Bugün Kıbrıs

Toros: “Bu sadece bir ödenek değil, rejim ve toplumsal huzur meselesidir”

Bugün Kıbrıs

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda hayat pahalılığına ilişkin yasa tasarılarının görüşülmesi sırasında söz alan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) milletvekili Fikri Toros, hükümetin getirdiği düzenlemelerin yalnızca mali bir karar olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Toros, tasarıların doğrudan halkın alım gücünü, emeğini ve yaşam onurunu hedef aldığını belirtirken, Meclis iradesi tecelli etmeden aynı düzenlemenin yasa gücünde kararnameyle yürürlüğe konulmasının da demokratik düzene açık müdahale anlamına geldiğini ifade etti.

Toros, kürsüde yaptığı konuşmada, dün Meclis’in içine kadar uzanan eylemlerin ve ülke genelindeki grevin halk iradesinin artık dikkate alınması gerektiğini açık biçimde gösterdiğini söyledi:

“Bugün buradan sıradan bir mali düzenlemeye ilişkin konuşmak için söz almadım. Bugün buraya demokrasimizin özüne yönelik açık bir müdahale yapıldığı için söz alıyorum. Hayat pahalılığını dondurmayı amaçlayan bu yasa tasarıları bir mali düzenleme olmanın çok ötesindedir. Doğrudan doğruya halkın alım gücüne, emeğine ve yaşam onuruna doğru yapılan ağır bir darbedir.”

Toros, söz konusu yasa tasarıları Genel Kurul aşamasındayken ve henüz Meclis iradesi ortaya çıkmamışken aynı düzenlemenin kararnameyle yürürlüğe sokulmasına da tepki gösterdi. Bunun Meclis’i ve halk iradesini yok saymak anlamına geldiğini belirten Toros, hükümeti demokratik tahammülleri hedef almakla suçladı:

“Bu meclisi yok saymaktır. Bu halkın iradesini gasp etmektir. Bu demokratik tahammüllere vurulmuş en ağır darbedir.”

İŞ BARIŞINI TEHDİT EDECEK BİR DÜZENLEME
Toros, meselenin yalnızca bir ödenek tartışması olmadığını, doğrudan halkın sofrasındaki ekmekle ilgili olduğunu söyledi. Hayat pahalılığı ödeneğinin, yüksek enflasyon ve faiz baskısı altında her gün eriyen alım gücünü bir nebze koruyan en temel mekanizmalardan biri olduğunu vurgulayan Toros, bunun dondurulmasının halkın geçimini daha da aşağı çekeceğini kaydetti. Tasarıların yasallaşması halinde ülkede iş barışını tehdit eden bir düzenlemenin hayata geçirileceğini söyleyen Toros, çalışanlarla işveren arasındaki güven ilişkisinin ve kamu ile çalışanlar arasındaki diyaloğun ancak öngörülebilir ve adil kararlarla korunabileceğini ifade etti.

Toros, hükümetin çalışanların en temel güvencelerinden birini paydaşlarla sağlıklı bir uzlaşı aramadan dondurmak istediğini belirterek, bunun yalnızca halkı fakirleştirmekle kalmayacağını söyledi:

“Bu sadece halkı fakirleştirmekle kalmaz, aynı zamanda iş yerlerindeki güveni, istikrarı ve verimliliği de derinden sarsar. Bu yasa tasarıları emeğin değerini tartışmaya açıyor. Bu da kaçınılmaz olarak güvensizlik yaratıyor, motivasyonu düşürüyor ve gördüğünüz gibi toplumsal gerilimi artırıyor.”

İş barışının zedelendiği bir ortamda bunun bedelini yalnızca çalışanların değil, sosyal yaşamın bütünüyle ödeyeceğini söyleyen Toros, hükümetin bu tercihini halktan değil, otoriter yönetim anlayışından yana yapılmış siyasi bir tercih olarak değerlendirdi.

HALKIN ALIM GÜCÜNÜ, İÇ TALEBİ VE SOSYAL DEVLETİ HEDEF ALIYOR
Toros, düzenlemenin kamu çalışanlarının reel alım gücünde ciddi bir gerilemeye yol açacağını, henüz gerçekleşmemiş ve olgulaşmamış varsayımlarla yola çıkılarak bu yasaların hazırlanamayacağını söyledi. Türk lirası kullanmaya mecbur bırakıldığımız, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri altında alım gücünün zaten istikrarlı biçimde düştüğünü belirten Toros, hayat pahalılığı ödeneğinin dondurulmasıyla sabit gelirli kesimlerin maaşlarının enflasyon karşısında korunma mekanizmasını da kaybedeceğini ifade etti.

Toros, bunun yalnızca bireysel refahı değil, iç talebi, iç tüketimi ve ekonomik çarpanları da olumsuz etkileyeceğini söyledi. Emekliler açısından etkilerin daha da ağır hissedileceğini belirten Toros, sabit gelirle yaşamını sürdürmeye çalışan emeklilerin artan gıda, enerji ve temel ihtiyaç fiyatları karşısında en kırılgan kesimlerden biri olduğunu söyledi. Sosyal yardım alan yurttaşların da doğrudan etkileneceğini kaydeden Toros, hayat pahalılığı ödeneğinin bu kesimler için temel ihtiyaçlara erişimde hayati bir destek niteliğinde olduğunu vurguladı.

Toros, sosyal yardım alanlar ve dar gelirli kesimler açısından ortaya çıkacak tabloyu değerlendirirken, bu desteğin dondurulmasının toplumsal eşitsizliği daha da artıracağını ifade etti. Genel çerçevede bakıldığında bu tasarıların kısa vadeli bir mali tedbir olmanın ötesinde toplumun geniş kesimlerinin alım gücünü zayıflatacağını, iç talebi daraltacağını ve ekonomik dengeleri bozacağını dile getirdi.

“BU SADECE MALİ DEĞİL, SOSYAL VE YAPISAL BİR TAHRİBATTIR”
Toros, söz konusu düzenlemelerin aynı zamanda sosyal devlet ilkesine zarar vereceğini ve devlet ile yurttaş arasındaki güven ilişkisini daha fazla aşındıracağını söyledi. Bu nedenle düzenlemelerin tüm paydaşlarla birlikte yeniden değerlendirilmek üzere komiteye geri çekilmesi gerektiğini belirtti. Meclis iradesine saygı gösterilmesini isteyen Toros, tüm taraflarla yapıcı diyalog kurulması, uzlaşı zemini yaratılması ve varılacak mutabakatta bütün paydaşların sahiplenme duygusu hissetmesi gerektiğini dile getirdi.

Toros, aksi halde bugün atılan adımın bir mali düzenleme olarak değil, demokrasi tarihine ve çalışma hayatına vurulmuş ağır bir darbe olarak yazılacağını vurguladı:

“Bu sadece bugünün değil, yarının meselesidir. Bu sadece bir ödenek değil, rejim ve toplumsal huzur meselesidir. Biz demokrasiden, hukuktan, iş barışından ve halkın iradesinden yana durmaya devam edeceğiz.”

SAVAŞ GEREKÇESİNE KARŞI: DEVLETİN GÖREVİ KRİZİ HALKA YIKMAK DEĞİL, YÖNETMEKTİR
Toros, İran savaşı kaynaklı bölgesel ekonomik olumsuzlukların yadsınamayacağını, enerji fiyatlarının dalgalandığını, tedarik zincirlerinin baskı altında olduğunu ve turizm sektörünün ciddi bir krizle karşı karşıya bulunduğunu söyledi. Ancak böyle bir ortamda devletin görevinin krizleri halkı daha dirençli hale getirerek yönetmek olduğunu vurguladı. Devletin halkı koruması, etkilenen sektörlere can suyu niteliğinde destek sağlaması ve geleceğe dair güven yaratması gerektiğini belirten Toros, güven olmayan yerde hiçbir krizin yönetilemeyeceğini ifade etti.

Toros, hükümetin ise kamu maliyesini getirdiği durumun faturasını yalnızca çalışanlara kestiğini söyledi. Belirsizliğin bu kadar yüksek olduğu bir dönemde hayat pahalılığını önleyecek cesur siyasi kararlar almak yerine hayat pahalılığı ödeneğini dondurma yoluna gidildiğini vurgulayan Toros, komşu ülkelere ve benzer ada ekonomilerine bakılması gerektiğini belirtti. Oralarda kriz yönetiminde önceliğin hayat pahalılığını önlemek olduğunu, hayat pahalılığı ödeneğini dondurmak olmadığını ifade etti.

Toros, hükümetin kamu maliyesindeki zayıflamanın nedenini kendi hatalı ekonomik ve mali politikalarında değil, halkın hak ettiğinden fazla gelir elde etmesinde aradığını söyleyerek buna sert çıktı:

“Bundan daha büyük bir adaletsizlik düşünülemez ve kesinlikle kabul edilemez. Bu yapacağınız düzenlemelerle emeği adeta cezalandırıyorsunuz. Ekonominin en önemli iki bileşeni var; bir emek, bir sermaye. Ve siz bununla birlikte emeği resmen cezalandırıyorsunuz.”

CTP’NİN KRİZ YÖNETİMİ ÇERÇEVESİNİ ANLATTI
Toros, konuşmasının son bölümünde Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin kriz yönetimine ilişkin yaklaşımını da anlattı. Ekonomik krizlerde en kritik unsurun güven ve öngörülebilirlik olduğunu, devletin şeffaf veri paylaşması, orta vadeli yol haritasını net biçimde ortaya koyması ve ani, öngörüsüz kararlardan kaçınması gerektiğini söyledi. Belirsizliğin en büyük ve en yıkıcı kriz nedeni olduğunu vurgulayan Toros, mali disiplin ile sosyal denge arasında akılcı bir denge kurulması gerektiğini ifade etti.

Enerji güvenliği, likidite yönetimi, dış ticaret esnekliği, sosyal koruma, aktif diplomasi ve kriz yönetiminde kurumsal koordinasyon başlıklarında yapılması gerekenleri sıralayan Toros, dağınık yönetim anlayışının krizi büyüttüğünü söyledi. Son sekiz günde yaşananların da bunun açık örneği olduğunu ifade eden Toros, ekonomi, enerji, dış politika ve güvenlik birimleri arasında tam koordinasyon sağlayacak hızlı karar alabilen bir kriz yönetim yapısına ihtiyaç olduğunu belirtti.

“BU KRİZ SADECE SAVAŞTAN DOĞMADI”
Toros, yaşanan krizin yalnızca İran savaşı kaynaklı olmadığını, son yıllarda UBP-DP-YDP hükümetinin yarattığı yozlaşmanın ve bunun sonucunda halkın devlete ve siyasete olan güvenini sarsan girişimlerin bu tabloya yol açtığını söyledi. Bu hataların bedelinin halka ödetilmesine izin vermeyeceklerini vurgulayan Toros, halkın sahipsiz olmadığını ve Meclis’in halkın yanında durmak zorunda olduğunu ifade etti.

Toros, Maliye Bakanı ile Ekonomi Bakanı’nın konuşmalarında, öngörülemez bir konjonktürde risk alamadıkları için bu yasa tasarılarını geçirmek istediklerini anlattıklarını, ancak gerçek hayat pahalılığının resmi verilerden çok daha yüksek hissedildiğini savundu. Hükümetin bu yasaları geçirerek Türkiye’ye “gereken tasarruf tedbirini aldık” mesajı vermek istediğini savunan Toros, bunun kamu maliyesinin sorunlarına gerçek çözüm üretmeyeceğini söyledi.

Konuşmasının sonunda Toros, bu yasa tasarılarının derhal Genel Kurul gündeminden çıkarılması ve komitede yeniden değerlendirilmek üzere ele alınması gerektiğini yineledi:

“Bu yasa tasarıları derhal Genel Kurul gündeminden alınmalı ve komitede yeniden değerlendirilmek üzere ele alınmalıdır.”

 

Exit mobile version