Bugün Kıbrıs

Besim: “Uçurumun içindeyiz, YÖDAK planlama ve denetimi yapmak zorundadır”

Bugün Kıbrıs

CTP milletvekili Filiz Besim, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada önce spor alanında dile getirilen sorunlara değinerek, sporun toplumun merkezinde yer aldığına işaret etti. Besim, sporun ne kadar “devlet politikası” haline getirildiğinin sorgulanması gerektiğini belirterek, sporcu sağlığının Sağlık Bakanlığı gündeminde yeterince yer alıp almadığına dair soruyu da kürsüden kayda geçirdi.

Besim, son günlerde Meclis’te fiber altyapısına ilişkin protokolün günler ve saatler süren tartışmalarla ele alındığını anımsatarak, bu süreçte hükümet yetkililerinin Genel Kurul’da sınırlı biçimde yer aldığını söyledi. Protokolün 25 yıllık süreyle ülkeyi bağladığını vurgulayan Besim, bu kapsamda Maliye Bakanı’ndan fizibilite veya mali çalışma talep ettiklerini; Maliye Bakanlığının daha sonra bilançoyu yayımladığını belirtti. Besim, yayımlanan bilançoya atıfla, “Tam 353 milyon doları biz 25 yıl içinde başka özel bir şirkete devretmişiz” dedi; “Yazık” ifadesini kullandı. Bu meblağın ülkede kalabilmesi için daha önce yatırım seçeneğinin mümkün olduğuna işaret eden Besim, Maliye politikaları ve borçlanma üzerinden eleştirilerini de dile getirdi; ayrıca Erhan Arıklı’nın Telefon Dairesi’ne ilişkin sözlerini aktararak, bunun “devletin iflası” anlamına geldiğini ifade etti.

“BUGÜNKÜ KONUM YÜKSEKÖĞRENİMDİR”
Konuşmasının ana başlığını “yükseköğrenim” olarak belirleyen Besim, yükseköğrenimin Kıbrıs’ın kuzeyi için yaşamsal değer taşıdığını söyledi. Besim, yükseköğrenimin kaliteli insan kaynağı yarattığını, ekonomik katma değer sağladığını, sosyal yaşamı renklendirdiğini ve en önemlisi dünyayla bağ kurduğunu belirtti. Yurt dışından gelen öğrencilerin burada eğitim alıp ülkelerine döndüklerini ve Kıbrıslı Türkleri anlattıklarını söyleyen Besim, Arnavutluk’ta burada eğitim alıp daha sonra bakan olan bir kişiyle karşılaştığını aktararak, bu alanın önemine dikkat çekti.

Besim, bu noktada temel soruyu şöyle koydu: Yükseköğrenim alanı ne kadar koordine edildi, ne kadar planlandı, ne kadar akredite edildi?

“DENETLEYEMİYORSANIZ AÇMAYACAKSINIZ”
Besim, YÖDAK’ın bağımsız bir kurum olduğunu vurgulayarak, bağımsızlığın gereğini yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Kurumun insan kaynağı yetersizliği, dijital altyapı zaafiyetleri ve araç-gereç eksiklikleri bulunduğunu bildiğini belirten Besim, buna rağmen denetim ve planlama sorumluluğunun ertelenemeyeceğini ifade etti. Bu çerçevede Besim, YÖDAK’a şu çağrıyı yaptı: “Varsa eksiğiniz, denetleyemiyorsanız açmayacaksınız. Denetleyemiyorsanız, denetleyebilmek adına yapınızı güçlendirmek için uğraşacaksınız, mücadele edeceksiniz ve şeffaf olacaksınız.”

PLANLAMA: “ÜLKENİN İHTİYAÇLARINI BELİRLEMEK ZORUNDADIR”
Besim, YÖDAK’ın en önemli görevlerinden birinin planlama olduğunu belirterek, ülkenin ihtiyaçlarını saptamak ve buna göre hareket etmek zorunda olduğunu söyledi. Üniversitelerin öğretim üyesi, laboratuvar, dijital atölye kapasitesine göre kaç kişiye eğitim verilebileceğinin bilinmesi gerektiğini vurgulayan Besim, bu planlamanın Milli Eğitim Bakanlığı, Devlet Planlama Örgütü ve meslek örgütleriyle istişare içinde yapılması gerektiğini kaydetti.

Besim, bu başlık altında “YÖDAK neyi planladı?” sorusunu gündeme getirerek, ülkede 8 tıp fakültesi bulunduğunu söyledi ve bu sayının planlamasının yapılıp yapılmadığını sordu. Besim, tıp ve diş hekimliğinde eğitim verebilmek için hasta kaynağı, laboratuvar, üniversite hastanesi gibi temel unsurların denetlenmesi gerektiğini belirtti; YÖDAK yasasında üniversite hastanesine ilişkin hüküm bulunduğunu da anımsattı.

“GİRİŞ KRİTERİ YOK, KAPASİTE ÇALIŞMASI YOK”
Besim, tıp ve diş hekimliği başta olmak üzere hukuk, mimarlık, mühendislik gibi alanlarda giriş ve bitirme kriterlerinin belirlenmesi gerektiğini söyledi; buna karşın YÖDAK’ın bu çerçevede net kriterler ortaya koymadığını belirtti. Besim, “Bununla ilgili belirlediği hiçbir kriteri yoktur” dedi.

Tıp ve diş hekimliğinde toplam kapasitenin ne olduğunun, öğrencilerin kaç hasta bakarak mezun olacağının, hangi kurumlarda ne kadar staj yapılabileceğinin planlanması gerektiğini vurgulayan Besim, hemşirelik, laboratuvar gibi insanla ve sahayla doğrudan ilişkili mesleklerde staj denetimi yapılması gerektiğini söyledi. Anestezi teknikerliği, diyetisyenlik, eczacılık gibi alanlarda ülke nüfusuna göre oluşan dengesizliğe işaret eden Besim, mezunların mesleklerini icra edemediği bir tablo ortaya çıktığını dile getirdi.

