Bugün Kıbrıs
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, Genç TV’de Elif Evrensel’in sorularını yanıtladığı programda, 30 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Yasa Gücünde Kararname ve Sosyal Güvenlik Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikler hakkında açıklamalarda bulundu. Rahvancıoğlu, söz konusu düzenlemelerin özellikle iş kazası geçiren emekçilerin hakları ile üçüncü uyruklu çalışanların sosyal güvenlik haklarında ciddi gerilemelere yol açtığını söyledi.
“KARŞIMIZDA MUAZZAM BİR KÖTÜLÜK DAĞI VAR”
Rahvancıoğlu, kararnameyle birlikte özellikle Kıbrıs’ın kuzeyi ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan üçüncü uyruklu çalışanlara yönelik sigorta kesintilerinin artırıldığını belirtti. İşçi sigorta prim kesintisinin yüzde 8,25’ten yüzde 13’e çıkarıldığını, devletin bu çalışanlar için ödediği katkı payının ise yüzde 6’dan yüzde 1,25’e düşürüldüğünü söyledi.
Rahvancıoğlu, “Sigorta sistemi açısından bakıldığında Sosyal Sigortalar aynı miktarı alıyor ama devlet kendi payını üçüncü uyruklu işçinin sırtına yüklüyor” dedi. Asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya göre maaşlardan yapılan kesintinin yaklaşık 2 bin 880 TL arttığını da ifade eden Rahvancıoğlu, “Karşımızda muazzam bir kötülük dağı var” dedi.
SOSYAL HAKLARDA GERİLEME UYARISI
Rahvancıoğlu, Sosyal Güvenlik (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile üçüncü uyruklu çalışanların sosyal sigortalardan aldıkları bazı hizmetlerin de azaltılmasının gündemde olduğunu söyledi. Tasarıyla birlikte emzirme, gebelik, doğum ve evlilik gibi sosyal hakların sınırlandırılabileceğini belirten Rahvancıoğlu, bu yaklaşımı şu sözlerle eleştirdi:
“Biz üçüncü uyrukluları gariban bulduk, nasıl ensesinden para çıkarırız.”
Rahvancıoğlu, bu tür uygulamaların yalnızca yabancı uyruklularla sınırlı kalacağı düşüncesinin yanlış olduğunu da söyledi.
“TASARI TOPLUMDAN GİZLENİYOR”
Rahvancıoğlu, toplumun söz konusu yasa tasarısından yeterince haberdar olmadığını ve bunun nedeninin hükümetin konuyu toplumsal tartışmaya açmaması olduğunu belirtti. Rejim muhalefetinin de meseleyi yalnızca üçüncü uyruklu işçilerle sınırlı bir sorun olarak görmesinin bu sessizliğe katkı yaptığını ifade etti.
Tasarıyla birlikte kararnameyle belirlenen prim oranlarının kalıcı hale getirilmek istendiğini söyleyen Rahvancıoğlu, ortada herhangi bir gerekçe bulunmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Bu yasayı Meclis’e kim sunduysa Meclis’i dolandırmaya çalışıyor.”
Rahvancıoğlu ayrıca tasarının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu vurguladı.
“BU POLİTİKANIN FORMÜLÜNÜ CTP BULDU”
Rahvancıoğlu, üçüncü uyruklu çalışanların haklarını sınırlayan uygulamaların yalnızca bugünün politikası olmadığını da söyledi. Geçmişte bu alandaki bazı düzenlemelerin UBP değil CTP döneminde geliştirildiğini belirten Rahvancıoğlu, üçüncü uyruklu çalışanların İhtiyat Sandığı hakkı ve emekli ikramiyesinden mahrum bırakıldığı uygulamaların bu yaklaşımın temellerini oluşturduğunu ifade etti.
