Bugün Kıbrıs

Özkunt: “İktidarın korkusu erken seçim değil, hapse girmek”

Bugün Kıbrıs

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreteri Nevzat Özkunt, Sim TV’de Serhat İncirli’nin hazırlayıp sunduğu programa katılarak Kıbrıs sorunu, erken seçim, yolsuzluk iddiaları ve ülkenin ekonomik durumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

ERHÜRMAN İLE MUTABAKAT VE FEDERASYON VURGUSU
Özkunt, TDP’nin “enerjik bir kadroyla” yeni döneme hazırlandığını belirterek, Tufan Erhürman ile 19 Ekim öncesinde varılan mutabakatın; ülkeye adalet ve eşitliği kapsayıcı bir toplum liderliği kazandırmak ve Birleşmiş Milletler çerçevesinde federasyon hedefiyle müzakerelerin yeniden başlaması yönünde olduğunu söyledi. Erhürman’ın ortaya koyduğu “dörtlü metodolojiye” saygı duyduklarını ifade eden Özkunt, Kıbrıslı Türklerin çözüm sürecinin “esareti altında kalmayacağı” yaklaşımını önemsediklerini kaydetti.

TATAR’IN SİYASETİNE ELEŞTİRİ VE ULUSLARARASI ÇAĞRI
Özkunt, Ersin Tatar’ın izlediği siyasetin Kıbrıs’ın güneyini rahatlattığını ileri sürerek, bu kısır döngünün kırılması için uluslararası diplomasi çabalarının artırılması ve toplumların daha fazla harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi. Üst düzey temasların artırılması ve uluslararası kamuoyuna daha güçlü bir anlatım yapılması çağrısında bulunan Özkunt, iki toplumlu barış iradesinin yükseltilmesinde herkese görev düştüğünü vurguladı.

ERKEN SEÇİM “GECİKMİŞ SEÇİM”
TDP’nin tüm sözcülerinin erken seçim çağrısı yaptığını dile getiren Özkunt, erken seçimi “gecikmiş seçim” olarak nitelendirdi. 19 Ekim’de verilen mesajın yalnızca Ersin Tatar’a değil, hükümete de “bırak ve git” anlamı taşıdığını ifade eden Özkunt, yolsuzluk iddiaları ve tutuklamaların tablonun vahametini açıkça ortaya koyduğunu söyledi.

“KORKULARI HAPSE GİRMEK”
Özkunt, Meclis’teki son oturumda Ünal Üstel’i izlediğini, vücut dilini de dikkatle takip ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Korkuyorlar; çok ciddi korku içindeler… İktidarı kaybetmekten değil, hapse girmekten korkuyorlar.” Özkunt, erken seçimden kaçınmalarının temel nedeninin de bu korku olduğunu savundu.

TUTUKLAMALAR, YARGI VE YENİ SİYASET ANLAYIŞI
Yetkinin ellerinde olduğu dönemlerde tutuklamaların müsteşar ve müdür düzeyinde sınırlandırılmaya çalışıldığını ileri süren Özkunt, asıl korkunun seçim kaybetmek değil, “hapse girmek” olduğunu ve bunun kaçınılmaz olduğunu iddia etti. Yeni dönemde mevcut hükümet ortaklarının iktidarda olmaması gerektiğini belirten Özkunt, toplumu merkeze alan, kişisel ve partisel egolara teslim olmayan bir siyaset anlayışına ihtiyaç olduğunu söyledi.

SENDİKALAR VE TOPLUMSAL HAREKET ÇAĞRISI
Sendikaların eylemlerine de değinen Özkunt, muhalefetin sesini ve gücünü büyütecek daha geniş bir toplumsal harekete ihtiyaç bulunduğunu savundu. Erken seçimin yalnızca muhalefetin çağrısıyla gelmeyeceğini belirten Özkunt, hükümetin “çok pişkin” davrandığını ileri sürdü.

MECLİS BAŞKANI HAKKINDAKİ İDDİALAR
Özkunt, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler hakkındaki iddialara ilişkin olarak, polisin çağırma ve soruşturma yetkisini kullanması gerektiğini, savcılığın yeterli delil görmesi halinde sürecin herkes için işletilmesi gerektiğini söyledi. Polis, elindeki bilgi ve belgelerle soruşturma yürütmeli, dedi.

TDP İKTİDARINDA İLK ADIMLAR
TDP’nin iktidara gelmesi halinde ilk adımlar arasında nüfus sayımı yapılması, tüm sektör temsilcileriyle ekonominin masaya yatırılması, muhaceret uygulamalarının güncellenmesi ve güvenliğin sağlanmasına yönelik düzenlemeler bulunduğunu aktaran Özkunt, yolsuzluk dosyalarının yargıya taşınabilmesi için yargının önünün açılacağını belirtti. “Hesap verebilir yönetim anlayışını hükümete taşıyacağız” dedi.

EKONOMİK TABLO: BORÇ, ENFLASYON VE YOLSUZLUK İDDİALARI
Ekonomik tabloyu “vahim” olarak niteleyen Özkunt, hükümetin borcu borçla ödediğini ileri sürdü. 2026 yılı için öngörülen 25 milyar TL borçlanma ve 10 milyar TL faiz yükünün sürdürülebilir olmadığını savunan Özkunt, bu tablonun israf, kayıt dışılık ve beklenen kaynakların gelmemesi nedeniyle büyüdüğünü söyledi. Enflasyonun ve “yolsuzluk ekonomisinin” ciddi boyutlara ulaştığını iddia eden Özkunt, rüşvet verilmeden iş yapılamayan bir düzenin oluştuğunu ileri sürdü.

“ÜLKE ENKAZLA KARŞI KARŞIYA”
Adil bir vergi sistemi eksikliği, kara para ekonomisi ve denetimsizlik nedeniyle ülkenin “enkazla karşı karşıya” olduğunu söyleyen Özkunt, liyakatli kadrolar ve şeffaf, hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla bu enkazın toparlanabileceğini ifade etti.

Exit mobile version