YÖDAK yasasının üniversite programlarına kontenjan belirleme yetkisi verdiğini belirten Besim, bu yetkiye rağmen kapasiteye göre kontenjan, giriş kriteri ve Kıbrıslı Türkler kontenjanı belirlenip belirlenmediğini sordu. Eylül ayında aldığı bir rakama atıf yapan Besim, Kıbrıslı Türkler açısından 400 doktor mezuniyeti öngörüldüğünü aktararak, bunun planlama açısından sorgulanması gerektiğini söyledi.

“GELECEĞİMİZİ BİTİRİYORUZ”
Besim, planlama yapılmadığı için ülkenin geleceğinin zedelendiğini belirterek, “Kendi geleceğimizi bitiriyoruz. Kendi çocuklarımızın geleceğini bitiriyoruz” dedi. Devlet olmanın “geleceği düşünmek” anlamına geldiğini söyleyen Besim, iyi eğitim kadar eğitimin kalitesi ve mezunların mesleklerini gerçek koşullarda icra edebilmesine dönük altyapının da sağlanması gerektiğini vurguladı.

Bu noktada bazı alanlarda “enflasyon” bulunduğunu, bazı alanlarda ise personel bulunamadığını söyleyen Besim, hasta bakıcı ihtiyacını örnek gösterdi. Ülkede ciddi hasta bakıcı sorunu bulunduğunu belirten Besim, üniversitelerde bu bölümün açılması için burs ve iş garantisi gibi teşviklerin devreye alınması gerektiğini söyledi.

DENETİM: “YETKİ VARSA SORUMLULUK DA VAR”
Besim, YÖDAK’ın denetim yetkisini kendi yasasından aldığını belirterek, yükseköğretim kurumları ve programlarının eğitim-öğretim kalitesi, işleyişi, sürdürülebilirliği ve akademik programlarının incelenmesi; mevzuata aykırı işleyişin tespiti ve gerekli tedbirlerin alınması gibi görevleri hatırlattı.

Bu kapsamda Besim, diploma skandalı sonrası görevden alınan eski yönetim döneminde bazı üniversitelere tıpta uzmanlık ve yan dal yetkileri verildiğini söyledi. Aradan 4-5 yıl geçmesine rağmen bu programlarda denetim yapılıp yapılmadığını sordu. Besim, denetim yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer yaptıysa, lütfen şeffaf bir şekilde bizimle ve meslek örgütleriyle paylaşsın” dedi.

DİŞ HEKİMLİĞİNDE “DOKTORA YETKİSİ” ELEŞTİRİSİ
Besim, 6 üniversitede diş hekimliği için doktora yetkisi verildiğini belirterek, bu programlarda yeterli öğretim üyesi bulunmadığına dair iddiaları dile getirdi. Besim, akademisyenlerin “diplomalarını asıp” ayrıldığı yönündeki eleştiriyi de aktararak, öğrencilerin yeterli akademik gözetim olmadan doktora yaptığı iddiasını gündeme taşıdı. Bu noktada Besim, YÖDAK’ın sorumluluğunu vurguladı ve gerekirse izinlerin iptal edilmesi gerektiğini söyledi.

TIP FAKÜLTELERİ VE “ANLAŞMALI HASTANE” SORUSU
Besim, tıp fakülteleri açılırken anlaşmalı hastane gösterildiğini, ancak bazı fakültelerde bu protokollerin devam etmediğine dair bilgiler bulunduğunu ifade etti. YÖDAK’ın bu protokollerin sürüp sürmediğini denetleyip denetlemediğini sordu. Besim, öğrencilerin dördüncü sınıfa geldiği halde “hastanesiz tıp fakültesi” riski bulunduğunu belirterek, bunun gelecek açısından ciddi bir belirsizlik yarattığını söyledi.

“YÖDAK GÜÇLENDİRİLMEDİ, BÜTÇEDE DE KARŞILIĞI YOKTU”
Besim, YÖDAK’ın güçlü ve kurumsallaşmış bir yapıya kavuşmasını istediklerini vurgulayarak, Başbakanın geçen yıl Mart ayında YÖDAK’ın personel ve teknik altyapı eksikliklerine dikkat çektiğini ve güçlendirme sözü verdiğini hatırlattı. Aradan yaklaşık bir yıl geçtiğini belirten Besim, bütçede kaynak bulunmadığı için bu sözün karşılığının oluşmadığını söyledi.

Besim, YÖDAK üyelerinin de ağır bir yük altında kaldığını belirterek, kurumun “23 üniversiteyi sırtına yüklediğini” ifade etti. Bir YÖDAK üyesinin kendisine söylediğini aktaran Besim, evrakların dahi personelin aracıyla dağıtıldığı iddiasını paylaştı.

ÇAĞRI: “ŞEFFAFLIK, TALEP, KRİTER, PLANLAMA”
Konuşmasını çağrıyla tamamlayan Besim, YÖDAK’ın hükümetten ihtiyaç duyduğu personel ve altyapı desteğini talep etmesi gerektiğini, meslek örgütleriyle iletişime geçerek planlama yapması gerektiğini söyledi. Merkezi sınav, giriş kriterleri, kontenjan planlaması, program denetimi ve akreditasyonun yasada yer aldığı biçimiyle hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Besim, konuşmasını şu ifadeyle tamamladı: “Uçurumun içindeyiz maalesef.”

Exit mobile version