PRİM ORANLARINI İKİ KATINA ÇIKARMA YETKİSİ
Rahvancıoğlu, yasa tasarısında yalnızca üçüncü uyrukluları değil vatandaşları da doğrudan etkileyebilecek bir madde bulunduğunu söyledi. Tasarının 15’inci maddesinde Bakanlar Kurulu’na prim oranlarını artırma yetkisi verilmek istendiğini belirten Rahvancıoğlu, maddede şu ifadenin yer aldığını söyledi:
“Bakanlar Kurulu yukarıdaki prim oranlarını, toplam prim oranlarının iki katını aşmamak koşuluyla, her sigorta kolu için gerektiği oranda artırıp azaltabilir.”
İŞ KAZALARINDA RAPOR ÖDEMELERİNE 6 AY SINIRI
Rahvancıoğlu, tasarıdaki bir diğer önemli değişikliğin iş kazası ve meslek hastalığı durumlarında yapılan rapor ödemeleriyle ilgili olduğunu söyledi. Mevcut sistemde ağır iş kazası geçiren veya meslek hastalığı yaşayan emekçilere uzun süre rapor ödemesi yapılabildiğini belirten Rahvancıoğlu, yeni düzenlemeyle bu ödemelere 6 ay sınırı getirilmek istendiğini söyledi.
Rahvancıoğlu, “Çok ağır iş kazaları var. İnsanlar aylarca hastanede kalabiliyor, tedavi süreçleri bir yılı bulabiliyor. Ama getirilen düzenlemeyle artık altı aydan sonra sigorta ödeme yapmayacak. Yani iş kazası geçiren emekçi altı aydan sonra gelir desteğinden mahrum bırakılacak” dedi.
PROTEZ HAKKIYLA İLGİLİ DÜZENLEME ELEŞTİRİSİ
Rahvancıoğlu, iş kazaları sonrası kullanılan protez ve tıbbi araç gereçlerle ilgili düzenlemelerin de gündemde olduğunu belirtti. İş kazası sonucunda protez kullanmak zorunda kalan emekçiler bulunduğunu hatırlatan Rahvancıoğlu, yapılan değişikliklerle bu protezlerin bakım ve yenilenmesine ilişkin ödemelerin sınırlandırılmak istendiğini söyledi.
Rahvancıoğlu, “Bir iş kazası geçirdiniz ve hayatınız boyunca kullanmanız gereken bir protez takıldı. Bu protezin bakımı, yenilenmesi, değiştirilmesi gerekiyor. Sosyal güvenlik sisteminin görevi bunu karşılamaktır. Ama yapılan düzenleme bu hakları kısıtlayan bir noktaya gidiyor” dedi ve bu durumu iş kazalarında görülmemiş bir “vahşet” olarak değerlendirdi.
Rahvancıoğlu, bu düzenlemelerin yalnızca yabancı uyruklu çalışanları değil tüm emekçileri etkileyebileceğini, özellikle KIB-TEK gibi yüksek riskli işlerde çalışanların da bu değişikliklerden etkilenebileceğini söyledi.
“EMEKÇİLERİN BÖLÜNMESİ TÜM TOPLUMU ETKİLER”
Programın sonunda Bağımsızlık Yolu’nun çözüm önerilerini de sıralayan Rahvancıoğlu, “Sendikasız işçi çalıştırılmak yasaklansın ve asgari ücret en düşük kamu maaşına eşitlensin” taleplerinin öne çıktığını belirtti.
Rahvancıoğlu ayrıca yeni çalışma izinlerinin durdurulması, üniversitelerin getirdiği öğrencilerden sorumlu tutulması, çalışma saatlerinin dijital sistemlerle denetlenmesi, kayıt dışı işçi çalıştıran patronlara yaptırım uygulanması, belirli büyüklükteki iş yerlerinde yemek, kreş ve ulaşım desteğinin zorunlu hale getirilmesi gibi çeşitli önerileri de dile getirdi.
Rahvancıoğlu, emekçilerin ırkçılık ve ayrımcılık üzerinden bölünmesinin yalnızca üçüncü uyrukluları değil tüm toplumu etkileyecek tehlikeli sonuçlar doğuracağını belirterek, bu politikalara karşı mücadele etmenin hem insanlık görevi hem de sosyal devlet hakkını savunmanın bir parçası olduğunu söyledi.
