Geçtiğimiz hafta sonu BAÜ’de böyle bir kapı aralandı.Zülfü Livaneli çocuklarla buluştu. Kıbrıs’ta açılan çocuk kütüphanesinin birinci yılı için düzenlenen etkinliğe gelen 25 çocuk, bir kitabı okuyarak gelmişti. Evet, gerçekten okuyarak. Not alarak. Sorular hazırlayarak. Sonra da yazara soru sordular. O an salonda küçük ama önemli bir şey oldu. Bir kilit döndü.
Biz yetişkinler çocukları konuşurken genellikle aynı cümleye sığınırız. Neredeyse refleks gibi. “Biz böyle miydik?” “Ellerinde sürekli tablet var.” “Biz sokakta büyüdük.” Bu cümleler biraz eski bir fotoğraf albümü gibidir. Açtıkça insanın içi ısınır ama bugünün sorunlarını çözmez. Asıl soru başka yerde. Bir çocuğun elinden tableti alıp yerine ne veriyoruz? Bir hikaye mi? Bir kitap mı? Yoksa sadece homurdanan bir yetişkin mi?
Çocukların asosyalliğinden şikayet etmek kolaydır. Ama sosyalleşmenin sahnesini kim kuruyor? Bir çocuk kütüphanesi bu yüzden sadece raflardan oluşan bir oda değildir. Daha çok büyük bir anahtarlık gibidir. Her kitap bir anahtar. Her raf başka bir kapı. Bir çocuk kitabı eline aldığında aslında bir kilidi yoklar. “Bakalım bu kapının arkasında ne var?” diye.
O gün salonda oturan 25 çocuk, ellerinde görünmez anahtarlarla oturuyordu. Bir yazarın karşısında bir kilidin nasıl döndüğünü izliyorduk.
Bu kapının ardında ise basit ama güçlü bir fikir var. Kıbrıs’ta çocuklara adanmış bir kütüphane kuran Enil Afşaroğlu, aslında bir bina yapmadı. Bir kapı koydu. Ve çocukların eline anahtar bıraktı.
Çünkü çocuklar boşlukta büyümez. Çocuklar önlerinde açık duran kapılardan girer. Eğer tek kapı ekran ise, ekrana girerler. Ama bir kütüphane varsa, bir kitabın kapağı aralanıyorsa, bir yazar onları ciddiye alıyorsa… İşte o zaman başka bir kapı açılır.
Toplumlar çocuklarına verdikleri anahtarlarla tanınır. Kimi çocuklara sadece başarı anahtarı verir; sınavlar, dereceler, yarışlar. Kimi korku anahtarı verir; yasaklar, temkinler, kapalı kapılar. Ama bazıları merak anahtarını verir. O anahtar gürültü çıkarmaz. Kapıları kırmaz. Sadece sessizce döner.
Ve bir gün o çocuk büyüdüğünde dünyaya yeni sorular sorar.
Belki de bu yüzden bir çocuk kütüphanesi açmak küçük bir kültür haberi değildir. Bir toplumun geleceğine bırakılmış sessiz bir anahtardır. Soralım bakalım kendimize;
Biz çocukların cebine kaç anahtar koyuyoruz?
