Bugün Kıbrıs

Akansoy: “Çözüm ayakları yere basan bir stratejiyle mümkündür”

Bugün Kıbrıs

CTP milletvekili Asım Akansoy, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kıbrıs sorunu bağlamında yürütülen süreci değerlendirdi. Cumhurbaşkanı’nın kendi öngörüsü çerçevesinde yol aldığını, süreci ortak akıl zemininde takip ettiklerini ve katkı koymaya hazır olduklarını söyledi.

“ORTAK AKIL ÜRETİLEBİLİR”
Akansoy, Kıbrıs Rum tarafında “ulusal konsey” bulunduğu yönündeki tartışmalara atıf yaparak, Kıbrıslı Türkler açısından Meclis ve Cumhurbaşkanlığı gibi kurumsal yapıların ortak akıl üretmek için yeterli zemini sunduğunu ifade etti, “Bizim meclisimiz var, bizim cumhurbaşkanlığımız var. Dolayısıyla bu çerçevede ortak akıl üretilebilir” dedi.

Cumhurbaşkanlığı’nın Meclis’i bilgilendirmesi konusunun da mümkün ve doğal bir süreç olduğunu belirten Akansoy, Cumhurbaşkanı’nın yalnızca CTP’nin değil toplumun tüm hassasiyetlerini gözeterek yol aldığının bilincinde olduklarını söyledi.

ERTAĞRULOĞLU’NUN AÇIKLAMALARINA TEPKİ
20 Şubat’ta Tahsin Ertuğruloğlu tarafından yapılan basın toplantısındaki ifadeleri “tarihi bir vaka” ve “talihsizlik” olarak nitelendiren Akansoy, devlet kavramını ve egemenliği öne çıkaran bir yaklaşımın Cumhurbaşkanlığı makamına yönelik sert ifadeler kullanmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi ve ekledi:

“Devlet kavramını bu kadar öne çıkaran, egemenliği bu kadar öne çıkaran bir zihniyetin nasıl olur da devletin başındaki bir makama bu kadar acımasızca saldırır, bunu anlamak mümkün değildir.”

Muhalefette oldukları dönemlerde Ersin Tatar’a yönelik sert eleştiriler yaptıklarını ancak kurumsal yapıyı zedeleyici bir tavır içine girmemeye dikkat ettiklerini belirten Akansoy, Dışişleri Bakanlığı görevinde bulunan bir kişinin sözlerine çok daha fazla dikkat etmesi gerektiğini söyledi.

“YENİ SİYASİ MERKEZ OLUŞMUŞTUR”
Son Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra toplumda yeni bir siyasi merkez oluştuğunu ifade eden Akansoy, geçmişte Mehmet Ali Talat ile dönemin dışişleri bakanı Hüseyin Özgürgün arasında görüş ayrılıkları bulunmasına rağmen diyalog ve iş birliğiyle yol alınabildiğini hatırlattı.

Akansoy, mevcut yaklaşımın Kıbrıslı Türkleri dünyaya entegre etmeye dönük sonuç alıcı bir siyaset olduğunu kaydetti:

“Şu anda Sayın Cumhurbaşkanı’nın yapmış olduğu yaklaşım, ayakları yere basan, Kıbrıs Türk toplumunun beklentilerini karşılayan ve kısa vadede Kıbrıslı Türkleri dünyaya entegre etme noktasında sonuç alıcı olabilecek bir siyasettir. Bu siyaset ne bir acizlik politikasıdır ne de başka bir şeydir; gayet onurlu, çözüm odaklı ve özgüveni yüksek bir siyasettir.”

FEDERAL MODEL VE ORTAK ZEMİN
Akansoy, federal çözümün her ülkenin kendi tarihsel ve sosyolojik koşullarına göre şekillendiğini belirterek Rusya, Belçika, İsviçre ve ABD örneklerini verdi. Kıbrıs’ta oluşacak modelin de kendi özgün koşulları çerçevesinde şekilleneceğini söyledi.

