Bugün Kıbrıs

Uluçay: “Gerçek enflasyon gıdada, beklentiler yüzde 48’in üzerinde”

Bugün Kıbrıs

CTP milletvekili Teberrüken Uluçay, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de açıklanan veriler ve beklenti anketleri üzerinden enflasyonla mücadeledeki tabloyu değerlendirdi; bu tablonun TL kullanımı ve ithalat rejimi nedeniyle piyasaya da doğrudan yansıdığına işaret etti. Uluçay, Şubat ayı sonu itibarıyla açıklanacak aylık enflasyon oranı ve buna bağlı yıllık verileri önümüzdeki hafta yeniden değerlendireceklerini belirtti.

MERKEZ BANKASI TAHMİNİ VE HANE HALKI BEKLENTİSİ
Uluçay, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın ilk ay verileri sonrasında yıl sonu enflasyon tahminini güncellediğini ve “yüzde 5 puan artırdığını” söyledi. Merkez Bankası’nın her ay yaptırdığı hane halkı anketine de değinen Uluçay, 12 ay sonrası enflasyon beklentisinin yüzde 48,81 düzeyine çıktığını belirtti; fiyat artışının en çok beklendiği ürün ve hizmet gruplarının başında gıda, yakıt ve enerjinin geldiğini kaydetti.

Uluçay’ın bu bölümdeki ifadeleri şöyle oldu:

“Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın eee geleneksel olarak her ay düzenli bir şekilde yaptırdığı hani halkı anketine göre değerli arkadaşlar on iki ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde kırk sekiz nokta seksen bir olarak görülüyor. Aynı zamanda gelecek on iki ay için fiyatların en çok artmasını beklediği ürün… gıda, yakıt, enerji.”

DOLAR BEKLENTİSİ: 51,56 TL, PİYASA 43,98
Uluçay, aynı anketlerde ABD dolar kuru beklentisinin 51,56 TL olarak yer aldığını, güncel piyasa verilerinde dolar alışının 43,65, satışının ise 43,98 TL seviyesinde bulunduğunu belirterek, kur tarafında da artış beklentisinin sürdüğünü söyledi. Ocak ayında açıklanan aylık enflasyonun 4,84 olmasının Türkiye’de “şok dalgası” yarattığını; gıdanın başı çekmesinin de ayrı bir etki oluşturduğunu dile getirdi.

Bu değerlendirmeyi şu sözlerle aktardı:

“ABD dolar kuru beklentisi ise elli bir nokta elli altı TL… bugün itibariyle bakıldığında doların alışı kırk üç nokta altmış beş, doların satışı kırk üç nokta doksan sekiz… Ocak ayında açıklanan enflasyon oranı… 4.84… gerçekten bir şok dalgası yaratmıştı. Bunda gıdanın başı çekmesi yine ayrıca bir şok yaratmıştı.”

“BEKLENTİLERİN YÜKSEK OLMASI DEZAVANTAJ”
Uluçay, Türkiye’de ekonomistlerin izlenen yöntemlerin geçerliliğini tartıştığını, bu tartışmaların enflasyonla mücadele açısından kritik bir başlığa işaret ettiğini söyledi. Uluçay’a göre, beklentilerin yüksek seyretmesi enflasyonla mücadelede dezavantaj yarattı; hane halkı anketlerinin işaret ettiği “dezenflasyon politikalarının başarılı olmayacağı” beklentisi de bu çerçevede okundu.

Uluçay, bu noktayı şöyle anlattı:

“Beklentilerin yüksek olması enflasyonla mücadelede bir dezavantaj yaratıyor… hani halkında… dezenflasyon politikalarının başarılı olmayacağı beklentisi hakim.”

ENAK–TÜİK FARKI: “FİİLİ DURUM” VURGUSU
Uluçay, Bağımsız Akademisyenler Grubu’nun (ENAK) Ocak ayı enflasyon hesaplamalarını örnek göstererek, açıklanan resmi verilerle piyasa/raf fiyatlarının hissedilen etkisi arasında fark bulunduğunu söyledi. TÜİK verilerine göre aylık enflasyonun 4,84; ENAK’a göre ise 6,32 çıktığını, yıllık enflasyonun da TÜİK’te 30,65 görülürken ENAK hesabında 53,42 olarak açıklandığını kaydetti. Uluçay, bu farkın “marketlerdeki durumun, raflardaki durumun” satın alma gücüne yansıyan fiyat artışlarının resmi oranların üzerinde seyrettiğine işaret ettiğini belirtti.

Uluçay’ın ilgili kısmı şöyle:

“ENAK… Ocak ayı enflasyon hesaplamasında %6.32 çıktı… TÜİK verilerine göre… 4.84… yıllık… 30.65… ENAK’a göre %53.42… marketlerdeki durumun, raflardaki durumun… realitede istatistik kurumlarının açıkladığı oranın üzerinde olduğunu da bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.”

