Bugün Kıbrıs
KTMMOB Makine Mühendisleri Odası Başkanı Ayer Yarkıner, EL-SEN ve MMO tarafından KTÖS Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda yaptığı sunumda, AKSA ile imzalanan Kalecik sözleşmelerinin faturalandırma, üretim ve mali denetim boyutlarını teknik belgeler ve resmi kayıtlar üzerinden anlattı. Yarkıner, ortaya konulan tablonun bir yönetim hatası ya da ihmaller zinciri değil, bilinçli olarak kurulmuş bir sistem olduğunu vurguladı.
“BU FATURALARDA EN TEMEL BİLGİLER YOK”
Sunumun başında AKSA’ya ödenen fatura örneklerini ekrana yansıtan Yarkıner, bu belgelerde teslim alan, teslim eden, birim miktar, birim fiyat ve toplam tutar gibi zorunlu unsurların yer almadığını söyledi. Yarkıner, faturalarda yalnızca “kira bedeli” ve “yakıt hizmet bedeli” başlıklarının bulunduğunu belirterek, “Yakıt hizmet bedeli diye bir ödeme kalemi sözleşmede yoktur” dedi.
Bu haliyle faturaların ne muhasebe ne de kamu maliyesi açısından kabul edilebilir olduğunu ifade eden Yarkıner, sözleşmede olmayan kalemler üzerinden milyonlarca dolarlık ödeme yapıldığını vurguladı. Yarkıner’e göre bu durum basit bir hata değil, bilerek oluşturulmuş bir ödeme pratiğiydi.
MALİ DENETİM: 2019’DAN SONRA RAPOR YOK
Yarkıner, sunumunda özellikle mali denetim konusuna dikkat çekti. Kıb-Tek’te en son 2019 mali yılına ilişkin mali denetim raporu hazırlandığını, bu tarihten sonra herhangi bir mali denetim raporu üretilmediğini belirten Yarkıner, Sayıştay’ın AKSA’ya ödenen faturaları mali açıdan denetlemediğini söyledi.
“Personelim yok” gerekçesiyle milyonlarca dolarlık ödemenin inceleme dışı bırakıldığını aktaran Yarkıner, bunun yalnızca bir denetim eksikliği değil, kamusal mali sorumluluğun fiilen askıya alınması anlamına geldiğini ifade etti. Yarkıner’e göre denetimsizlik, bu sistemin sürdürülebilirliğini sağlayan temel unsurlardan biriydi.
EKSİK ÜRETİMİN FATURAYA DÖNÜŞMESİ
Yarkıner, Kalecik sözleşmelerinde yer alan eksik üretim tanımının nasıl kullanıldığını ayrıntılı biçimde anlattı. Buna göre, AKSA’nın sözleşmesel üretim miktarının altında kaldığı durumlarda dahi, bu eksik üretim Kıb-Tek’e fatura ediliyor; üstelik yalnızca kira bedeliyle değil, yakıt bedeli de eklenerek.
Yarkıner, “Kıb-Tek’in ‘ihtiyacım yok’ deme hakkı fiilen yoktur. Üretmese bile bedel öder” diyerek, bu yapının kamu lehine değil, şirket lehine kurgulandığını söyledi. Bu tür bir sözleşmenin, ancak kurum içi onay ve iş birliğiyle yürüyebileceğini vurguladı.
“AYNI RAPORDA HEM EKSİK HEM FAZLA ÜRETİM YAZILAMAZ”
Sunumda yer alan hesap özetlerine değinen Yarkıner, aynı dönem için hem eksik üretim hem de fazla üretim kalemlerinin bulunduğunu belirtti. Bunun matematiksel ve mühendislik açısından imkânsız olduğunu vurgulayan Yarkıner, “Bir grafikte aynı değerin hem eksiği hem fazlası olamaz” dedi.
Yarkıner, bu yöntemde eksik üretimin düşük birim bedelle, fazla üretimin ise yüksek birim bedelle çarpıldığını ve bu yolla kamu aleyhine sürekli bir fark yaratıldığını anlattı. Bu hesaplama biçiminin, tesadüfi değil bilinçli bir tercihin sonucu olduğunu ifade etti.
PPA STANDARTLARI VE SÖZLEŞMELER
Enerji alım sözleşmelerinde uluslararası uygulamalara da değinen Yarkıner, Kalecik sözleşmelerinin Power Purchasing Agreement (PPA) standartlarına uymadığını söyledi. “Kıb-Tek’in AKSA ile imzaladığı hiçbir sözleşme bu standartlara uygun değildir” diyen Yarkıner, sözleşmelerin teknik ve hukuki açıdan tek taraflı düzenlendiğini vurguladı.
Bu noktada kritik soruyu açıkça dile getiren Yarkıner, “Bu sözleşmeleri kim yazdı?” diye sordu ve ardından net bir yanıt verdi.
“KALECİK SÖZLEŞMELERİNİ AKSA YAZDI”
Yarkıner, Kalecik sözleşmelerinin içeriğine bakıldığında metinlerin AKSA lehine hazırlandığının açıkça görüldüğünü belirterek, “Kalecik sözleşmelerini AKSA yazdı” dedi. İmzaların farklı aktörlere ait olduğunu ancak sözleşme kurgusunun şirket tarafından belirlendiğini söyleyen Yarkıner, bunun sonuçlarının bugün faturalarda ve üretim tablolarında açıkça görüldüğünü ifade etti.
KABLO İDDİASI VE KALECİK 3
Sunumun ilerleyen bölümünde Yarkıner, Kalecik 3 sözleşmesinde yer alan “kabloyla elektrik gelecek” varsayımına da değindi. Bu iddianın hukuki ve teknik bir karşılığı olmadığını söyleyen Yarkıner, Kıbrıs’ın kuzeyinin enterkonnekte sisteme bağlanabilmesi için muhatabın Kıbrıs Cumhuriyeti olduğunu belirtti.
Bu başlığın, Kalecik 3 sözleşmesini meşrulaştırmak için kullanıldığını savunan Yarkıner, sözleşmenin AKSA’yı fiilen tek enerji sağlayıcısı konumuna getirdiğini ifade etti.
“BU BİR HATA DEĞİL, SİSTEMDİR”
Sunumun sonunda Yarkıner, anlattığı tabloyu net bir ifadeyle özetledi: “Bu bir hata değildir. Bu, planlanmış bir rant düzenidir.” Yarkıner, mühendislik biliminin, mali denetimin ve kamusal sorumluluğun devre dışı bırakıldığı bu yapının yozlaşmanın derinleşmiş hali olduğunu söyledi.
