Bugün Kıbrıs
CTP milletvekili Teberrüken Uluçay, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada ABD-İsrail-İran savaşıyla birlikte ortaya çıkan tablonun hem bölge ekonomileri hem de Kıbrıs açısından ağır sonuçlar doğurma riski taşıdığını söyledi. Uluçay, Kıbrıs adasının güvenliğinin kuzey-güney ayrımı üzerinden değil bütünlüklü biçimde ele alınması gerektiğini belirtirken, savaşın uzaması halinde turizm, enerji, gıda ve süt sektöründe ciddi kayıplar yaşanabileceğine dikkat çekti.
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda “çarşı, ekonomi ve siyaset” başlıklı güncel konuşma yapan Uluçay, içinde bulunulan dönemin hem ekonomik hem siyasi hem de hane halkının yaşam koşulları açısından son derece sıkıntılı olduğunu söyledi. Amerika, İsrail ve İran arasındaki savaşın yarattığı tablonun piyasalarda yeni bir “şok” etkisi doğurduğunu belirten Uluçay, özellikle petrol fiyatlarındaki yükselişin ekonomilerin çarklarını zorlamaya başladığını anlattı.
Uluçay, gelişmiş ekonomilerin bile Washington’a savaşın uzamaması yönünde çağrı yaptığını belirterek, Körfez ülkelerinin de Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle petrol sevkiyatında ve gelir akışında ciddi sıkıntılar yaşadığını söyledi. Bu koşullarda öngörülebilirliğin ortadan kalktığını ifade eden Uluçay, bunun doğrudan çarşıya, üretime ve günlük yaşama yansıdığını kaydetti.
“KIBRIS ADASININ GÜVENLİĞİ BÜTÜN OLARAK ELE ALINMALIDIR”
Uluçay, Güney Kıbrıs’a askeri unsurların konuşlandırılması, Türkiye tarafından da F-16’ların ve hava savunma sistemlerinin Kıbrıs’ın kuzeyine gönderilmesiyle yeni bir tablo oluştuğunu söyledi. Bunun güney ile kuzey arasındaki rekabetten bağımsız okunamayacağını ancak meselenin yalnızca siyasi mesajlaşma düzeyinde ele alınmasının da yanlış olacağını belirtti.
Uluçay, “Adanın güvenliği bir bütün olarak değerlendirilmelidir” dedi ve füze ya da drone gibi unsurların yolunu şaşırması halinde Kıbrıs adasının kuzeyiyle güneyi arasında sınır tanımayacağını vurguladı. Ona göre mevcut gelişmeler, savaşın coğrafi olarak en yakın noktalardan biri olan Kıbrıs’ı güvenlik, ekonomi ve siyaset açısından doğrudan etkiliyor.
Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’in açıklamalarını da bu çerçevede değerlendiren Uluçay, Avrupa Birliği ülkelerinden gelen askeri varlığı siyasi fırsata çevirmeye dönük bir yaklaşımın yanlış olduğunu söyledi. Bu yaklaşımın adanın ne kuzeyine ne güneyine yarar sağlayacağını ifade eden Uluçay, meseleyi savaşın Kıbrıs’ı ne kadar içine çektiği ve ne tür sonuçlar doğurabileceği üzerinden okumak gerektiğini kaydetti.
Uluçay, Türkiye’nin garantörlük sorumluluğunu da hatırlatarak, Kıbrıs’ta güvenlik konusunun dar ve sığ değerlendirmelerle ele alınmaması gerektiğini söyledi. Türkiye tarafından konuşlandırılan F-16’ların ve savunma sistemlerinin Kıbrıs’ın kuzeyi açısından güvenlik rahatlaması yarattığını da ifade etti.
PETROL FİYATLARI, CARİ AÇIK VE ENFLASYON UYARISI
Uluçay, savaşın en doğrudan etkisinin petrol fiyatlarında görüldüğünü söyledi. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte petrol fiyatlarının bir hafta içinde ciddi oranda yükseldiğini, bunun hem üretici hem tüketici ekonomiler üzerinde baskı yarattığını anlattı. Rusya’nın Avrupa’ya yeniden enerji sevkiyatı için kapı aralayan açıklamalar yaptığını, savaşın bazı yeni jeopolitik sonuçları da beraberinde getirdiğini dile getirdi.
Bazı Avrupa ülkelerinde halkın savaşa güçlü biçimde karşı çıktığını aktaran Uluçay, İspanya, İtalya, Almanya ve İngiltere’de kamuoyu yoklamalarının bu yönde sonuç verdiğini söyledi. Çin’in akaryakıtta ton başına zam yaptığını ve şirketlere piyasada istikrarlı tedarik sağlama çağrısında bulunduğunu hatırlattı.
