Bir restoranda menüye uzun uzun bakmak, insanın hayata karşı yaptığı en dürüst provadır. Çünkü o an gerçekten özgürüzdür. Önümüzde ihtimaller vardır. Adını bilmediğimiz yemekler, daha önce tatmadığımız soslar, merak uyandıran tarifler… Hepsi başka bir deneyim, başka bir akşam, başka bir hikaye vaat eder. Menüde duran her şey kusursuzdur. Çünkü henüz yaşanmamıştır. İnsan, ihtimallere aşıktır.
Sonra garson gelir. Ve özgürlüğümüz biter. Çünkü seçim anı, ihtimallerin romantizmini öldürür. Artık fikir değil sonuç sipariş edilecektir. Hayal değil, tabak gelecektir. Ve biz o anda meraklı bir insan gibi değil, tecrübeli bir yaralı gibi davranırız. Hep aynı şeyi söyleriz. Sevdiğimiz için değil. Bildiğimiz için.
İnsan damak tadına göre değil, risk toleransına göre sipariş verir. Yeni bir yemeği denemememizin nedeni damak zevki değildir, belirsizliktir. Beğenmeyebilirsin. Aç kalabilirsin. Pişman olabilirsin. Parasını verdiğin bir hayal kırıklığıyla baş başa kalabilirsin. Oysa alıştığın yemek kötü bile olsa, bu kötülük tanıdıktır. Neye katlandığını bilirsin. Hayal kırıklığının sınırları bellidir. Ve insan için sınırları belli olan acı, sınırları belirsiz bir ihtimalden daha güvenlidir.
Hayat da menü gibidir.Önümüzde yüzlerce seçenek vardır. Başka bir şehir, başka bir iş, başka bir insan, başka bir ritim. Hepsini düşünürüz. Uzun uzun bakarız. Üzerine konuşuruz. Kendimizi cesur ilan ederiz. Zihnimizde defalarca deneriz o hayatları. Ama sıra yaşamaya geldiğinde, hep aynı hayatı sipariş ederiz. Aynı tür insanlara aşık oluruz. Aynı hataları farklı tarihlerde tekrar ederiz. Aynı mutsuzlukları yeni cümlelerle yaşarız. Sonra da kader deriz.
Oysa mesele kader değil, tanıdıklık bağımlılığıdır.
İnsan çoğu zaman sevdiğini değil, dayanabildiğini seçer. Çünkü seçim, ne istediğimizi değil, neye katlanabildiğimizi ortaya çıkarır. Tanıdık acının haritası elimizdedir… Nerede canımızın yanacağını, ne zaman biteceğini, hangi cümlede susacağımızı biliriz. Bu bilgi, tuhaf bir konfor sağlar.
Kontrol, mutluluktan daha değerlidir çoğu insan için.Bu yüzden bilinmeyen bir mutluluktan çok, bildiğimiz bir mutsuzluğu tercih ederiz. Çünkü mutluluk insanı değiştirir. Yeni bir ihtimal, yeni bir benlik demektir. Ve insan en çok buna direnç gösterir.
Menüye bakmak özgürlüktür. Sipariş vermek ise karakter. Garson masada beklerken içimizden hep aynı cümle geçer… “Ya sevmezsem?” Ama asıl korku bu değildir. Asıl korku şu. “Ya seversem… Ve artık eskisiyle yetinemezsem?”
