Candan: “İnsanlarımızın üzerinden drone’lar uçuyor, yanlarında bombalar patlıyor”

CTP Milletvekili Armağan Candan, Körfez’de mahsur kalan Kıbrıslı Türklerin güvenli tahliyesi için çağrı yaptı, İngiliz üsleri ve Kıbrıs’ın güneyinin savunma ittifaklarının adayı hedef haline getirebileceğini belirterek, “Bölünerek Kıbrıs adasının güvenliğini sağlayamayız” dedi.

Bugün Kıbrıs

CTP Milletvekili Armağan Candan, bölgede süren savaşın Kıbrıs adasında da tedirginlik yarattığını belirterek Dubai ve diğer Körfez ülkelerinde mahsur kalan Kıbrıslı Türklerin bir an önce “sağ salim” tahliye edilmesi gerektiğini söyledi. Candan, Kıbrıs’ın güneyinde İngiliz üslerine yönelik insansız hava aracı tehdidinin “ülkenin üzerinde” durduğunu ifade ederek, “Bu üsler bir şekilde İran’ın ya da Hizbullah’ın hedefi haline gelebilir” dedi.

KÖRFEZ’DE MAHSUR KALAN KIBRISLILAR İÇİN TAHLİYE ÇAĞRISI
Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Candan, dünyanın zor bir dönemden geçtiğini ve “çok ciddi” bir savaşın “yanı başlarında” sürdüğünü belirtti. Savaş bölgesinde mahsur kalan vatandaşlar bulunduğunu söyleyen Candan, özellikle Kıbrıslı Türklerin güvenli şekilde geri getirilebilmesi için sürecin hızlandırılmasının önemine işaret etti.

Candan, bölgedeki koşulları aktarırken şu ifadeleri kullandı: “Şu anda o insanlarımızın üzerinden drone’lar uçuyor. Orada bulunan bu arkadaşlarımızın, insanlarımızın, vatandaşlarımızın üzerinden yanlarında bombalar patlıyor Dubai’de ve diğer Körfez ülkelerinde.” Candan, Körfez bölgesinde dört temsilcilik bulunduğunu, Türkiye Cumhuriyeti büyükelçilikleriyle temasların sürdüğünü ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de vatandaşlarıyla temas halinde olduğuna dair bilginin kendileriyle paylaşıldığını söyledi.

Tahliye süreci uzadıkça risklerin arttığını belirten Candan, “Günler geçtikçe bu süreç uzadıkça elbette ki riskler ortada olmaya devam edecek” diyerek, “kaza bela olmadan” insanların adaya dönebilmesi temennisini dile getirdi.

İNGİLİZ ÜSLERİ VE ADADA TEDİRGİNLİK
Candan, yalnızca Körfez’deki mahsuriyetin değil, savaş görüntülerinin adada da tedirginlik yarattığını kaydetti. Kıbrıs’ın güneyinde İngiliz üslerine “bir takım” insansız hava araçlarının düşmesinin, bazıları etkisiz hale getirilmiş olsa bile, bir tehdit olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Kıbrıs’ın kuzeyi ile Kıbrıs’ın güneyi arasında bu tehdit algısı bakımından fark görmediğini belirten Candan, Baf ve Larnaka havalimanlarının Kıbrıslı Türkler tarafından yoğun biçimde kullanıldığını, Kıbrıs’ın güneyine giden ve orada çalışan çok sayıda insan bulunduğunu söyledi. Üslerde ve farklı hizmet alanlarında çalışan Kıbrıslı Türklerin can güvenliğinin önemine işaret eden Candan, üslerin “savunma amacıyla” kullanıldığına dair açıklamalar gelse dahi, mevcut kullanımın bu noktaları hedef haline getirebileceğini dile getirdi.

Candan, bu çerçevede şu değerlendirmeyi yaptı: “Her ne kadar bu üslerin savunma amacıyla kullanıldığına ilişkin… açıklamalar gelmiş olsa dahi doğaldır ki o üslerde şu an itibariyle kullanıldığı için bir şekilde İran’ın ya da… Hizbullah’ın hedefi haline gelebilir. Bu şekilde değerlendirilmelidir.”

KIBRIS’IN GÜNEYİNİN İTTİFAKLARI VE “HEDEF” RİSKİ
Candan, Kıbrıs’ın güneyinde izlenen dış politikanın ve kurulan ittifakların adayı “hedef” konumuna itebileceğini savundu. Nikos Hristodulidis’in seçilmesinin ardından İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri ile yapılan savunma ve işbirliği anlaşmalarına, Baf’taki Andreas Papandreou isimli hava üssünde sağlanan imkanlara ve İsrail’le yakınlaşmaya dikkat çekti.

Bu adımların İran gibi ülkelerin gözünde Kıbrıs Cumhuriyeti’ni “hasım” olarak görmelerine yol açtığını söyleyen Candan, bu anlaşmaların Türkiye’ye karşı bir hat oluşturma hedefiyle kurgulanmış olabileceğini, ancak bunun Kıbrıs adasının tamamını başka kaynaklı tehditlere açık hale getirdiğini ifade etti.