“GERÇEK ENFLASYON GIDA ENFLASYONUNDADIR”
Uluçay, İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açıklamasına atıf yaparak, “gerçek enflasyon” tartışmasının gıda kalemi üzerinden yapılması gerektiğini aktardı. Gıdanın herkes için zorunlu harcama olduğuna dikkat çekilen açıklamayı hatırlatan Uluçay, bu çerçevede tarımsal üretime daha fazla destek ve su yönetimi ihtiyacının dile getirildiğini söyledi.

Bu bölümde Uluçay’ın aktardığı ifadeler şu şekilde yer aldı:

“İstanbul Sanayi Odası Başkanı… ‘Türkiye’de gerçek enflasyon aslında gıda enflasyonundadır’… ‘Eski taktiklerden kurtulalım… tarımsal üretime daha çok destek verelim’… ‘yeni bir su yönetimi… tarımsal üretimi desteklenmesi açısından ihtiyaç’…”

ALMANYA ÖRNEĞİ VE OECD KARŞILAŞTIRMASI
Uluçay, Avrupa’dan örnekler vererek gıda fiyatlarındaki artışın sadece Türkiye’ye özgü olmadığını; ancak Türkiye’deki tablonun OECD kıyaslamasında çok daha sert seyrettiğini söyledi. Almanya’da 2020–2025 döneminde “gıda ve alkolsüz içecekler” grubunda fiyat değişiminin yüzde 37 olarak görüldüğünü, yani 100 euroluk harcamanın 137 euroya çıktığını aktardı. Türkiye’de ise 2025 yılı gıda enflasyonunun TÜİK verilerine göre yüzde 28,3 olarak açıklandığını; OECD sıralamasında Türkiye’den sonra gelen ülke olan Estonya’da gıda enflasyonunun yüzde 5,6 düzeyinde bulunduğunu belirtti. Bu tablonun, TL kullanımıyla birlikte ithalat rejimi ve ticaret kanallarının piyasada gıda başlığını etkilediğini söyledi.

Uluçay’ın değerlendirmesi şöyle:

“Almanya’da… yüzde otuz yedi… Türkiye’nin… gıda enflasyonu… %28.3… Estonya… yüzde beş nokta altı… sadece TL kullanımından dolayı değil… ithalat rejiminin… KKTC piyasasını da ve gıda başlığını da etkilediğini söylemek mümkündür.”

AB’DE GÜVENLİK KAYGISI, SAFE VE SAVUNMA BÜTÇELERİ
Uluçay, küresel gerilimler içinde Avrupa Birliği ülkelerinin güvenliği öncelik haline getirdiğini, SAFE programı kapsamında savunma ve güvenliklerini artırmak için 150 milyar euro ayrıldığını belirtti. Münih Güvenlik Konferansı öncesindeki kamuoyu araştırmasına değinen Uluçay, AB vatandaşlarında güvenlik kaygısının ortalama yüzde 68 çıktığını; Fransa’da yüzde 80, Hollanda ve Danimarka’da yüzde 77, Almanya’da yüzde 75 olarak ölçüldüğünü söyledi. Rusya–Ukrayna savaşı ile Orta Doğu’daki savaşların bölgeyi etkilediğini belirten Uluçay, SAFE çerçevesinde ilk aşamada 38 milyarlık bölümün bazı ülke projeleri için onaylandığını, ardından 74 milyarın daha onaylandığını aktardı; Kıbrıs’ın güneyinin de onaylanan ilk kategoride yer aldığını söyledi.

Uluçay, bu kısmı şu sözlerle anlattı:

“SEİF programını… 150 milyar euro… AB vatandaşlarının… %68… Fransa’da %80… Almanya’da %75… Almanya… 38 milyarını… onayladı… geçtiğimiz hafta… yetmiş dört milyar onaylandı… Avrupa Birliği’nin bir üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti de bu safe programının içinde… ilk onaylanan kategoride bulunuyor Kıbrıs’ın güneyi.”

AB EKONOMİSİNİ GÜÇLENDİRME ARAYIŞI: TEK PAZAR STRATEJİSİ
luçay, AB’nin savunma kaygılarıyla artan harcamaları karşılamak için ekonomi politikalarında da yeni başlıklar açtığını belirtti. “Made in Europe” projesinin gündeme geldiğini ancak Gümrük Birliği ilişkileri nedeniyle Türkiye gibi ülkeleri olumsuz etkileyebileceği gerekçesiyle ertelendiğini aktardı. Buna karşılık “Avrupa Tek Pazar stratejisi” üzerinden rekabet gücünü artıracak, maliyetleri düşürecek, elektrik fiyatlarını aşağı çekecek, bazı sektörleri koruyup güçlendirecek adımların gündeme alındığını anlattı; ayrıca ABD tarifeleri ve ABD–Çin ticaret savaşlarının AB şirketlerini etkilediğini, bazı sektörlerde birleşmelere alan açacak açılımların tartışıldığını söyledi.

