Bugün Kıbrıs
Hekimlerin 6 Şubat’ta başlattıkları grev, bugün Mağusa Devlet Hastanesi önünde yapılan eylemle sürdü. Basın açıklamasını Tıp-İş Başkanı Özlem Gürkut okudu. Açıklama sırasında, grevde olan hekimlerin görev yaptıkları hastaneye alınmadığı, kendilerine “kapının önünde duracaksınız” denildiği ifade edildi. Gürkut, bu duruma rağmen açıklamayı hastane önünde yaptıklarını belirtti.
“BUGÜN KENDİ HASTANELERİMİZE SOKULMADIK”
Özlem Gürkut, günlerdir kamuoyunda hekimlerin itirazlarının çalışmak istemedikleri şeklinde yansıtıldığını, bunun bilinçli bir manipülasyon olduğunu söyledi. Gürkut, “Bugün de görev yaptığımız kendi hastanelerimize sokulmadık. ‘Kapının önünde duracaksınız’ denildi. Buralar bizim evlerimizdir. Biz kapının önünde de hekimiz. O yüzden buradan sesleniyoruz” dedi.
Hekimlerin hâlihazırda yasanın öngördüğü çalışma sürelerinin üzerinde çalıştığını vurgulayan Gürkut, “Bizler hastanelerimizde yasanın öngördüğü çalışma saatleri kadar hatta daha çok çalışıyor, 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet üretiyoruz. Hekimlerin haftalık ve aylık çalışma saatleri, yasada belirlenen saatlerin zaten üzerindedir” ifadelerini kullandı.
“VARIZ DEDİK AMA ÇOK CİDDİ EKSİKLER VAR”
Yetkililerin “daha çok çalışmanız lazım” dediğini aktaran Gürkut, buna karşılık hekimlerin “varız” dediğini ancak aynı anda çok ciddi eksikliklerin bulunduğunu da açıkça ifade ettiklerini söyledi. Gürkut, “Biz hazırız, çalışalım, yapalım dedik. Çünkü biz doktoruz. Mesleğimizin ve sağlık hizmetinin bize yüklediği sorumlulukların farkındayız. Hastalarımıza karşı sorumluluklarımızın da farkındayız” diye konuştu.
Ancak sorumluluk makamında olanların görevlerini yerine getirmediğini belirten Gürkut, ilaçlara erişimi sağlamak, kamu kaynaklarını hastanelere ve tıbbi cihazlara ayırmak, sağlık altyapısını ve insan gücünü planlamakla yükümlü olanları sıralayarak, “Bunlar sorumluluklarının farkında mı?” sorusunu yöneltti.
KORUYUCU SAĞLIK YOK, HASTANELER DOLUP TAŞIYOR
Bu ülkede insanların en çok kalp hastalıkları ve kanser nedeniyle yaşamını yitirdiğini hatırlatan Gürkut, koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmediğini söyledi. “Sağlığınızı koruyamadıkları için daha çok hasta oluyorsunuz. Bu yüzden hastaneler dolup taşıyor, acil kapılarında kuyruklar uzuyor” dedi.
Santrallerden çıkan duman, çevresel etkenler ve yaşam koşullarına da değinen Gürkut, “Yediğimiz içtiğimiz zehir mi? Santrallerin bacasından çıkan duman bizi hasta mı ediyor? Bunları neden düzeltmiyorlar?” ifadelerini kullandı.
UZMAN YOK, PLANLAMA YOK
Gürkut, devlet hastanelerindeki uzman hekim eksikliklerini tek tek sıralayarak, “Bugün hâlâ yoğun bakım uzmanımız yok. Kan hastalıkları uzmanımız yok; emekli meslektaşımız hâlâ çalıştırılıyor. Gastroenteroloğumuz yok. Endokrin uzmanımız yok” dedi.
“Sağlığınızı koruyamayanlar, sizi tedavi edecek doktorları da planlayamıyor” diyen Gürkut, mevcut tablonun plansızlığın sonucu olduğunu ifade etti.
YENİ HEKİMLER İŞÇİ STATÜSÜNDE VE GÜVENCESİZ
“Çok doktor aldık” söylemine de tepki gösteren Gürkut, sisteme alınan yeni ve genç hekimlerin kalıcı, güvenceli kadrolarda istihdam edilmediğini söyledi. Gürkut, “Türkiye’de okuyup uzman olan genç hekimlerimizi ‘mecburi hizmet’ adı altında, iki yıllığına, işçi statüsünde, geçici sözleşmelerle çalıştırıyorlar” dedi.
Bu hekimlerin kamu görevlisi statüsünde olmadığını, görev yerlerinin ve görev tanımlarının bulunmadığını belirten Gürkut, “Günübirlik ihtiyaca göre bir gün başka köyde, ertesi gün başka hastanede, sonraki gün başka bir hastanede çalıştırılıyorlar” ifadelerini kullandı.
Gürkut ayrıca kamuda görev yapan hekimlerin yüzde 53’ünün kamu görevlisi olmadığını, geçici, sözleşmeli ya da mecburi hizmetli statüde çalıştırıldığını vurguladı.