Ortak zemin konusuna özel vurgu yapan Akansoy, önceki dönemde ortak zemin bulunmadığı yönündeki değerlendirmelere karşılık bugün müzakerelere başlanabilecek bir zeminin oluştuğunu savundu:

“Şu anda böyle bir zeminin olduğunu söyleyebiliriz. Eğer dört maddelik metodoloji kabul görürse bu yönde yol alınabileceği çerçevesinde bir genel görüş hakimdir.”

SİYASİ EŞİTLİK, DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK VE KAYITLI MUTABAKATLAR
Akansoy, siyasi eşitlik, dönüşümlü başkanlık ve bir olumlu oyun vazgeçilmez olduğunu belirtti. “Varılan mutabakatlara bağlılık” ifadesiyle kastettiklerinin, 2006’dan itibaren kayıt altına alınan ve iki tarafın üzerinde uzlaştığı başlıklar olduğunu söyledi.

“Biz kesinlikle Crans-Montana’da yapılan tartışmaları varılan bir mutabakat olarak görmüyoruz” diyen Akansoy, yeni bir sürecin Crans-Montana’dan değil, kayıt altına alınmış mutabakatlardan başlaması gerektiğini ifade etti.

DÖRDÜNCÜ MADDE VE KOFİ ANNAN RAPORU
Akansoy, olası bir kriz halinde Kıbrıslı Türklerin izolasyonlar noktasında rahatlatılmasını sağlayacak formülün dördüncü madde olduğunu belirterek, 2004 referandumu sonrasında Kofi Annan’ın raporuna atıf yaptı:

“Kıbrıslı Türkler BM’nin kendilerine önerdiği dosyaya yüzde 65 oyla evet demiştir ve kendilerini ispatlamışlardır. Dolayısıyla tüm dünya devletlerine çağrı yapıyorum; Kıbrıslı Türklerle iş birliğine giriniz.”

Bu raporun Rusya tarafından veto edildiğini hatırlatan Akansoy, Cumhurbaşkanı’nın da görüşmelerinde bu perspektifi önceliklendirdiğine inandığını söyledi.

“YA ÇÖZÜM YA DA İZOLASYONLARIN RAHATLAMASI”
Akansoy, gelinen noktada iki olasılığın bulunduğunu ifade etti:

“Ya iki kurucu devlete dayalı, adil, iki kesimli, siyasi eşitlik ekseninde bir çözüme doğru ilerleriz ya da günün sonunda izolasyonların ortadan kalktığı, var olan durum gelişerek devam etmiş olur. Bu perspektif Kıbrıslı Türklere hiçbir şey kaybettirmez.”

Bu yaklaşımın Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri tarafından da bilindiğini belirten Akansoy, müzakere süreçlerinin Türkiye ile koordinasyon içinde yürütüldüğünü ifade etti.

“STATÜKO SÜRDÜRÜLEMEZ”
Bölgedeki gelişmelere dikkat çeken Akansoy, İran–ABD gerilimi, Suriye’deki değişim, Filistin’de yaşananlar ve Doğu Akdeniz’deki dönüşüm bağlamında statükonun aynen devam edemeyeceğini söyledi ve ekledi:

“Doğu Akdeniz’in ortasındaki bu küçük adacıkta statükonun aynen devam etmesini bekleyemeyiz.”

ÇAĞRI: BİRLİKTE HAREKET
Akansoy, ağır eleştirilerle yıpratma yerine siyaset alanı içinde birlikte hareket etme çağrısı yaptı. Cumhurbaşkanı’nın hükümet ve Meclis ile ilişkilerinin önemli olduğunu vurguladı.

Konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu topraklar hepimizin toprakları, bu ada hepimizin adası ve varılacak olan sonuç da hepimizi doğrudan ilgilendiren bir sonuç olacaktır.”

Exit mobile version