Bugün Kıbrıs

Yeşil Barış Hareketi’nden savcılığa açık çağrı: “Müdahale kapıda!”

Bugün Kıbrıs

Hükümetin İstanbul Teknik Üniversitesi’ne peşkeş çekmek istediği 3 bin 600 dönümlük orman arazisine ilişkin dava sürerken, Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir, söz konusu yargı sürecini doğrudan etkileyen yasa değişikliği nedeniyle savcılığı re’sen soruşturma başlatmaya davet etti.

Yeşil Barış Hareketi, komite toplantısı öncesinde söz konusu Yasa Tasarısı’nın 2022 yılından bu yana devam eden ve 27 Ocak tarihi için günü alınmış bir davayı doğrudan etkilediği uyarısında bulundu. Buna rağmen Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi, “Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı”nı gündemine alarak toplantısını gerçekleştirdi ve herhangi bir değişiklik yapılmadan ikinci oylamayı tamamladı. Komite, Yasa Tasarısı’nın ivediliği bulunmadığı gerekçesiyle üçüncü okunuşunu bir sonraki toplantıya bıraktı.

Açıklamada, 2022 yılından bu yana devam eden ve 27 Ocak tarihi için günü alınmış bir dava bulunduğu hatırlatılarak, bu davanın konusunu doğrudan etkileyen yasa değişikliğinin, bilimsel ve teknik hiçbir görüş alınmadan, Orman Dairesi’nin sunum dahi yapamadığı bir ortamda, gece saatlerinde oy çokluğu ile kabul edildiği belirtildi.

“DEVAM EDEN DAVA VARKEN YASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPILDI”
Doğan Sahir açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Meclis komitesinde, 2022 yılından günümüze devam eden bir yargı sürecine konu olan ve 27 Ocak tarihi için günü alınmış bir dava varken; söz konusu davanın konusunu doğrudan etkileyen bir yasa değişikliği, Orman Dairesi’nin sunum dahi yapamadığı, bilimsel ve teknik hiçbir görüş alınmadan, gece saatlerinde oy çokluğu ile kabul edilmiştir.”

Sahir, söz konusu oylamada Ulusal Birlik Partisi milletvekilleri Yasemi Öztürk, Hasan Taçoy ve Hasan Küçük’ün olumlu oy kullandığını belirtti.

“YASAMA FAALİYETİ GÖRÜNTÜSÜ ALTINDA YARGIYA MÜDAHALE ŞÜPHESİ”
Açıklamada ortaya çıkan tablo maddeler halinde sıralanarak şu değerlendirmeye yer verildi:

“Devam eden bir dava vardır. Yasa değişikliği, davanın dayanağı olan hukuki çerçeveyi sonradan ve geriye etkili biçimde değiştirme amacı taşımaktadır. Bu değişiklik, yargısal denetimi etkisizleştirme, hukuka aykırı işlemleri yasallaştırma ve mahkeme kararını boşa düşürme sonucunu doğurabilecek niteliktedir.”

Bu durumun, “yasama yetkisinin yargı üzerinde baskı aracı olarak kullanılması” anlamına geldiği vurgulanan açıklamada, yargıya müdahale şüphesinin açık biçimde ortaya çıktığı ifade edildi.

“CEZAİ VE ANAYASAL SORUMLULUK DOĞURUR”
Doğan Sahir, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesi, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığına ilişkin hükümlerine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Devam eden yargı süreçlerini etkileyebilecek her türlü fiil, işlem ve tasarruf cezai ve anayasal sorumluluk doğurur.”

Bu çerçevede savcılığa yapılan açık çağrıda şu talepler sıralandı:

“Devam eden yargı sürecine rağmen yapılan bu yasa değişikliğinin amaç, zamanlama ve etkileri bakımından incelenmesi; yasama faaliyeti görüntüsü altında yargıya müdahale edilip edilmediğinin araştırılması; kamu gücünün menfaat sağlamak, hukuka aykırı işlemleri aklamak veya mahkeme denetiminden kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığının tespiti ve gerekli görülmesi halinde sorumlular hakkında re’sen soruşturma başlatılması.”

“BU BİR SİYASİ TARTIŞMA DEĞİL, HUKUK ÇAĞRISIDIR”
Açıklamanın sonunda çağrının siyasi bir tartışmanın parçası olmadığı özellikle vurgulandı. Sahir, şu ifadeleri kullandı:

“Bu çağrı, herhangi bir siyasi tartışmanın parçası değildir. Bu çağrı, hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını ve kamu yararını koruma çağrısıdır.”

Yargıya müdahalenin normalleşmesine sessiz kalınmasının telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı belirtilen açıklamada, savcılık Meclis komitesinde yapılacak son toplantıya katılmaya ve hukukun gereğini yapmaya davet edildi.

Açıklama, “Bu bir suç duyurusu niteliğinde açık çağrıdır ve kamuoyu önünde yapılmaktadır” ifadeleriyle sona erdi.

Exit mobile version