Erhürman ilk kez açıkladı: “Maraş BM’ye, Mağusa Limanı AB kontrolüne” önerisini reddettim
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Mustafa Alkan’ın “Er Meydanı” programında Kıbrıs sorununa ilişkin bugüne kadar kamuoyuna açıklanmayan ayrıntıları anlattı. Hristodulidis’in kendisine yazılı bir “19 maddelik paket” sunmadığını söyleyen Erhürman, Maraş’ın BM yönetimine devredilmesi ve Mağusa Limanı’nın AB kontrolünde doğrudan ticarete açılması önerisini ilk kez doğruladı ve “Bu benim kabul edebileceğim bir şey değil” dedi. New York’taki üçlü görüşmeye neden katılmadığını da ayrıntılarıyla anlatan Erhürman, “Müzakere olsun diye müzakere yapmam. Sizi bu masada on sene daha süründürmem” ifadelerini kullandı.
Erhürman ilk kez açıkladı: “Maraş BM’ye, Mağusa Limanı AB kontrolüne” önerisini reddettim
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Mustafa Alkan’ın “Er Meydanı” programında Kıbrıs sorununa ilişkin bugüne kadar kamuoyuna açıklanmayan ayrıntıları anlattı. Hristodulidis’in kendisine yazılı bir “19 maddelik paket” sunmadığını söyleyen Erhürman, Maraş’ın BM yönetimine devredilmesi ve Mağusa Limanı’nın AB kontrolünde doğrudan ticarete açılması önerisini ilk kez doğruladı ve “Bu benim kabul edebileceğim bir şey değil” dedi. New York’taki üçlü görüşmeye neden katılmadığını da ayrıntılarıyla anlatan Erhürman, “Müzakere olsun diye müzakere yapmam. Sizi bu masada on sene daha süründürmem” ifadelerini kullandı.
Bugün Kıbrıs
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Mustafa Alkan’ın sunduğu Genç TV’de yayınlanan “Er Meydanı” programında Kıbrıs sorunundan mülkiyet meselesine, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlığından geçiş kapılarına kadar birçok başlıkta dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Programın en önemli açıklaması ise uzun süredir güney basınında tartışılan Maraş-Mağusa Limanı önerisi konusunda geldi.
MARAŞ ÖNERİSİNİ İLK KEZ AÇIKLADI
Erhürman, Hristodulidis’in önerisini ilk kez açık biçimde anlattı:
“Maraş’ı Birleşmiş Milletler yönetimine devretmek, Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde; Mağusa Limanı’nın da AB kontrolünde açılması. Söylenen bu.”
Erhürman, Mağusa Limanı’nın zaten açık olduğunu, asıl meselenin Avrupa Birliği ile doğrudan ticaret yapılamaması olduğunu vurguladı:
“Mağusa Limanı açık bir limandır. Mağusa Limanı kapalı bir liman değil. Bizim limanlarımızdaki sorun doğrudan ticaret yapamıyor oluşumuzdur Avrupa Birliği ile.”
Hristodulidis’e doğrudan ticaret tüzüğünün yürürlüğe girip girmeyeceğini sorduğunu aktaran Erhürman, aldığı yanıtın “hayır” olduğunu söyledi:
“Doğrudan ticaret tüzüğünün yürürlüğe girmesi mi bu? Hayır, tüzüğün yürürlüğe girmesi değil. Ama AB kontrolünde olduğu için doğrudan ticaretin başlaması.”
Erhürman, önerinin dengeli olmadığını savundu:
“Maraş’ı niye BM idaresine vermenin karşılığı haline geliyor bu? Bunlar dengeli şeyler mi?”
Önerinin yeni olmadığını da belirten Erhürman, aynı formülün 2006 yılında Mehmet Ali Talat döneminde gündeme geldiğini söyledi: “Bu formül 2006 yılında Sayın Talat’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde sunulmuş bir formül. Yani 20 sene geçti üstünden; 20 sene sonra yeni bir formül diye getirildi.”
Erhürman, kendi tutumunu ise açıkça ortaya koydu: “Bu benim kabul edebileceğim bir şey değil ki.”
Öneriyi reddettiğini de doğruladı: “Bugün de tekrar gündeme geldi. 2006’da Sayın Talat bu öneriyi reddetti. Reddetme sebebini de söyledi.”
“19 MADDELİK BİR KAĞIT YOK”
Erhürman’ın açıklamalarındaki bir diğer önemli başlık, Hristodulidis’in kamuoyunda “19 öneri” olarak bilinen paketi oldu.
Erhürman, kendisine ne doğrudan ne de dolaylı olarak yazılı bir belge ulaştırıldığını söyledi:
“19 maddelik bir kağıt yok ortada. Ne dolaylı olarak bana kâğıt geldi, ne doğrudan geldi.”