Savaşın yalnızca petrol değil su kaynakları üzerinden de yeni krizler doğurabileceğini belirten Uluçay, Orta Doğu’da su kıtlığının zaten ciddi boyutta olduğunu, bölgede çok sayıda deniz suyu arıtma tesisinin çalıştığını, bu tesislerin ya da kaynakların hedef alınması halinde düşmanlığın daha da körüklenebileceğini ifade etti. Ona göre savaşın uzaması yalnızca enerji değil su ve tarımsal üretim açısından da çok daha ağır sonuçlar yaratacak.
Türkiye ekonomisi açısından da değerlendirme yapan Uluçay, Türkiye’nin İran ile ticaret hacminin büyüklüğüne karşın asıl kırılgan alanın petrol ve petrole bağlı ithalat kalemleri olduğunu söyledi. Gübre gibi girdilerdeki dışa bağımlılığın da bütçeye olumsuz yansıyacağını belirten Uluçay, enerjide ithal bağımlılığın yüksek olduğunu ve savaş üç ay ya da daha uzun sürerse Türkiye’de enflasyonla mücadelede ciddi bir kırılma yaşanabileceğini anlattı.
Uluçay, savaşın uzaması halinde cari açığın daha da büyüyeceğini, Türkiye’de ortaya çıkacak bu baskının Kıbrıs’ın kuzeyine de daha sert biçimde yansıyacağını söyledi.
TURİZM İÇİN TÜRKİYE PAZARINA ODAKLANMA ÇAĞRISI
Uluçay, savaşın Kıbrıs adasının tamamı için turizm açısından ciddi kayıp yaratma potansiyeli taşıdığını belirtti. Amerikan tarafının Kıbrıs adasına seyahatleri gözden geçirme çağrısı yaptığını söyleyen Uluçay, televizyon ekranlarında savaş çemberi çizildiğinde Kıbrıs’ın da bu çemberin içinde gösterildiğini ve bunun hem güneyi hem kuzeyi ekonomik açıdan olumsuz etkilediğini ifade etti.
Özellikle yabancı turistin önemli bölümünün Larnaka üzerinden kara kapılarından Kıbrıs’ın kuzeyine geçtiğini hatırlatan Uluçay, uçuş iptalleri ve bölgesel güvenlik kaygıları nedeniyle bu akışta düşüş yaşanabileceğini söyledi. Bu nedenle Nisan ve Mayıs aylarında Türkiye’den Ercan üzerinden gelecek turistlere daha fazla odaklanılması gerektiğini kaydetti.
Uluçay, bu konuda pazarlama stratejisinin yeniden düzenlenmesini önerdi. Türkiye’den daha fazla turistin Kıbrıs’ın kuzeyinde ağırlanmasının, yaşanabilecek gelir kayıplarını bir ölçüde telafi edebileceğini söyledi. İç turizmi ve Türkiye pazarını hareketlendirecek teşviklerin devreye girmesi gerektiğini vurguladı. Önümüzdeki hafta bu başlığın detaylarını, geceleme oranları da dahil olmak üzere daha ayrıntılı paylaşacağını ifade etti.
SÜT FAZLASI İÇİN İÇ PİYASA VE TÜRKİYE ÖNERİSİ
Uluçay, konuşmasının sonunda süt sektörüne ilişkin önerilerini de paylaştı. Körfez ülkelerine yapılacak ihracatta savaş nedeniyle pazar kaybı yaşanması ihtimaline dikkat çeken Uluçay, bunun süt fazlası sorununu büyüteceğini söyledi. Bu nedenle kısa vadeli ve dönemsel önlemler alınması gerektiğini belirtti.
Uluçay, ihracatta uygulanan teşvik sisteminin belirli süreyle iç piyasaya dönük de kullanılabileceğini söyledi. Fazla sütün uzun ömürlü süte dönüştürülmesini, hellim ve benzeri ürünlerde değerlendirilmesini, bu ürünlerin teşvikli fiyatlarla halkın tüketimine sunulmasını önerdi. “Daha fazla hellim tüketelim. Daha fazla süt tüketelim” diyen Uluçay, iç piyasada tüketimi artıracak geçici bir modelin sektöre nefes aldırabileceğini anlattı.
Ayrıca Türkiye’nin belli bölgelerine yönelik pazar arayışının yoğunlaştırılmasını da öneren Uluçay, bu sayede üreticilerin gelir kaybının bir bölümünün telafi edilebileceğini ifade etti. Bunun kalıcı değil, yalnızca bu döneme özgü bir önlem olarak düşünülmesi gerektiğini söyledi.
Konuşmasını tamamlarken, savaşın kısa sürede sona ermesinin herkesin yararına olacağını vurgulayan Uluçay, hem Kıbrıs’ın kuzeyinin hem de bölgenin ekonomik ve siyasi geleceği açısından dikkatli, gerçekçi ve bütünlüklü bir yaklaşım gerektiğini belirtti.
