Bugün Kıbrıs

Türkiye basını yazdı: AKP iktidarının ‘kin’ ve ‘yanıltıcı bilgi’ sopası nasıl işliyor?

Gazeteciler, sendikacılar, yazarlar, muhalifler ve bir bütün olarak yurttaşlar hedefte. Suç kapsamı ve içeriğini tamamen AKP iktidarının çıkarlarının belirlediği “Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik” ve “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” sopası artık iyice çığrından çıkmış durumda.

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik” suçunu tarif eden 216. maddesi ile TCK’nın 217/A başlıklı “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçlaması, AKP’nin herkesi susturmaya yönelik sopasına dönüşmüş durumda.

Sol’un haberine göre öyle ki artık bu suçlamalar kapsamında kaç kişinin soruşturulduğu ve tutuklandığını bile takip edemez noktaya gelmiş durumda.

Saldırının sadece son dönemdeki sonuçları ve AKP için önemi:

BEŞTE ÜÇ SAVUNMASI VE GERÇEKLER
İktidarın oldukça muğlak bir “suç” tanımıyla işine gelmeyen tüm haberleri ve yorumları “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” parantezine alması beklentisi düzenleme ilk gündeme geldiğinde en büyük eleştirilerden biri olmuştu.

Bu eleştirilere itiraz eden AKP yetkilileri, “Yayılan haber gerçek olmayacak”, “Ülkenin güvenliği ve kamu sağlığı ile ilgili gerçek dışı haber olacak”, “Halk arasında panik, korku ve endişe oluşturma kastı taşıyacak”, “Kamu barışını bozmaya elverişli olacak”, “Bunlar aleni biçimde yapılacak” demiş, sonrasında da “Beş unsurun bir aradalığı aranacak. Bu beş unsurdan üçü varsa suç teşkil etmeyecek” iddiasında bulunmuştu.

Peki, bunların olup olmadığını kim belirleyecekti?

AKP yargısı…

Hâl böyle olunca, yaşananlar yukarıda sıralanan “gerekçelere” de hiçbir şekilde ihtiyaç duyulmadığını ortaya koymuş oldu.

AKP iktidarı kendi saldırılarını, hukuksuzluklarını, yolsuzluklarını ve usulsüzlüklerini gündeme getiren, eleştiren kim varsa bu iki suçlamayla jet hızıyla harekete geçti; gazetecileri, yazarları, sendikacıları ve yurttaşları bir bir tutukladı.

Sadece son dönemde yaşananlara göz atalım:

23 Ocak 2026: Daha önce hukuksuz şekilde tutuklanan gazeteci Furkan Karabay, “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” iddiasıyla gözaltına alındı. Karabay, İBB davasına ilişkin belgeleriyle yaptığı bir haber dolayısıyla vermek zorunda kaldığı hakimlik ifadesinin ardından ev hapsiyle cezalandırıldı.

20 Şubat 2026: Gazeteci Alican Uludağ, yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek koltuğuna oturduktan kısa süre sonra gözaltına alındı, ardından da tutuklandı. Yaptığı haberler ve paylaşımlar suçlama konusu haline getirilen Uludağ hakkındaki suçlama da “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” oldu.

22 Mart 2026: BirGün muhabiri İsmail Arı önce “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla gözaltına alındı. Gözaltına alınırken ilk suçlama bir videoydu, sonra dosya şişirildi, sosyal medya paylaşımları, gazetecilik faaliyetleri suç parantezine alındı. AKP iktidarının usulsüzlüklerine dair çok sayıda haber yapan bir muhabir, suç tanımı iktidarın keyfine göre belirlenen maddeden tutuklanmış oldu.

4 Nisan 2026: Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, Akbelen direnişine ilişkin paylaşımları gerekçe gösterilerek “yanıltıcı bilgiyi yayma” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla tutuklandı. Aksu, söz konusu paylaşımlarında Limak Holding patronu Nihat Özdemir’i eleştirmişti.

TEHDİT SOPASI OLARAK ‘YANILTICI BİLGİ’
Yukarıda sadece bir bölümünü aktardığımız hukuksuz tutuklamaların yanı sıra söz konusu suçlamalar bir tehdit ve susturma sopası olarak da medyanın ve muhalefetin üzerinde sallanmaya devam ediyor.