Hristodulidis’in görüşmelerde birtakım önerileri sözlü olarak dile getirdiğini anlatan Erhürman şöyle devam etti:
“Sadece sözlü olarak bir takım şeylerden bahsetti. Ben onları not aldım. Saydığım zaman ben hiçbir zaman 19’a ulaşamadım öneri konusunda.”
Erhürman, önerileri kendisinin açıklamasının diplomatik teamüllere uygun olmayacağını da söyledi:
“Sayın Hristodulidis isterse kendi önerileriyle ilgili açıklama yapar. Yaptığı zaman da ben üstüne konuşurum.”
“19 ÖNERİNİN BAZILARINI ZATEN KABUL ETTİM”
Kendisinin her şeyi reddeden taraf gibi gösterilmesine de itiraz eden Erhürman, 19 öneri kapsamında dile getirilen bazı başlıkları zaten kabul ettiğini söyledi.
Pile’ye birlikte gidilmesi, Gençlik Teknik Komitesi, Kültürel Miras Teknik Komitesi ve sivil toplum toplantılarının birlikte ziyaret edilmesini örnek gösterdi:
“Pile’ye gitmek birlikte… 19 maddeden biriydi. Gittim mi? Gittim. Kabul ettim mi? Demek ki kabul ettim.”
Ardından üç başlık daha sıraladı:
“Gençlik Teknik Komitesi’nin toplantısını ziyaret etmek, Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin toplantısını ziyaret etmek, sivil toplum konusundaki danışma organının toplantısını ziyaret etmek. Üç tane de bunlar. Kabul ettim mi? Ettim.”
Erhürman, asıl itirazının BM Genel Sekreteri’nin masaya koyduğu 7 güven artırıcı önlem henüz sonuçlandırılmadan yeni bir 19 maddelik gündem oluşturulmasına olduğunu söyledi:
“Temmuz’un sonunda Sayın Genel Sekreter 7 madde koydu masaya. Üçüncü toplantıda 19 madde masaya geldi. 11 aydır ortada olmayan 19 madde.”
NEW YORK’TAKİ ÜÇLÜNÜN PERDE ARKASINI ANLATTI
Erhürman, New York’ta Hristodulidis’in talep ettiği üçlü görüşmeye neden katılmadığı konusunda da ayrıntılı açıklamalar yaptı.
Öncelikle üçlü görüşme önerisinin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’ten değil, Hristodulidis’ten geldiğini vurguladı: “Üçlü görüşme istiyor Sayın Hristodulidis, Sayın Guterres değil, Sayın Hristodulidis.”
BM Genel Sekreteri’nin daha önce ortaya koyduğu yedi maddeden birkaçında uzlaşma ihtimali olması halinde toplantıya katılacağını Holguin’e söylediğini aktardı: “Yedi tane madde var Temmuz’un sonundan beri bekliyor. Birkaç tanesinde olsun anlaşma ihtimalimiz varsa ben böyle bir toplantıya gelmeye hazırım.”
Ancak bu konuda geri dönüş olmadığını söyledi.
Daha sonra Maria Angela Holguin’in yeniden kendisiyle görüşerek Hristodulidis’in dönüşümlü başkanlığı kabul etmeye hazır olduğunu aktardığını belirten Erhürman, buna da bir koşul koyduğunu anlattı: “Dönüşümlü başkanlığı ilkesel olarak kabul ettim; dönemleri, diğer ayrıntıları müzakereye açık diyecekse hemen ben geliyorum toplantıya.”
Erhürman’a göre bu konuda da geri dönüş olmadı.
Erhürman, Hristodulidis’in dönüşümlü başkanlığı güvenlik ve garantiler konusundaki kendi taleplerine bağlamasına karşı olduğunu söyledi: “Dönüşümlü başkanlığı kabul ediyorum, güvenlik ve garantiler karşılığında demesi için mi toplantı yapacağız? Yoksa fotoğraf vermek için mi?”
“BEN BİR MASADAN KAÇIYOR DEĞİLİM”
Kendisinin müzakere masasından kaçtığı yönündeki eleştirilere yanıt veren Erhürman, görüşmenin kendisi için değil, sonuç üretmesi için önemli olduğunu söyledi: “Ben bir masadan falan kaçıyor değilim.”
Ve yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
“Üçlü toplantının da, 5+1’in de, müzakerenin de benim açımdan anlamı sonuç odaklı olmaktır.”
Erhürman, Cumhurbaşkanlığına gelmeden önce de aynı yaklaşımı savunduğunu hatırlattı:
“Görüşme olsun diye görüşme yapmam. Müzakere olsun diye müzakere yapmam. 5+1 olsun diye 5+1 yapmam. Ne için yaparım? Çözüm olsun diye. Bir şey üretelim diye.”
