Bugün Kıbrıs

İran’a olası saldırıya Türkiye nasıl hazırlanıyor?

Bölgesinde bir yandan Suriye’deki gelişmeleri çok yakından takip eden Türkiye, diğer yandan İran’a olası bir ABD ya da İsrail saldırısına karşı hazırlıklarını yapıyor. Ankara’yı kaygılandıran en önemli olasılıkların başında kitlesel göç geliyor.

İran’da ekonomik sıkıntılar nedeniyle başlayan ve rejim karşıtı gösterilere dönüşen protestolar nedeniyle binlerce İranlının hayatını kaybetmesi üzerine ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askeri müdahale tehdidinde bulunmuştu. Sonraki günlerde söylemini yumuşatan Trump, Axios haber portalına verdiği demeçte İran’ın yaşanan gerginlikte diplomatik çözümden yana olduğunu ve bir anlaşma istediğini söyledi.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise İran’la ilgili tansiyonun yüksek olduğu günlerde askerî ve sembolik önemi yüksek USS Abraham Lincoln uçak gemisinin Ortadoğu’da konuşlandığını duyurdu.

CBS televizyonuna konuşan ABD’li bir yetkili, geminin İran’a yaklaştığını doğrularken CENTCOM’un açıklamasında filonun “bölgesel güvenlik ve istikrarı desteklemek amacıyla” bölgeye sevk edildiği kaydedildi.

TÜRKİYE’NİN İRAN’LA İLGİLİ KAYGISI NE?
İran’a olası bir saldırının yöntemi ya da süresine ilişkin çeşitli tahminler sürerken, bölgesinde ve komşu İran’da istikrardan yana olan Türkiye ise hazırlıklarını sürdürüyor.

Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki son gelişmeler hakkında TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerine basına kapalı olarak yaptığı sunumda, Türkiye’nin bilinen tutumunu tekrarladı ve bölge ülkelerine müdahale ile bölgedeki istikrarın bozulmasına sıcak bakmadığını aktardı.

İran’da ulusal birliği sağlayan merkezi otoritenin ABD ya da İsrail müdahalesi ile zayıflaması durumunda ülkenin bir etnik iç savaşa sürüklenebileceği Ankara’daki en temel kaygılardan biri.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da en son Abu Dabi merkezli Sky News Arabia’ya verdiği röportajda Tahran ile Washington arasındaki gerilime değinerek İran’daki istikrarın Türkiye, Körfez ülkeleri, Kafkasya ve Afganistan’a kadar tüm bölgeyi etkileyeceğini belirtti.

“Amerikalı dostlarıma şunu söylerim: ‘Bunu ikinci bir Venezuela’ya çevirmeyin’” diyen Fidan, İran’ın halen büyük baskı altında olduğunu kaydetti ve “Yaptırımlar halkı zorluyor. İran müzakereye hazır ama onurunu kaybetmeyeceği bir yol bulunmalı. Köşeye sıkıştırıldığını hissederse en kötü senaryoya hazırlanır” ifadelerini kullandı.

İran’da istikrar isteyen Ankara bir yandan Suudi Arabistan gibi bazı Körfez ülkeleriyle Washington’a bu yönde telkinlerde bulunurken, diğer yandan farklı senaryolara göre seçenekleri değerlendiriyor.

Edinilen bilgiye göre eğer İran vurulacak olursa Dışişleri Bakanlığı buna yönelik çeşitli senaryolar üzerinde çalışıyor.

KİTLESEL GÖÇ OLURSA NASIL ENGELLENECEK?
DW Türkçe’nin edindiği bilgilere göre İran’a bir saldırı durumunda Ankara ilk başta kitlesel göç ihtimaline karşı hazırlanıyor.

Suriye İç Savaşı nedeniyle büyük bir göç kitlesiyle karşı karşıya kalan ve bu sorunu sınırları içine taşıyan Türkiye için bu kez İran’da siviller için bazı bölgeler oluşturulması seçeneği masada.

Bu kapsamda Türkiye büyük bir göç dalgası ile karşı karşıya kalması durumunda “gelenleri mümkün olduğu kadar sınırlarının dışında” kontrol altında tutmak istiyor ve bunun için de bu amaca uygun bölgeler oluşturmayı önceliyor. Kaynaklara göre bu askeri anlamda bilinen tampon bölge tanımından ziyade sivillerin kalabileceği kamplar olarak değerlendiriliyor.

Suriye’den milyonlarca Suriyelinin göç etmesi sonucu Türkiye dünyada en fazla sığınmacı barındıran ülke durumuna gelmişti. Bu sığınmacıların halen büyük bir bölümü ülkesine dönmüş değil.

Aralık ayının günlerinde başlayan protestolar nedeniyle şu an için İran’dan Türkiye’ye yönelik önemli bir göç dalgası bulunmuyor. Bu arada İran’da yaklaşık 2 milyon Afgan mülteci bulunuyor ve bir saldırı durumunda bu mültecilerin Türkiye’ye yönlenebilecekleri Ankara’da çeşitli kesimlerde dillendirilen kötü durum senaryosu.

Türkiye ile İran arasında 385 yıldır küçük değişiklikler dışında değişmeyen 534 kilometrelik uzun bir sınır bulunuyor.

IRAK’TA MALİKİ’NİN ADAYLIĞI DENGELERİ SARSTI MI?
Öte yandan komşu Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi adıyla bilinen ve ülkenin en önemli siyasi yapılanması olan ana Şii ittifakı, İran’a yakın bir isim olan eski Başbakan Nuri el Maliki’yi ülkenin yeni başbakan adayı olarak gösterdi.

Bu gelişme de Türkiye’yi de içine alacak şekilde bölgedeki dengeleri sarsan bir gelişme.

İran’a saldırı hazırlığında olan ve Irak’ta İran etkisinin güçlenmesinden kaygı duyan ABD yaptığı görüşmelerle Irak yönetimini uyardı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, görevdeki Başbakan Şiya es Sudani ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde “İran kontrolündeki bir hükümetin Irak’ın kendi çıkarlarını önceleyemeyeceğini, Irak’ı bölgesel çatışmalardan uzak tutamayacağını ve ABD-Irak ortaklığını ilerletemeyeceğini” vurguladı.

Bu arada el Maliki yayımladığı bir video mesajla Suriye’deki mevcut yönetimi hedef alarak, ülkenin Türkiye ve İsrail’in güdümüne girdiğini iddia etti.

Irak Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani’nin el Maliki’nin adaylığına verdiği destek de son günlerdeki bir başka dikkat çekici gelişme oldu.

2006-2014 yılları arasında başbakanlık yapan el Maliki, 2003’teki ABD öncülüğündeki işgal sonrası Irak’ın dağılma riskiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde göreve gelmişti. 2014’te IŞİD’in ülkenin geniş kesimlerini ele geçirmesinin ardından görevinden ayrılan el Maliki, siyaseti bırakmamış ve İran’a yakın bir aktör olmuştu.

DW

Exit mobile version