Bugün Kıbrıs
Kıbrıs Alevi Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadınların ve çocukların savaşların ve baskıların en ağır sonuçlarını yaşadığı bir dünyada barış, eşitlik ve insan onuru mücadelesinin büyütülmesi gerektiğini belirtti. Vakıf, Alevi öğretisinin tüm insanları “can” olarak gördüğünü hatırlatarak, insan onurunu, rızalığı ve emeği merkeze alan bir toplumsal yaşam çağrısında bulundu.
ALEVİ ÖĞRETİSİNDE “CAN” ANLAYIŞI
Kıbrıs Alevi Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti açıklamasında Alevi öğretisinin temel yaklaşımına dikkat çekilerek şöyle denildi:
“Alevi öğretisi, tüm canlı varlıkları ‘can’ olarak tanımlar. Bu anlayış, insanı cinsiyet, inanç, dil, ırk ya da kimlik üzerinden ayırmaz; ‘72 millete bir nazarla bakma’ ilkesini temel alır. İnsan onurunu, rızalığı ve emeği merkeze alan bu öğreti, toplumsal yaşamın adalet, eşitlik ve dayanışma temelinde kurulmasını savunur.”
Açıklamada, bu anlayış doğrultusunda 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü olmadığına işaret edildi.
“8 MART İNSANLIK TARİHİNİN EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN SİMGESİDİR”
Vakıf, kadınların toplumsal yaşam ve üretimde üstlendikleri rolün insanlığın ortak geleceği açısından belirleyici olduğuna vurgu yaptı:
“Bu nedenle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, yalnızca bir anma günü değil; insanlık tarihinin eşitlik, özgürlük ve emek mücadelesinin simgesidir. Kadınların toplumsal yaşamda, üretimde ve özgürlük mücadelesinde üstlendikleri rol, insanlığın ortak geleceğinin kurulmasında belirleyici bir yere sahiptir.”
SAVAŞLARIN FATURASI KADINLARA VE ÇOCUKLARA
Açıklamada, dünyada yaşanan savaşlar ve çatışmaların en ağır bedelini kadınlar ve çocukların ödediğine dikkat çekildi. Vakıf, mevcut küresel düzenin barışı değil çatışmayı büyüttüğünü belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bugün dünyanın birçok bölgesinde, emperyal güç dengelerinin yarattığı savaşlar, çatışmalar ve adaletsiz politikalar nedeniyle kadınlar ve çocuklar ağır bedeller ödemektedir. İnsanlığın ortak vicdanını yaralayan bu savaş düzeni, barışı değil çatışmayı, dayanışmayı değil tahakkümü büyüten bir dünya düzeni üretmektedir.”
“İNSAN CANINDAN DAHA KIYMETLİ BİR DEĞER YOKTUR”
Kıbrıs Alevi Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti, Alevi öğretisinde insan yaşamının en yüksek değer olarak kabul edildiğini belirtti ve savaşlara karşı net bir tutum ortaya koydu:
“Alevi öğretisi açısından insan canından daha kıymetli hiçbir değer yoktur. Bu nedenle başta İran ve Filistin olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında savaşların ve baskıcı politikaların sonucu olarak kadınların ve çocukların yaşamlarını yitirmesini kabul etmiyoruz. İnsan yaşamını hiçe sayan her türlü şiddeti, savaşı ve zulmü reddediyoruz.”
“RIZALIK KÜLTÜRÜ VE İNSAN-I KÂMİL ANLAYIŞI”
Açıklamada ayrıca insanlık tarihinin en güçlü miraslarından birinin “insan-ı kâmil” öğretisinin temsil ettiği ahlaki sorumluluk ve rızalık kültürü olduğu ifade edildi:
“İnsanlık tarihinin bize bıraktığı en güçlü miraslardan biri, ‘insan-ı kâmil’ öğretisinin temsil ettiği ahlaki sorumluluk ve rızalık kültürüdür. Bu anlayış, insanın insanla eşit olduğu, yaşamın barış içinde paylaşıldığı bir dünyanın mümkün olduğunu hatırlatır.”
BARIŞ VE DAYANIŞMA ÇAĞRISI
Vakfın açıklamasında, insanlığın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeyin barış, vicdan ve dayanışmanın güçlenmesi olduğu vurgulandı:
“Bugün insanlığın ihtiyacı olan şey, savaşların ve çatışmaların değil; vicdanın, adaletin ve dayanışmanın büyüdüğü yeni bir zamanın kurulmasıdır. İnsanlık onurunu bilen ve savunan insanların çoğalması, örgütlenmesi ve barış mücadelesini büyütmesi, dünya barışını bir ütopya olmaktan çıkarabilir.”
“ACILARI ORTAK ACIMIZ OLARAK GÖRÜYORUZ”
Açıklamanın sonunda ise şiddete maruz kalan kadınlar ve çocuklar için verilen mücadelelere destek mesajı verildi:
“Nerede özgürlükleri kısıtlanmış, şiddete maruz bırakılmış ya da doğal olmayan nedenlerle yaşamını yitirmiş kadınlar ve çocuklar varsa; onların acısını insanlığın ortak acısı olarak görüyor, özgürlüğün ve umudun büyümesi için verilen tüm mücadeleleri selamlıyoruz.”
Kıbrıs Alevi Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti, 8 Mart’ın “eşitliğin, özgürlüğün, barışın ve insan onurunun savunulduğu bir dünya için mücadeleyi büyüten bir gün olması” temennisinde bulundu.
