Bugün Kıbrıs

Rahvancıoğlu: “Stratejik unsurların kamu kontrolü dışında bırakılmasına karşıyız”

Bugün Kıbrıs

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, Kıbrıs Postası’nda Ulaş Barış’ın sunduğu Gündem programına katılarak çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu.

“EKOLOJİK KONULAR KIRMIZI ÇİZGİ OLMALI”
Rahvancıoğlu, alçak orman arazilerinin yatırıma açılması sürecinin 2003 yılındaki UBP-DP hükümeti dönemine dayandığını belirterek, CTP’nin o dönemde karşı çıktığını söylemesine rağmen 2004’te hükümete geldikten sonra Bafra bölgesindeki 168 dönümlük alçak orman arazisini ticari yatırım olarak verdiğini hatırlattı. Bölge halkına refah artışı vaat edildiğini ancak aradan geçen 20 yılı aşkın sürede beklenen kalkınmanın gerçekleşmediğini dile getirdi.

Ekolojik konuların “kırmızı çizgi” olması gerektiğini ifade eden Rahvancıoğlu, sulak alanların ve ağaçlık bölgelerin korunmasının zorunlu olduğunu söyledi. Bu arazilerin insanlığın ortak mirası olduğunu belirten Rahvancıoğlu, 2008 ve 2009 yıllarında İTÜ’nün kuruluşuna ilişkin protokollerde de CTP’nin imzası bulunduğunu ve söz konusu arazilerin o dönemden itibaren planlandığını ifade etti.

“CTP’NİN TUTUMU STRATEJİK ÇIKARLAR DOĞRULTUSUNDA İSTİKRARLI”
Son oylama sürecine değinen Rahvancıoğlu, üç ayrı oylama yapıldığını ve komite ile madde madde oylamalarda CTP’nin “evet” oyu verdiğini belirtti. Ancak bir haftalık süreçte oluşan yoğun toplumsal tepki ve özellikle kendi tabanındaki hayal kırıklığı sonrası CTP’nin tutum değiştirdiğini söyledi.

Rahvancıoğlu, bu değişimin samimi bir özeleştiriyle değil, bazı örgütlerin açıklamalarının gerekçe gösterilmesiyle yapıldığını ifade ederek, Bağımsızlık Yolu, Baraka Kültür Merkezi, Haksen ve Dünya Yalnız Bizim Değil hareketi gibi yapıların sürece dahil edilmediğini belirtti. CTP’nin tutumunun “tutarsız değil, aksine Türkiye sermayesi ve stratejik çıkarlar doğrultusunda istikrarlı bir çizgi izlediğine” işaret etti.

“KAMU KONTROLÜ DIŞINA ÇIKARILMASINA KARŞIYIZ”
Rahvancıoğlu, hem ilgili protokollere hem de stratejik unsurların kamu kontrolü dışında bırakılmasına karşı olduklarını ifade ederek, mevcut rejim ve bölünmüşlük sürdüğü sürece Kıbrıslı Türklerin kendi kendini yönetmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.

Türkiye’nin adadaki hamlelerinin iki şekilde okunabileceğini belirten Rahvancıoğlu, ya olası bir çözüm öncesinde stratejik noktaların kontrol altına alınmaya çalışıldığını ya da yeni bir emperyalist paylaşım sürecinde NATO müttefiki olarak askeri tahkimat yapıldığını söyledi.

“MECLİS TALİMAT UYGULAYAN BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜ”
Rahvancıoğlu, Meclis’in Türkiye Cumhuriyeti’nin talimatlarını uygulayan bir yapıya dönüştüğünü ifade ederek, muhalefetin mücadeleyi Meclis ile sınırlı tutup sokakla birleştirememesi nedeniyle etkisiz kaldığını dile getirdi. “Sözü eylemle buluşturmak gerekir” diyen Rahvancıoğlu, halkın ancak mücadele ederek “halklaşabileceğini” söyledi.

Sokaktaki eylemlerin ritüelleştiğini ve hedef eksikliği bulunduğunu belirten Rahvancıoğlu, CTP’nin temel hedefinin hükümet olmakla sınırlı kaldığını, Bağımsızlık Yolu’nun ise emek, eğitim, sağlık ve ekoloji mücadelelerini Kıbrıs sorununun çözümünün basamakları olarak gördüğünü ifade etti.

“EKTAM İŞÇİLERİ UMUT VERDİ”
Ektam işçilerinin mücadelesine de değinen Rahvancıoğlu, işçilerin işlerini kaybetme riskine rağmen dayanışma içinde hareket ettiğini belirterek bunun toplum açısından umut verici olduğunu söyledi. Siyasetin profesyonel aktörlerin tekelinden çıkıp doğrudan halkın eline geçmesi gerektiğini dile getirdi.

“3. UYRUKLU İŞÇİLERE YÖNELİK DÜZENLEME AYRIMCILIKTIR”
Sosyal güvenlik düzenlemelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rahvancıoğlu, devletin normalde brüt maaş üzerinden yaptığı yüzde 6’lık katkının 3. uyruklu işçiler için yüzde 1.25’e düşürüldüğünü belirtti. Aradaki yüzde 4.75’lik farkın işçilere yüklenmek istendiğini ifade ederek, bu durumda Kıbrıslı Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından yüzde 9 kesinti yapılırken 3. uyruklu işçilerden yüzde 13 kesinti yapılacağını söyledi.

Bu düzenlemenin her bir işçi için aylık yaklaşık 2 bin 880 TL’lik bir maliyet anlamına geldiğini kaydeden Rahvancıoğlu, yaklaşık 80 bin yabancı işçi üzerinden devletin ciddi bir kaynak yaratmayı hedeflediğini belirtti. Ayrıca bu işçilerin daha fazla prim ödemelerine rağmen daha az hak elde edeceğini vurgulayarak, evlilik, doğum ve emzirme yardımlarının “kktc’de gerçekleşme” şartına bağlanmasının baskıcı bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.

“SOSYAL DEVLET GERİYE GÖTÜRÜLÜYOR”
Rahvancıoğlu, yapılan düzenlemelerle Bakanlar Kurulu’na prim oranlarını yasa değişikliği olmadan iki katına kadar artırma yetkisi verildiğini belirterek bunun öngörülebilirliği ortadan kaldıracağını söyledi. İş kazalarına ilişkin istisnanın kaldırılmasını eleştirerek, mevcutta uzatılabilen ödeme sürelerinin artık 6 ayla sınırlandırılacağını, ayrıca ortez ve protez gibi hayati ekipmanların bakım ve yenileme maliyetlerinin sigorta kapsamı dışına çıkarılacağını ifade etti.

Sosyal devletin harcama yapmak için var olduğunu belirten Rahvancıoğlu, gelirlerin kayıt dışılıkla mücadele edilerek artırılması gerektiğini söyledi ve mevcut yaklaşımın sosyal devleti zayıflattığını dile getirdi. Sendikalarla görüşmeler yürüttüklerini ve yasanın geçmesi halinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurmayı planladıklarını da ekledi.

“DÜNYA YENİDEN ŞEKİLLENİYOR”
Küresel gelişmelere de değinen Rahvancıoğlu, “Ya sosyalizm ya barbarlık” perspektifiyle hareket ettiklerini belirtti. 1945 sonrası kurulan uluslararası düzenin değişmekte olduğunu ifade ederek ABD’nin bu sistemden çekilme eğiliminde olduğunu ve yeni güç dengelerinin oluştuğunu söyledi.

Dünya siyasetinde ABD-İngiltere ve Fransa-Almanya eksenli iki blok oluştuğunu ifade eden Rahvancıoğlu, diğer ülkelerin bu bloklar arasında tercih yapmaya zorlandığını belirtti. Kıbrıs’ın da bu paylaşımın bir parçası haline getirildiğini söyleyerek adadaki yabancı askeri varlıklar ve üslerin bu sürecin yansıması olduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin şu an ABD ekseninde göründüğünü ancak denge politikası izlemeye çalıştığını belirten Rahvancıoğlu, Kıbrıs sorununun çözülmemiş olmasının emperyalist müdahaleleri kolaylaştırdığını ifade etti.

“ÇÖZÜM EMEK VE SOSYALİZMDE”
Rahvancıoğlu, dünya siyasetinde artan gerilimin yeni bir küresel savaşa işaret ettiğini belirterek geçmişte dünya savaşlarını durduran gücün sosyalist hareketler olduğunu söyledi. Olası bir 3. Dünya Savaşı’nı durdurabilecek tek gücün de emek ve sosyalist mücadele olduğunu dile getirdi.

İran’daki gelişmelere de değinen Rahvancıoğlu, rejimin baskıcı olduğunu ancak mevcut durumda ülkenin bir savunma süreci içinde bulunduğunu belirtti. Savaş ortamının kadın özgürlüğü ve işçi mücadelelerine zarar verdiğini vurgulayarak çözümün yine emek eksenli mücadelede olduğunu sözlerine ekledi.

Exit mobile version