“HEKİMLER 140 BİN TL’YLE ÇALIŞIYOR”
Basın mensuplarının, Sağlık Bakanı’nın “hekimlerin aylık 719 bin TL gelire ulaştığı” yönündeki açıklamasını hatırlatması üzerine konuşan Özlem Gürkut, bu iddiaya açık ve net yanıt verdi. Gürkut, kamuoyunda yaratılan algının gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak, “Hekimler 140 bin TL ile çalışıyor şu anda. Türkiye’deki meslektaşlarımız bizden daha çok kazanıyor” dedi.
Gürkut, tartışmanın maaşlar üzerinden yürütülmesini doğru bulmadıklarını ifade ederek, “Bizim derdimiz para değildir. Bu konuşmada anlattığımız tüm başlıklar düzeltilmeden, yasalar yeniden düzenlenmeden, eksiklikler giderilmeden hizmetimizin ve mesleğimizin gereklerini yerine getiremiyoruz” diye konuştu. Hiçbir kamu görevlisinin 32 saat aralıksız çalıştırılmadığını hatırlatan Gürkut, bu yükün yalnızca hekimlerin omuzlarına bırakıldığını söyledi.
ANNE HEKİMLER VE YASAL BOŞLUK
Gürkut, konuşmasının bu bölümünde özellikle anne hekimlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Mevzuattaki boşluklar nedeniyle insanlık dışı bir tabloyla karşı karşıya kalındığını belirten Gürkut, “41 günlük bebeğini evde bırakan bir anne hekim, 32 saatlik nöbete girdiğinde günde sadece 1 saat emzirme izni kullanması bekleniyor” dedi.
Gece nöbetinde acil ameliyata giren bir hekimin, aynı anda evine gidip bebeğini emzirmesinin nasıl beklendiğini sorgulayan Gürkut, “Bunu düzenleyen, bunu insan onuruna uygun hale getiren tek bir yasa maddesi yoktur. Bunların düzenlenmesine ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
“TAM MESAİ BİR SAĞLIK POLİTİKASI DEĞİLDİR”
Özlem Gürkut, hükümet tarafından “tam mesai” olarak sunulan uygulamaya da ayrıntılı biçimde değindi. Bu düzenlemenin gerçek sorunları çözmediğini vurgulayan Gürkut, “Tam mesai diye sunulan bu sistem, sadece bir saat daha poliklinik demektir. Doktoru hastanede tutar ama hastayı iyileştirmez” dedi.
Hekimlerin yalnızca hastanede bulunmak istemediğini belirten Gürkut, “Biz içeride sadece durmak değil; ameliyat yapmak, teşhis koymak, ilacı bulabilmek ve hastalarımızı iyileştirmek istiyoruz” diye konuştu. Gürkut, bu nedenle söz konusu düzenlemenin bir sağlık politikası olarak sunulamayacağını ifade etti.
“KAMU SAĞLIĞI ÖZELE AKTARILIYOR”
Gürkut, mevcut yaklaşımın kamusal sağlık sistemini güçlendirmek yerine zayıflattığını savunarak, “Bu bir sağlık politikası değildir. Bu mevcut düzeni; rüşveti, yolsuzluğu ve yağmayı sürdürme çabasıdır” dedi.
Bu uygulamaların, “özel hastane patronlarını zengin etmenin ve kamu sağlık bütçesini özele peşkeş çekmenin yolu” olduğunu ileri süren Gürkut, kamusal sağlık sisteminin bilinçli şekilde işlevsizleştirildiğini söyledi.
TABİPLER BİRLİĞİ VE STÖ’LERDEN GÜÇLÜ DESTEK
Basın açıklamasına Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, öğretmen sendikaları ve El-Sen de destek verdi. Tabipler Birliği temsilcisi Erdem Beyoğlu, hekimlerin mücadelesinin yalnızca mesleki haklarla sınırlı olmadığını belirterek, bunun halkın nitelikli, güvenli ve eşit sağlık hizmetine erişimi için yürütüldüğünü söyledi.
Beyoğlu, “Tam mesaiye karşı değiliz. Ancak haklarımız ve çalışma koşullarımız güvence altına alınmadan, yalnızca mesai saatleri üzerinden çözüm üretilmesini kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
“GREVDEYİZ AMA HASTALAR MAĞDUR EDİLMİYOR”
Grev sürecine ilişkin kamuoyunda yaratılmak istenen algılara da yanıt veren Gürkut, hekimlerin grev hakkını anayasal sınırlar içinde kullandığını vurguladı. “Bugün grevdeyiz ama hiçbir acil hastamız mağdur olmasın diye acillerimiz çalışıyor, yatan hastalarımız hizmet almaya devam ediyor, kritik hizmetler kesintisiz sürüyor” dedi.
Hekim grevinin diğer sektörlerdeki grevlerden farklı olduğunu belirten Gürkut, “Hiçbir zaman herhangi bir hastamızın zarar görmesine neden olacak bir eyleme girişmedik” ifadelerini kullandı.
“GÖREVİNİ YAPMAYAN BİZ DEĞİLİZ”
Açıklamanın sonunda yeniden halka seslenen Özlem Gürkut, “Biz sizin düşmanınız değil, doktorlarınızız” diyerek, hekimlerin toplumun karşısına düşman gibi çıkarılmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.
Gürkut, “Biz daha çok çalışmaya, hastalarımıza, hastanelerimize ve mesleğimize sahip çıkmaya varız. Görevini yapmayan yine sizlersiniz” sözleriyle basın açıklamasını tamamladı.
