15 Temmuz darbe girişiminden 10 yıl sonra Türkiye’de neler değişti?
Türkiye'de 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Girişimin bastırılmasının ardından ilan edilen OHAL, yüz binlerce kişiyi kapsayan soruşturma ve ihraçlar, ordunun yeniden yapılandırılması, parlamenter sistemin sona ermesi ve iktidarın merkezileşmesi Türkiye’nin siyasi ve kurumsal yapısını kökten değiştirdi.
15 Temmuz darbe girişiminden 10 yıl sonra Türkiye’de neler değişti?
Türkiye'de 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Girişimin bastırılmasının ardından ilan edilen OHAL, yüz binlerce kişiyi kapsayan soruşturma ve ihraçlar, ordunun yeniden yapılandırılması, parlamenter sistemin sona ermesi ve iktidarın merkezileşmesi Türkiye’nin siyasi ve kurumsal yapısını kökten değiştirdi.
Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grubun yönetime el koyma girişimine sahne oldu. İstanbul’da köprüler tanklarla kapatıldı, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halka sokağa çıkma çağrısının ardından yaşanan çatışmalarda 184’ü sivil olmak üzere 253 kişi yaşamını yitirdi. Darbe girişiminde yer alan 34 asker de öldü. Girişim, 16 Temmuz’un erken saatlerinde halkın, güvenlik güçlerinin ve ordudaki darbe karşıtı unsurların müdahalesiyle bastırıldı.
BBC Türkçe’nin hazırladığı dosyaya göre, Türkiye’de hiçbir siyasi kesim darbe girişimini savunmuyor. Ancak 15 Temmuz sonrasında atılan adımların demokrasi, hukuk devleti ve siyasi sistem üzerindeki etkileri konusunda keskin görüş ayrılıkları bulunuyor.
OHAL İKİ YIL SÜRDÜ
Darbe girişiminden altı gün sonra, 21 Temmuz 2016’da olağanüstü hâl ilan edildi. Yedi kez uzatılan OHAL, 17 Temmuz 2018’de sona erdi.
OHAL döneminde 36 kanun hükmünde kararname yayımlandı. Adalet Bakanlığı verilerine göre, Gülen yapılanmasıyla bağlantılı oldukları gerekçesiyle 100 binden fazla kamu görevlisi ihraç edildi.
İhraç edilenler arasında 4 binden fazla hâkim ve savcı da bulunuyordu. Bu sayı, o dönemde görev yapan hâkim ve savcıların yaklaşık üçte birine karşılık geliyordu.
Muhalefet ise operasyonların Gülen yapılanmasıyla sınırlı kalmadığını; farklı siyasi görüşlerden gazetecilerin, akademisyenlerin, sivil toplum örgütlerinin ve şirketlerin de tasfiye sürecinden etkilendiğini savundu.
720 BİN KİŞİ HAKKINDA İŞLEM YAPILDI
Darbe girişimiyle ilgili toplam 289 dava açıldı. Yaklaşık 5 bin kişi mahkûm edildi; aralarında generaller ve amirallerin de bulunduğu çok sayıda sanığa müebbet hapis cezaları verildi.
Anadolu Ajansı verilerine göre, 15 Temmuz’dan bu yana Gülen yapılanmasına yönelik soruşturmalarda en az 720 bin kişi hakkında işlem yapıldı.
Yaklaşık 127 bin kişi mahkûm edilirken 125 bin kişi beraat etti. 373 bin 642 kişi hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Çok sayıda soruşturma ve yargılama hâlen devam ediyor.
ORDU VE GÜVENLİK BÜROKRASİSİ YENİDEN YAPILANDIRILDI
Darbe girişiminin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta ve idari yapısında kapsamlı değişiklikler yapıldı.
Genelkurmay Başkanlığı Millî Savunma Bakanlığına, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı ise İçişleri Bakanlığına bağlandı.
Askerî liseler ve harp akademileri kapatıldı; bunların yerine Millî Savunma Üniversitesi kuruldu. Şehir merkezlerindeki bazı askerî birliklerin taşınması süreci başlatıldı.
Bu düzenlemelerle ordunun siyaset üzerindeki tarihsel etkisinin önemli ölçüde azaltıldığı değerlendirmeleri yapıldı.
PARLAMENTER SİSTEM SONA ERDİ
15 Temmuz sonrasında en büyük siyasi değişimlerden biri yönetim sisteminde yaşandı.
16 Nisan 2017’de yapılan anayasa değişikliği referandumunda yüzde 51,41 oranında “evet” oyu çıktı. Böylece parlamenter sistem sona erdi ve “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak adlandırılan başkanlık modeline geçildi.
Yeni sistemle başbakanlık kaldırıldı; yürütme yetkisi Cumhurbaşkanında toplandı. Cumhurbaşkanına bakanları ve üst düzey kamu yöneticilerini doğrudan atama, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma ve bütçe teklifini hazırlama yetkileri verildi.
AGİT gözlem heyeti ise referandumun eşit olmayan kampanya koşullarında gerçekleştirildiği değerlendirmesinde bulundu.
OTORİTERLEŞME VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ TARTIŞMALARI
Muhalefet ve insan hakları örgütleri, 15 Temmuz sonrasında yürütmenin güçlenmesiyle birlikte yasama ve yargının etkisinin zayıfladığını savunuyor.
Sivil toplum üzerindeki baskılar, gazetecilerin ve muhalif siyasetçilerin tutuklanması, gösteri hakkına yönelik müdahaleler ve basın özgürlüğündeki gerileme bu eleştirilerin merkezinde yer alıyor.
Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler’in Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 163’üncü sırada bulunuyor. İktidar ise yeni sistemi siyasi istikrar, güvenlik, devletin bekası ve darbelerin önlenmesi gerekçeleriyle savunuyor.
AKP–MHP İTTİFAKI KURUMSALLAŞTI
Darbe girişiminin ardından AKP ile MHP arasındaki siyasi yakınlaşma hızlandı.
7 Ağustos 2016’da İstanbul Yenikapı’da düzenlenen “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”, yeni dönemin siyasi atmosferinin ilk işaretlerinden biri oldu.
AKP ve MHP, 2018 seçimlerine Cumhur İttifakı çatısı altında girdi. “Beka”, güvenlik ve devletin korunması söylemi bu dönemde iktidar siyasetinin temel unsurlarından biri hâline geldi.
Aynı süreçte HDP’ye yönelik operasyonlar yoğunlaştı; eski eş genel başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu milletvekilleri tutuklandı, çok sayıda belediyeye kayyum atandı. Sonraki yıllarda benzer siyasi müdahale ve yargı tartışmaları CHP’li belediyeler üzerinden de gündeme geldi.
DIŞ POLİTİKADA GÜVENLİKÇİ DÖNEM
15 Temmuz sonrasında Türkiye’nin dış politikasında da güvenlik merkezli yaklaşım güçlendi.
Türkiye, Suriye ve Irak’ta IŞİD ve YPG’ye karşı sınır ötesi askerî operasyonlar düzenledi. NATO üyesi olmasına rağmen Rusya ile ilişkilerini geliştirdi ve 2019’da Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini satın aldı.
S-400 kararı Türkiye ile ABD arasında ciddi bir krize yol açarken, Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri 2018’den itibaren fiilen durdu.
Aradan geçen 10 yılda, 15 Temmuz darbe girişimi kadar sonrasında oluşturulan siyasi ve kurumsal düzen de Türkiye’nin en sert tartışma konularından biri olmaya devam ediyor.













