Foreign Policy: “Türkiye Kıbrıs’ın kuzeyine hükmediyor, Azerbaycan aynı ilişkiyi reddediyor”

ABD merkezli Foreign Policy dergisi, Türkiye ile Azerbaycan arasında başörtüsü yasağı üzerinden başlayan krizi Kıbrıs’ın kuzeyindeki Ankara etkisiyle karşılaştırdı. Analizde 2025’te Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanan başörtüsü krizi ve Erdoğan’ın danışmanının dönemin Başbakanı’na yönelik hakaretleri de hatırlatıldı.

Bugün Kıbrıs

ABD merkezli Foreign Policy dergisinde 23 Ekim’de yayımlanan analiz, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki siyasi gerilimi ele alırken Kıbrıs’ın kuzeyindeki Ankara etkisine dikkat çekti.

Sam Harshbarger imzalı “Türkiye–Azerbaycan geriliminin arkasında ne var?” başlıklı yazıda, iki ülke arasındaki ilişkilerin egemenlik ve siyasi nüfuz konularında giderek ayrıştığı belirtildi.

Harshbarger, Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyi üzerindeki fiilî hâkimiyetiyle Azerbaycan’ın Ankara karşısındaki tutumunu karşılaştırarak, Bakü yönetiminin kendi siyasi ve kültürel bağımsızlığını korumaya çalıştığını savundu.

“KIBRIS’IN KUZEYİ TÜRKİYE’YE BAĞIMLI VE TABİ”
Foreign Policy analizinde, uluslararası alanda tanınmayan kuzeydeki yönetimin Türkiye’ye büyük ölçüde bağımlı ve tabi olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Harshbarger, Türkiye’de kullanılan “yavru vatan” ifadesine dikkat çekerek bunun Ankara’nın Kıbrıs’ın kuzeyiyle kurduğu hiyerarşik ilişkiyi yansıttığını ileri sürdü.

Yazar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimlerden sonraki ilk dış ziyaretlerini çoğunlukla Azerbaycan’a ve Kıbrıs’ın kuzeyine gerçekleştirdiğini hatırlattı.

Ancak analize göre Ankara, Kıbrıs’ın kuzeyinde sahip olduğu siyasi etkiyi Azerbaycan üzerinde aynı biçimde kullanamıyor.

KIBRIS’TAKİ BAŞÖRTÜSÜ KRİZİ ÖRNEK GÖSTERİLDİ
Foreign Policy, 2025 yılında Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanan başörtüsü tartışmasını da Türkiye’nin siyasi müdahalelerine örnek gösterdi.

Harshbarger, dönemin hükümetinin Ankara’yı memnun etmek amacıyla okullardaki başörtüsü yasağını kaldırmaya çalıştığını, ancak girişimin başarısız olduğunu yazdı.

Yazar, Erdoğan’ın başdanışmanı Oktay Saral’ın gelişmelere tepki göstererek dönemin Başbakanı’na hakaret ettiğini de hatırlattı.

Analizde bu olay, Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyindeki iç siyasi ve toplumsal düzenlemelere müdahale etme biçiminin örneği olarak değerlendirildi.

AZERBAYCAN’DAN ANKARA’YA: “VASAL DEVLET DEĞİLİZ”
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki son gerilim, Bakü yönetiminin devlet okullarında başörtüsünü fiilen yasaklayan düzenlemesiyle başladı.

Erdoğan’ın danışmanı Oktay Saral ve AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta düzenlemeyi eleştirirken Azerbaycan’daki iktidar çevrelerinden sert tepkiler geldi.

Foreign Policy’ye göre Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR’la bağlantılı bir yayın organı, Türkiye’yi kardeşlik ilişkilerini ekonomik baskı aracına dönüştürmeye çalışmakla suçladı.

Yayında Azerbaycan’ın Türkiye’nin vasal devleti olmadığı ve Ankara’dan gelecek “ağabey” talimatlarını kabul etmeyeceği vurgulandı.

Azerbaycan’da devlet yanlısı bir başka yayın organı ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı ülkenin iç işlerine müdahale ve darbe planları hazırlamakla suçladı. Daha sonra kaldırılan yazıdaki iddialar Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliği tarafından kınandı.

İSRAİL İLE İLİŞKİLER DE GERİLİMİ BÜYÜTTÜ
Analizde başörtüsü tartışmasının iki ülke arasındaki daha derin anlaşmazlıkları görünür kıldığı belirtildi.

Azerbaycan’ın İsrail’le sürdürdüğü askerî ve istihbarat işbirliğinin, Ankara ile Bakü arasındaki görüş ayrılıklarını artırdığına dikkat çekildi.

Harshbarger’a göre Türkiye, bölgesel siyasette belirleyici güç olma hedefi taşırken Azerbaycan, Rusya, İran ve Türkiye arasında bağımsız hareket etme kapasitesini korumak istiyor.

Yazar, iki ülkenin ekonomik ve askerî bağlarının güçlü olmasına rağmen Ankara’nın bölgesel nüfuz arayışlarının yeni gerilimlere yol açabileceğini değerlendiriyor.

DAUSEN

DAUSEN

LTB

LTB

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Çatalköy Belediyesi

Çatalköy Belediyesi