Gazeteciler Timur Soykan ve Barış Pehlivan “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla yargılanmaya devam ederken, bu iki gazeteci hakkında 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyor. Davanın bir sonraki duruşması 14 Nisan’da görülecek.

Yine geçtiğimiz yılın son günlerinde uyuşturucu operasyonlarına dair haber videosunun ardından gazeteci Barış Terkoğlu hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla gözaltı işlemi yapılmış, sonrasında yurt dışına çıkış yasağı verilmişti.

Fatma Nur ve sekiz yaşındaki kızı Hifa’nın şüpheli ölümleri aydınlatılmayı beklerken, anne ve kızına gerekli korumayı sağlamayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın şikayeti üzerine Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği hakkında da soruşturma başlatıldı. Yine “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması ile başlatılan soruşturma kapsamında Dernek Başkanı Müjde Tozbey İstanbul Bakırköy Adliyesi’nde savcılığa ifade verdi. Yine aynı gündem ve suçlamayla, Bakanlığın şikayeti sonucu şarkıcı Gülben Ergen hakkında dahi soruşturma açıldı.

AKP KURUCUSUNUN ŞİKAYETİYLE SOL DA HEDEFTE
soL muhabiri İrem Yıldırım, Sorumlu Müdürü Emre Alım ve yazarımız Orhan Gökdemir hakkında ise AKP’nin kurucularından Cuneyd Zapsu’nun şikayetiyle soruşturma başlatıldı.

soL’un “Ferrero’nun fındık restinin perde arkası: Şili’ye doğru giderken bu işbirlikçilerini de yanlarına alsınlar” ve “Kara para’ soruşturmaları Cuneyd Zapsu’ya dayandı: Ciner’in gölgesinde hangi isimler var?” başlıklı haberleri gerekçesiyle soL çalışanları “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla ifade verdi.

AYNI KORKU HALKA DA YAYILMAYA ÇALIŞILIYOR
İktidar bir yandan kamuoyunun tanıdığı isimler üzerinde bu sopayı kullanarak tüm toplumun gözünü korkutmaya çalışırken, diğer yandan doğrudan halkı da aynı sopayla “terbiye etmeye” çalışıyor.

Sosyal medya paylaşımları, özellikle 19 Mart sürecinin ardından birçok örnekte görüldüğü gibi ev baskınları ve tutuklamalara bahane ediliyor.

Sokak röportajları, bir diğer hedef. Vatandaşın fikirlerini paylaştığı bu videolarda “hoşa gitmeyen” sözler söylendiğinde yalnızca röportajı yapan kişi değil, vatandaş da yargı karşısına çıkarılıyor.

İş, özel mesajlaşma gruplarında dile getirilen görüşlerin veya toplu taşımada söylenen sözlerin CİMER’e şikayet konusu olmasına kadar vardı. Amaç, halkı susturmak.

NEDEN ÖNEMLİ?
AKP iktidarı ABD ve İsrail eliyle bölgede giderek büyütülen savaşlarda ABD’nin yanında bir pozisyon alırken, ülkemiz NATO eliyle daha büyük bir tehdidin içine çekiliyor.

Dozajı giderek artan bu Amerikancılık hamlesi, AKP iktidarının ciddi bir yönetme krizi yaşadığı ve iç krizlerle çalkalandığı bir sürecin ardından geldi.

Bir yanda çözüm süreci, diğer yanda CHP’ye yönelik soruşturma ve davalarla denge bulmaya çalışan iktidar, bu tabloda kafa karıştırıcı tüm sesleri bastırmayı hedefliyor.

Artan yoksulluk ve derinleşen ekonomik krizi aşmak adına da susturma sopasına daha fazla ihtiyaç duyacak AKP, belli ki önümüzdeki dönemde “Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik” ve “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” sopasını daha fazla kullanacak.

Burada bu sopanın gücünü kuşkusuz tek başına AKP değil, sopaya karşı verilecek mücadele de belirleyecek.

Exit mobile version