1961’in karanlık cinayeti tazminatla kapatılmak isteniyor
Neoklis Panayotu ve Evripidis Nuru’nun 1961’de Moni yakınlarında araçlarında taranarak öldürülmesine ilişkin dosyada aileler, devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunuyor. Hukuk Dairesi ise yetersiz soruşturma iddiası bakımından tazminat zemini bulunduğunu belirtiyor.
1961’in karanlık cinayeti tazminatla kapatılmak isteniyor
Neoklis Panayotu ve Evripidis Nuru’nun 1961’de Moni yakınlarında araçlarında taranarak öldürülmesine ilişkin dosyada aileler, devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunuyor. Hukuk Dairesi ise yetersiz soruşturma iddiası bakımından tazminat zemini bulunduğunu belirtiyor.
Bugün Kıbrıs
Kıbrıs Cumhuriyeti Hukuk Dairesi’nin, EOKA mensupları Neoklis Panayotu ve Evripidis Nuru’nun 1961 yılında öldürülmesine ilişkin davayı mahkeme dışı tazminat yoluyla kapatmaya çalıştığı bildirildi. Aileler ise öneriyi reddederek, amaçlarının para değil, cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların ortaya çıkarılması ve tarihsel hakikatin teslim edilmesi olduğunu açıkladı.
Fileleftheros gazetesinden Yorgos Kallinikou’nun haberine göre, gelişme, iki öldürülen EOKA mensubunun ailelerinin temsilcisi Yorgos Hrisostomu’nun açıklamalarıyla gündeme geldi. Aileler, Kıbrıs Cumhuriyeti aleyhine açtıkları dava kapsamında, cinayet gününden bugüne kadar devletin eylem ve ihmallerini, temel hak ihlallerini ve etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmemesini gündeme taşıyor.
Neoklis Panayotu ve Evripidis Nuru’nun öldürülmesi, 65 yıldır aydınlatılamayan ve Kıbrıs’ın yakın tarihindeki en karanlık siyasi cinayetlerden biri olarak değerlendiriliyor.
AİLELER: “ADALET TAZMİNATLA İKAME EDİLEMEZ”
Aile temsilcisi Hrisostomu, 11 Mart 2026’da aile yakınları ile Hukuk Dairesi temsilcileri arasında bir görüşme yapıldığını açıkladı. Görüşmeye aileler adına Hrisostomu ve “Emilianidis ve Katsaros” hukuk bürosundan avukat Sotiris Pafitis katılırken, Hukuk Dairesi adına bir Cumhuriyet savcısı ile kıdemli bir Cumhuriyet avukatı katıldı.
Hrisostomu, görüşmenin sekreter olmadan ve tutanak tutulmadan yapıldığını belirterek bunun kurumsal şeffaflık açısından soru işaretleri yarattığını söyledi.
Ailelere göre görüşmede dava dosyasının esası, deliller ve olayın gerçek boyutu yerine neredeyse yalnızca tazminat ihtimali üzerinde duruldu. Hrisostomu, Hukuk Dairesi’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin mahkeme süreciyle “teşhir edilmesini” istemediğini ve konunun tazminat yoluyla kapatılmasını hedeflediğini öne sürdü.
Aileler ise bu yaklaşımın hesap vermekten kaçınma anlamına geldiğini belirtiyor. Hrisostomu, “Adaletin sağlanması, ekonomik tazminatla ya da gerçek bir soruşturma içermeyen sembolik açıklamalarla ikame edilemez” dedi.
“DOSYA TAM DEĞİL, CİNAYET SİYASİ OLARAK NİTELENDİRİLDİ”
Haberde, dava açısından en kritik unsurlardan birinin, dönemin üst düzey polis yetkililerinden Yorgos Lagodontis’in kişisel arşivi olduğu belirtildi. Ailelere göre Lagodontis, olayın doğrudan tanıklarından biriydi.
Söz konusu arşivde, Lagodontis’in Başpiskopos Makarios’a gönderdiği mektupların bulunduğu; bu mektuplarda iki EOKA mensubunun nasıl infaz edildiğinin anlatıldığı ve dönemin devlet mekanizmalarının dosyayı ele alış biçimine ilişkin ağır imalarda bulunulduğu aktarıldı.