KAMUOYU YOKLAMASI: FEDERAL ÇÖZÜM YÜZDE 54
Uluçay, AB’de yükselen güvenlik kaygısı atmosferinin Kıbrıs’ın güneyinde de Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğüne dair “güvenlik endişesi” yarattığına işaret etti. Konuşmasında, Kıbrıs’ın kuzeyindeki cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında uluslararası çerçevede oluşan “çözüme dönük somut gelişme” algısının yanı sıra, AB’nin güvenlik gündeminin de bu psikolojiyi beslediğini söyledi. Uluçay, Kıbrıs’ın güneyinde yapılan kamuoyu yoklamasında federal çözüm tercihinin yüzde 54 ile öne çıktığını, yüzde 28’lik bir kesimin karşı çıktığını; ayrıca Hristodulidis’e Kıbrıs sorunu bağlamında yüzde 46 onay verildiğini aktardı.

Uluçay şöyle devam etti:

“Kamuoyu yoklamasında federal çözüm tercihi %54’le ön plana çıkıyordu… Hristodilis’e… %46’lık onay… ama aynı zamanda %54’le federal çözüm… %28’le de karşı çıkan bir kesim…”

LİDERLERİN ADADA GÖRÜŞMESİ VE “DİPLOMATİK ADIM” VURGUSU
Uluçay, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın bugün Hristodulidis ile yaptığı görüşmenin ve buluşmaların artık adaya taşınmasının diplomatik açıdan önemli bir adım olduğunu söyledi. Erhürman’ın göreve başladıktan sonra Kıbrıs sorununun çözümüne odaklanan “ince bir hassasiyet” gösterdiğini, bunun iki toplumun yaşadığı sıkıntıların çözümüne dönük bir atmosfer yaratabileceğini belirtti.

Uluçay ayrıca, şap hastalığı örneği üzerinden eş zamanlı ve koordineli mücadele ihtiyacına dikkat çekti. Hastalığın bir süre önce Mağusa bölgesinde, Kıbrıs’ın güneyinde ise Larnaka bölgesinde görüldüğünü; Tarım Bakanı’nın da açıkladığı üzere Cumhurbaşkanı ile yapılan istişare sonrasında Kıbrıs’ın güneyine aşı gönderildiğini söyledi. Uluçay, bu örneğin, adada birçok başlığın ortak mücadele ya da en azından eş zamanlı ve koordineli adımlar gerektirdiğini vurguladığını ifade etti.

Uluçay’ın ilgili ifadeleri şöyle:

“Bugün… görüşmelerin artık… Kıbrıs’a taşınmış olması diplomatik açıdan çok önemli bir adımdır… son örneği işte şap hastalığı… Mağusa bölgesindeydi… Larnaka bölgesinde çıktı… Güney’in o aşıları kullanması için… Kıbrıs’ın güneyine aşı yolluyorlar şu an… Kıbrıs Adası’nda birçok konu… eş zamanlı, koordineli… ortak bir mücadele isteyen konulardır.”

“ERHÜRMAN BİR ADIM ÖNE ÇIKTI” DEĞERLENDİRMESİ
Uluçay, BM Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi Holguin’in adaya gelişi ve yapılan görüşmelerin ardından ortaya konan yol haritasının fiilen gerçekleştiğini söyledi; bu çerçevede diplomaside Erhürman’ın Kıbrıs’ın güneyi ile kıyaslandığında bir adım öne çıktığını belirtti. Uluçay, Kıbrıs’ın güneyinden Erhürman’a yönelik eleştirel seslerin de, Kıbrıs’ın kuzeyinde farklı eleştirilerin de bu “kısa sürede ortaya konan diplomatik başarı”yla bağlantılı görülebileceğini ifade etti.

Uluçay konuyla ilgili şunları söyledi:

“Liderlerin Kıbrıs’ta buluşmalarıyla ilgili… yol haritası… bugün gerçekleşmiş olması… diplomaside… Sayın Tufan Erhürman’ın bir adım öne çıktığını… Güney Kıbrıs’tan… eleştirisel farklı sesler… ana faktör… kısa sürede ortaya koyduğu diplomatik bir başarıdır… Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de farklı eleştirilerin ortaya çıkmasının nedeni de aslında bundan kaynaklanır.”

Uluçay, liderlerin adada görüşmeye başlamasının, müzakerelere odaklanmadan önce iki halkın yaşadığı sıkıntıların çözümüne dönük gündemlerin de ele alınabileceğini gösteren bir atmosfer yaratacağını söyledi ve konuşmasını bu çerçevede tamamladı.

 

Exit mobile version