Candan, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar açısından güvenliğin günün tehditleriyle yeniden ele alınması gerektiğini söyleyerek, 1960’ların güvenlik mimarisinin bugünün koşullarında yeterli olmayabileceğini belirtti. Bu noktada, Kıbrıs adasının güvenliğinin “hangi yöntemlerle, hangi mekanizmalarla” korunabileceği sorusunu gündeme taşıdı.

“BÖLÜNEREK GÜVENLİK SAĞLANAMAZ”
Konuşmasının devamında Candan, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların birbirinden kopuk bir güvenlik yaklaşımıyla adanın güvenliğini tam olarak sağlayamayacağını söyledi. Kıbrıs’ın güneyinin Türkiye’ye karşı kurduğu stratejik işbirliklerinin, beklenmedik yönlerden gelen tehditlerle “hepimizin başına dertler açma potansiyeli” taşıdığını ifade etti.

Candan, adanın bölünmüşlüğünün emperyalist güçlere alan açtığını savunarak, “Bölünerek birilerinin çıkarlarına hizmet etmekten başka bir işe yaramayız arkadaşlar” dedi. Bu süreçte tehditlerin yalnızca Türkiye kaynaklı değil, farklı noktalardan da gelebileceğini belirten Candan, “yeni çağın” güvenlik risklerinin ada çevresinde yoğunlaştığını söyledi.

“TEHDİTLER KADAR FIRSATLAR DA VAR”
Candan, tehditlerin yanında Doğu Akdeniz’de ortak refah yaratabilecek fırsatlar bulunduğunu da dile getirdi. Doğal gaz kaynakları, enerji, denizcilik ve haberleşme imkanlarına işaret eden Candan, Kıbrıs adasının Orta Doğu’nun yanı başında istikrar ve refah alanına dönüşebileceğini, ancak bölünmüşlük nedeniyle Türkiye–Yunanistan–Kıbrıs hattında barış ve işbirliği ortamının kurulamadığını ifade etti.

Bu çerçevede son günlerdeki mahsuriyet tablosunu örnek gösteren Candan, Dubai ve farklı noktalarda yaklaşık altı yüz Kıbrıslının kaldığını, bu kitlenin önemli bölümünün Kıbrıslı Rum, bir bölümünün de Kıbrıslı Türk olduğunu söyledi. Candan, “Hepsi bizim insanımız, vatandaşımız” diyerek, yaşanan krizin ortak bir sorun alanı yarattığını kaydetti.

FİDAN’IN AÇIKLAMASI, ERHÜRMAN’IN TEMASI VE TOPLANTILAR
Candan, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarını önemsediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Hakan Fidan’la yaptığı telefon görüşmesine de değinen Candan, bu temasın önemine işaret etti. Kamuoyunda bazı manşetlerin paniği artırabilecek nitelikte olduğunu söyleyen Candan, haber ve görüntülere itidalle yaklaşılması gerektiğini belirtti.

Candan ayrıca, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin dün hem Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın başkanlığında hem de Başbakan Ünal Üstel’in düzenlediği toplantılarda ana muhalefet partisi olarak yer aldığını, akşam saatlerinde yapılan parti meclisi toplantısında da konuların “en derinlemesine” tartışıldığını ifade etti.

AB DÖNEM BAŞKANLIĞI, ZİRVE İPTALİ VE KÜRESEL BELİRSİZLİK
Candan, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği üyesi olması nedeniyle avantajlar yanında sorunlar da yaşadığını söyledi. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği dönem başkanlığını yürüttüğü bir süreçte, savaş nedeniyle Dışişleri Bakanları Zirvesi’nin iptal edildiğini belirten Candan, bu koşullar altında dönem başkanlığı hedeflerini hayata geçirmenin zorlaştığını ifade etti.

Candan, savaşın seyrine ilişkin küresel belirsizliklere de değinerek ABD içinde savaşa dönük muhalefet tartışmalarından, Çin ve Rusya’nın tutumuna ilişkin soru işaretlerinden söz etti. Hürmüz kanalının kapanmasının Çin’in enerji ihtiyacında ağır kayıp yarattığını belirten Candan, Çin’den gelen açıklamalarda “siyaseten” İran’ın yanında durulduğunun ifade edildiğini, ancak savunma ve silah temini yönünde ciddi bir destek açıklanmadığını aktardı.

“ESKİ GÖRÜNTÜLERE İTİDALLE BAKILMALI”
Süresinin dolduğunu belirten Candan, internette zaman zaman eski görüntülerin “bu savaşta yaşanıyor” denilerek servis edildiğini de gördüklerini söyledi. Vatandaşların haberlere, görüntülere ve videolara itidalle yaklaşması gerektiğini ifade eden Candan, konuşmasını Körfez’de kalan Kıbrıslı Türklerin güvenli şekilde tahliyesi temennisiyle tamamladı.

Candan, temsilciliklerin, Türkiye Cumhuriyeti büyükelçiliklerinin ve Kıbrıs Cumhuriyeti temsilciliklerinin temas halinde olduğuna dair bilgiyi sahadaki Kıbrıslı Türklerden öğrendiklerini belirterek, “Umuyorum ki en erken zamanda yollar açılır ve alternatif yollarla onlar da ülkelerine, ülkemize bir an önce dönerler” dedi.

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi