Bugün Kıbrıs
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Ercan Devlet Havaalanı’nda Başbakan Ünal Üstel ile ortak basın toplantısında konuştu. Yılmaz, konuşmasının başında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek Kıbrıslı Türklere Ramazan ayı dolayısıyla iyi dileklerini sundu.
Yılmaz, Türkiye ile Kıbrıs’ın kuzeyi arasındaki ilişkilerin sıradan iki devlet arasındaki ilişkiden çok daha özel olduğunu söyledi, “Karşılıklı ziyaretlerimiz ve sık sık bir araya gelmemiz ülkelerimiz arasındaki ilişkinin son derece özel bir ilişki olmasından kaynaklanmaktadır. Herhangi iki devlet arasındaki ilişkinin çok ötesinde bir ilişkiye sahip olduğumuzun en güzel göstergelerinden biridir” dedi.
“RUM YÖNETİMİNİN ADIMLARI GÜVENLİK RİSKİ YARATIYOR”
Konuşmasında Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de artan gerilime değinen Yılmaz, Kıbrıs’ın güneyindeki askeri faaliyetlerin adadaki güvenlik risklerini artırdığını söyledi.
“Orta Doğu ve Doğu Akdeniz havzasında çatışmaların arttığı bir süreçte Rum yönetiminin adadaki askeri üslerde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanıması adada yaşayan herkesi risk altına sokmuştur. Adanın Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olması tüm bölge ülkeleri için risk teşkil etmektedir” diyen Yılmaz, Rum yönetiminin son dönemdeki askeri angajmanlarının adadaki güvenlik ortamını zayıflattığını ifade ederek Gazze’deki savaş bağlamında da eleştirilerde bulundu. Yılma şöyle devam etti:
“Güney Kıbrıs Rum yönetimi Gazze’deki soykırımda da benzer tavırlar sergilemiş, İsrail’in desteğiyle aşırı bir silahlanma çabası içine girmiştir.”
“TÜRKİYE’NİN VARLIĞI TÜM ADA İÇİN İSTİKRAR SAĞLADI”
Yılmaz, Türkiye’nin garantörlük rolüne de değinerek adadaki askeri varlığın yarım asrı aşkın süredir güvenlik ve istikrar sağladığını söyledi ve ekledi:
“Garantör ve ana vatan olarak adadaki askeri varlığımız yarım asrı aşan bir dönemdir tüm adanın güven ve istikrar içinde gelişmesine katkı sunmuştur ve bunun teminatı olmuştur. Sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için değil, Güney Kıbrıs Rum yönetimi için de daha güvenli bir ortam böylece oluşmuştur.
50 yılı aşkın bir süredir bu adada huzur var, güven var, barış var. Bu ortamda hem Rum tarafı hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kalkınmış, gelişmiş, refahını artırmıştır.”
Ancak son dönemde atılan bazı adımların bu ortamı zayıflattığını söyleyen Yılmaz, adanın “güven adası” olma özelliğinin zarar gördüğünü ifade etti:
“Son dönemlerde yaşanan gelişmeler ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin attığı bazı adımlar adadaki güvenlik ortamına zarar verdiği gibi adada yaşayan insanların refahını ve huzurunu da zayıflatmaktadır. Maalesef adanın güven adası olmasına büyük bir darbe vurmaktadır.”
“EGEMEN EŞİTLİK VE STATÜ TANINMADAN ÇÖZÜM MÜMKÜN DEĞİL”
Yılmaz, Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmesinde ise Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin tanınmasının çözüm için temel şart olduğunu söyledi.
Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti:
“Kıbrıs Türklerinin adanın ortak sahibi değil azınlık olduğu anlayışıyla hareket eden, eşit görmeyen ve Kıbrıs Türk halkına adanın geleceğinde söz hakkı tanımak istemeyen zihniyetle bir çözüme ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs Türklerinin özden gelen hakları olan egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüleri tescil edilmeden, maruz bırakıldıkları izolasyonlara son verilmeden bu meselenin çözülmesi mümkün olmayacaktır.”
MALİ İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ HAZIRLANIYOR
Yılmaz, Türkiye ile Kıbrıs’ın kuzeyi arasındaki ekonomik iş birliği çalışmalarına da değinerek yeni İktisadi ve Mali İş Birliği Protokolü üzerinde çalışmaların sürdüğünü söyledi:
“Bu ay içerisinde iktisadi ve mali işbirliği protokolümüzü tamamlayacağımızı düşünüyoruz. Geçen yıldan devirlerle 25 milyar Türk lirasına yakın bir rakamla bu mali işbirliğini şekillendireceğimizi tahmin ediyoruz.”
Yılmaz, sağlık, ulaştırma, eğitim, tarım ve turizm başta olmak üzere birçok alanda yürütülen projelerin devam ettiğini belirterek yeni programın kısa süre içinde imzalanarak hayata geçirileceğini ifade etti.