“MÜZAKERE MASASINA OTURDUĞUMDA BİLİN Kİ ÇÖZÜME ÇOK YAKINIZ”
Programın sonunda Erhürman, önümüzdeki döneme ilişkin en net mesajlarından birini verdi:
“Ben sizin çözüm iradenizi temsil ediyorum. Dolayısıyla ben çözüm için uğraşacağım.”
Ancak geçmiş müzakere süreçlerinin yeniden yaşanmasına izin vermeyeceğini belirtti:
“Kendilerine iki defa hayal kırıklığı yaşadığınız çözümle ilgili ben size üçüncü hayal kırıklığını yaşatmak istemiyorum.”
Erhürman, metodoloji konusunda anlaşılmadan ve güven artırıcı önlemlerde anlamlı ilerleme sağlanmadan resmi müzakereye geçmeyeceğini söyledi:
“Bu metodoloji kabul edilmedikçe ve güven yaratıcı önlemlerde anlamlı ilerlemeler kaydedilmedikçe ben bu müzakere masasına oturmayacağım.”
Ardından dikkat çekici bir ifade kullandı:
“Müzakere masasına oturduğumda bilin ki çözüme çok yakınız. Yüzde yüz diyemem gene ama çok büyük ihtimal var. Ancak o zaman otururum.”
Ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Müzakere olsun diye müzakere yapmam. Sizi bu masada on sene daha süründürmem sözüm var. Sözüme sadığım.”
TUTUKLAMALAR: “HUKUK SİYASETİN ENSTRÜMANI HALİNE GETİRİLİYOR”
Erhürman, kuzeydeki taşınmaz mallar nedeniyle açılan davalar ve tutuklamalar konusunda da Rum liderliğine sert eleştiriler yöneltti:
“Hukuku siyasetin enstrümanı haline getirme yaklaşımının devam ettiğini biliyoruz.”
Kıbrıs Türk tarafının 2005 yılında Taşınmaz Mal Komisyonu’nu kurarak Rumların mülkiyet haklarını tanıdığını hatırlatan Erhürman, güneyde Kıbrıslı Türklere yönelik benzer bir mekanizma bulunmadığını söyledi:
“Biz Kıbrıslı Rumlara verdiğimiz bu hakkı, Kıbrıs Rum liderliği Kıbrıslı Türklere vermiyor Güney’de.”
Bireylere karşı açılan davaların siyasi sorunun çözümünde araç olarak kullanılmasına karşı olduğunu belirten Erhürman:
“Bireyler üzerinden açılan davalarla çözüm bulunacağını zannetmek, davaları siyasi sorunun çözümüyle ilgili bir enstrüman haline getirmek demektir ki bu hukukun misyonu değildir, adaletin misyonu bu değildir.”
KARMA EVLİLİKLERDEN DOĞAN ÇOCUKLAR: “BU ARTIK GUTERRES’İN DİLİNE GİRDİ”
Erhürman, karma evliliklerden doğan çocukların Kıbrıs Cumhuriyeti ve AB vatandaşlığı sorununun artık uluslararası gündeme taşındığını söyledi:
“Gerçekleşen bir insan hakkı ihlalidir.”
Konunun BM ve AB insan hakları raporlarına girdiğini aktaran Erhürman, Guterres’in yedi güven artırıcı önleminden birinin de karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlığı olduğunu söyledi:
“Bu artık Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin kendi diline girdi. ‘Mixed marriages’ lafı.”
Bazı çocukların vatandaşlık almaya başladığını ancak bunun yeterli olmadığını vurguladı:
“Üç beş, on, on beş, yirmi… tam kaçtır bilemiyorum, yeni çocuğumuza verildi. Ama bu asla bizim için yeterli değil.”
“TÜRKİYE’YE GİRİŞ SORUNU YAŞAYAN İNSANLAR HALA VAR”
Türkiye’ye giriş yapamayan Kıbrıslı Türklerle ilgili sorunun tamamen çözülmediğini de söyleyen Erhürman:
“Hâlâ aynı durumda olan insanlarımız var. Dolayısıyla bizim de bu konudaki girişimlerimiz devam ediyor.”
Erhürman, konuyu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmelerde de gündeme getirdiğini ancak diplomatik görüşmelerde kendisine verilen yanıtları açıklamayacağını belirtti.
“TÜRKİYE İLE TAM BİR İSTİŞARE İÇİNDEYİZ”
Erhürman, Ankara ile Kıbrıs sorunundaki yaklaşımı konusunda görüş ayrılığı bulunduğu iddialarını da reddetti:
“Biz Türkiye ile tam bir istişare içindeyiz.”
Dört maddelik metodolojisinin Türkiye tarafından bilindiğini söyleyen Erhürman:
“Sayın Tayyip Erdoğan’la görüştük. Ben bu dört maddelik metodolojiyle masadayım. Kendileri de bunu biliyorlar. Bununla ilgili hiçbir sorunumuz yok.”
