Ailelerin iddiasına göre Lagodontis, yıllar içinde Kıbrıs Cumhuriyeti başkanlarına da defalarca başvurdu ancak sunduğu materyal hiçbir zaman esaslı biçimde değerlendirilmedi.
Habere göre polisin resmi yanıtında şu unsurlar öne çıktı:
Cinayete ilişkin tam bir dosya bulunmuyor.
Cinayet “siyasi” olarak nitelendiriliyor.
Soruşturma birkaç ay içinde sonlandırıldı.
Önemli belgelerin bir kısmı kayboldu ya da bulunamıyor.
Aileler, bu unsurların devletin yaşam hakkına yönelik suçları etkili biçimde soruşturma yükümlülüğünü ihlal ettiğini savunuyor ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına atıf yapıyor.
HUKUK DAİRESİ: “MAHKEME DIŞI ÇÖZÜM OLAĞAN BİR UYGULAMADIR”
Fileleftheros’un görüşünü aldığı Hukuk Dairesi ise ailelerin talebinin doğrudan ele alındığını ve başından itibaren konunun mahkeme dışı çözüm amacıyla görüşülmek istendiğini açıkladı.
Hukuk Dairesi temsilcisi, Panayotu ve Nuru’nun öldürülmesi sırasında polis tarafından yürütülen soruşturmanın yetersiz olduğuna ilişkin iddialar bakımından “telafi ve tazminat” zemini bulunduğunu belirtti.
Açıklamada, “Bu nedenle Hukuk Dairesi tarafından hak ihlali ve yetersiz soruşturma nedeniyle somut bir çözüm önerisi sunulmuştur” denildi.
Hukuk Dairesi, mahkeme dışı çözüm yolunun, şartların uygun görüldüğü dosyalarda olağan bir uygulama olduğunu ifade ederek ailelerin avukatlarıyla temas halinde olduklarını ve şu aşamada ailelerin yanıtının beklendiğini bildirdi.

1961’DE ARAÇLARININ İÇİNDE TARANDILAR
Fileleftheros’un daha önceki haberlerine göre Neoklis Panayotu ve Evripidis Nuru, 16 Ağustos 1961’de Lefkoşa’dan özel araçla Limasol’a doğru yola çıktı. Yolculukları, Moni polis karakolu yakınlarında kesildi.
İddiaya göre kimliği belirsiz kişiler tarafından araçlarına yoğun ateş açıldı. Araç olay yerinde dururken, Panayotu ve Nuru çok sayıda kurşun yarasıyla ölü bulundu.
Döneme ilişkin yayınlarda, olay yerinin eksiksiz bir kriminal soruşturma standartlarıyla incelenmediği, kritik delillerin yeterince kayıt altına alınmadığı ya da dosyada korunmadığı vurgulanıyor.
Cinayetin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşundan hemen sonraki kırılgan dönemde, yoğun iç siyasi çekişmelerin yaşandığı bir atmosferde işlendiği belirtiliyor. Buna rağmen resmi soruşturma kısa sürede tamamlandı ve herhangi bir suçlama ya da gerçek bir yargılama sürecine gidilmedi.
Dosya daha sonra “faili meçhul” olarak kaldı. Aileler ve araştırmacılar, tam dosyanın bulunmaması ve kritik soruşturma belgelerinin kayıp olması nedeniyle devletin bu cinayeti gerçekten aydınlatmak isteyip istemediğini sorguluyor.
Aile temsilcisi Hrisostomu, “Aklanma ve adalet; tam soruşturma, sorumluların ortaya çıkarılması, gerçeklerin resmi biçimde tanınması ve ahlaki iade-i itibar anlamına gelir” dedi.
Haberde, altı yılı aşkın on yıl sonra temel sorunun hâlâ yanıt beklediği vurgulandı: Panayotu ve Nuru’yu kim öldürdü ve Kıbrıs devleti neden bu soruya hiçbir zaman gerçek bir yanıt vermedi?













