiye, Garanti Antlaşması’ndan doğan hakkını kullandığını belirterek 20 Temmuz’da askeri harekat başlattı. Ağustos ayında gerçekleştirilen ikinci harekâtın ardından Ada fiilen bölündü.

Yaşanan savaşta binlerce Kıbrıslı Rum hayatını kaybetti veya kayboldu; yüz binlerce kişi yaşadığı kent ve köylerden ayrılmak zorunda kaldı. Kıbrıslı Türkler de güneydeki evlerini ve köylerini terk ederek kuzeye geçti.

Savaş döneminde her iki toplumdan siviller cinayetlerin, toplu infazların ve zorla kaybetmelerin hedefi oldu. Muratağa, Sandallar, Atlılar ve Taşkent’te Kıbrıslı Türk siviller öldürülürken, çok sayıda Kıbrıslı Rum sivil de farklı bölgelerde öldürüldü veya kendilerinden bir daha haber alınamadı. Onlarca yıl sonra açılan toplu mezarlar, savaşın yalnızca cephede değil, sivil yaşamın içinde bıraktığı yıkımı da ortaya koydu.

927 KİŞİNİN AKIBETİ HALA BELİRLENEMEDİ
Kayıp Şahıslar Komitesi’nin 30 Haziran 2026 tarihli verileri, yaranın hala kapanmadığını gösteriyor.

Komitenin 1963-64 çatışmaları ve 1974’te yaşananlarla bağlantılı resmî listesinde 1.510 Kıbrıslı Rum ve 492 Kıbrıslı Türk olmak üzere toplam 2 bin 2 kayıp bulunuyor.

Bugüne kadar 764 Kıbrıslı Rum ile 311 Kıbrıslı Türk’ün kimliği belirlendi. 746 Kıbrıslı Rum ve 181 Kıbrıslı Türk olmak üzere toplam 927 kişinin akıbeti ise hala açıklığa kavuşturulamadı.

AYNI TARİH, İKİ FARKLI HAFIZA
Kuzeydeki törenlerde Kıbrıslı Türklerin varoluş ve güvenlik mücadelesi vurgulanırken, güneyde hayatını kaybedenler ve kayıplar için anma törenleri gerçekleştiriliyor.

Aradan geçen 52 yıla rağmen Kıbrıs hala bölünmüş durumda. Kayıp yakınları sevdiklerinin bulunmasını, yerinden edilenler doğdukları toprakları yeniden görebilmeyi, yeni kuşaklar ise geçmişin yükünü taşımadan ortak bir gelecek kurabilmeyi bekliyor.

Her iki toplumun acısını tanımak, tarihsel sorumlulukları veya yaşananların boyutunu eşitlemek değil; hiçbir sivilin ölümünü, kaybını ve yerinden edilmesini kimliğine göre önemsizleştirmemek anlamına geliyor.

Fotoğraf: 24 Temmuz 1974’te Lefkoşa’daki Saray Oteli’nin önünden bir Türk ordusu tankı geçiyor. (Anadolu Ajans)

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi