Bugün Kıbrıs

“Emekçinin cebine darbe” kararnamesi mahkemelik oldu

Bugün Kıbrıs

Hükümetin hayat pahalılığı artışını durduran Yasa Gücünde Kararnamesine karşı sendikalar ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) yargı yoluna gitti. Kararın iptali için hazırlanan 11 maddelik dava dosyası, mahkeme önünde yapılan açıklamanın ardından Yüksek Mahkeme’ye sunuldu.

Mahkeme önünde toplanan sendikalar, söz konusu düzenlemenin emekçilerin alım gücüne doğrudan müdahale olduğunu belirterek, kararnamenin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle başvuru yaptı.

ATAN: “BU SÜREÇ SADECE BİR YASA DEĞİL, BİR YÖNETİM SORUNUDUR”
Kamu-Sen Başkanı Metin Atan, dava sürecine ilişkin yaptığı açıklamada hükümete çok sert sözlerle yüklendi. Atan, yaşanan sürecin sadece bir yasa tartışması olmadığını vurgulayarak, “Öyle bir hükümet var ki karşımızda arkadaşlar. Bu ülkeyi satan, bu ülkeyi peşkeş çeken… halkına ihanet de vatan hainliğidir” dedi.

Hayat pahalılığı düzenlemesinin Meclis’te görüşülmesi gerekirken yasa gücünde kararnameyle geçirilmesine tepki gösteren Atan, sürecin başından itibaren sendikalar ile hükümet arasında görüşmeler yürütüldüğünü ve hatta bir kriz masası kurulduğunu hatırlatarak, buna rağmen hükümetin kendi önerilerine dahi sahip çıkmadığını belirtti. “Hayat pahalılığıyla ilgili sizlerle bir kriz masası oluşturduk ama siz ne yaptınız? Kendi önerinizi bile kabul etmediniz” diyerek yaşanan süreci eleştirdi.

Yasanın Meclis’te görüşüldüğü bir aşamada, aniden yasa gücünde kararnameye dönüştürülmesini “Ali Cengiz oyunları” olarak nitelendiren Atan, bu yöntemin bilinçli bir tercih olduğunu ve demokratik süreçlerin devre dışı bırakıldığını söyledi. “Siz hayat pahalılığıyla ilgili yasayı meclise getireceksiniz, sonra yasa gücünde kararname çıkararak bu duruma sokacaksınız” ifadelerini kullandı.

Atan, söz konusu düzenlemenin doğrudan emekçileri hedef aldığını belirterek, yaşananların toplumun geniş kesimlerine zarar verdiğini vurguladı. “Yapılan işler bu ülkede insanımıza, emekçimize, çalışanımıza, sabit gelirlilere bir darbedir” diyerek kararın ekonomik etkilerine dikkat çekti.

Hükümetin genel yönetim anlayışını da eleştiren Atan, ülkenin kötü yönetildiğini savunarak, alınan kararların toplumun aleyhine olduğunu ifade etti. Bu sürecin yalnızca bir yasa tartışması olmadığını dile getiren Atan, hükümetin artık ülkeye zarar verdiğini söyledi.

Açıklamasında mücadele vurgusu yapan Atan, sendikaların geri adım atmadığını ve hem sahada hem de hukuk zemininde süreci sürdüreceklerini belirtti. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurunun bu mücadelenin hukuki ayağı olduğunu ifade eden Atan, “Bugün Anayasa Mahkemesi’ne gidip ara emri almak için davalar dosyalanacaktır” dedi.

“BU HÜKÜMETİN SONU DOSYALARLA GELECEK”
Atan, hükümete yönelik eleştirilerini daha da sertleştirerek, yaşanan sürecin siyasi sonuçlarının yanında hukuki sonuçlar da doğuracağını ifade etti. “Bu hükümetin artık gideceği yer evleridir arkadaşlar. Evlere de gitmeyecekler. Bu dosya soruşturmalarından çoğunun neler olacağını da görecek” sözleriyle, devam eden soruşturmalara işaret etti.

Ayrıca sendikal mücadelenin süreceğini belirten Atan, önümüzdeki günlerde eylemlerin devam edeceğini ve gerekirse genel grevin yeniden gündeme geleceğini ifade etti.

“YASA GÜCÜNDE KARARNAME İSTİSNAİDİR, BU DURUM HUKUKA AYKIRI”
Sendikaların avukatlarından Öncel Polili ise yasa gücünde kararnamelerin istisnai bir yöntem olduğuna dikkat çekerek, mevcut uygulamanın hukuka aykırı olduğunu vurguladı.

Polili, “Yasa gücünde kararnameler çok istisnai bir prosedürdür… ancak Meclis’te tartışılan bir konunun imedilikle yasa gücünde kararnameye dönüşmesi kesinlikle hukuka aykırı bir durumdur” dedi.

Kararnamenin iptali ve yürütmesinin durdurulması için başvuru yaptıklarını belirten Polili, sürecin hukukun üstünlüğü açısından kritik bir sınav olduğunu ifade etti.

 

Exit mobile version