Bugün Kıbrıs

Rahvancıoğlu: “Kamuda en yüksek maaş asgari ücretin üç katını geçmemeli”

Bugün Kıbrıs

Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, Ada TV’de yayınlanan Günaydın Ada programına katılarak Nupelda Karabuğday’ın sorularını yanıtladı. Rahvancıoğlu, hükümetin ekonomi, ücret, vergi ve sosyal devlet politikalarına ilişkin kapsamlı eleştirilerde bulundu.

BU HÜKÜMETİN İCRAATI HALK İÇİN DEĞİL, SERMAYE İÇİNDİR
Hükümetin “icraat” söylemini değerlendiren Rahvancıoğlu, gerçek icraatın halkın yaşamını rahatlatan sosyal devlet politikaları olduğunu ifade etti. Mevcut hükümetin halkın hayatına dokunan herhangi bir olumlu icraat ortaya koymadığını belirten Rahvancıoğlu, “İcraat denildiğinde eğitimin, sağlığın, ulaşımın, barınmanın, enerjinin ve ücretlerin halk lehine düzenlenmesi anlaşılmalıdır. Çalışanların, emekçilerin, dar gelirli ve orta sınıfın huzur ve güven içinde yaşayabileceği bir ülke yaratmak gerçek icraattır. Ancak biz böyle bir icraat görmedik” dedi.

Rahvancıoğlu, hükümetin uygulamalarının zenginleri daha zengin hale getirdiğini savunarak, “İcraat diye anlatılanlar; teşviklerin sermayeye aktarılması, ifade özgürlüğünün baskı altına alınması, çocukların özgür düşünme hakkının geriletilmesi ve emekçilerin örgütlenme hakkının zayıflatılmasıdır” ifadelerini kullandı.

HÜKÜMET HALKTAN DEFALARCA ‘İSTENMİYORUZ’ MESAJI ALDI
Rahvancıoğlu, ara seçimler, yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hükümetin halktan onay almadığını açık biçimde gösterdiğini söyledi. “Halk her yoldan bu hükümeti istemediğini gösteriyor, ancak hükümet kendisini bir ‘harikalar diyarında’ anlatmaya devam ediyor” diyen Rahvancıoğlu, en uzun süreli hükümet olmanın bir başarı değil, vurdumduymazlığın göstergesi olduğunu ifade etti.

Düşük seçim katılımına ve seçim yenilgilerine rağmen hükümetin hiçbir ders çıkarmadığını söyleyen Rahvancıoğlu, bu tutumun halkla yönetim arasındaki kopuşu derinleştirdiğini dile getirdi.

ÜLKE BÜYÜRKEN EMEKÇİLERİN FAKİRLEŞMESİ BİR TERCİHTİR
Milli gelir artışı söylemine de değinen Rahvancıoğlu, nüfusun dahi bilinmediği bir ülkede milli gelir hesaplarının sağlıklı olamayacağını belirtti. “Milli gelir artıyor deniyor ama asgari ücret hayat pahalılığı karşısında eriyor. Bu övünülecek değil, utanılacak bir tablodur” diyen Rahvancıoğlu, ülke büyürken emekçilerin fakirleşmesinin hükümetin bilinçli bir tercihi olduğunu söyledi.

Hayatın ucuzlatılmasının yolunun sosyal devlet politikalarından geçtiğini vurgulayan Rahvancıoğlu, eğitim, sağlık, ulaşım, barınma, enerji ve gıdanın hane bütçesinin en büyük kalemleri olduğunu hatırlattı. “Devlet bu alanlarda anayasal ve yasal sorumluluğunu yerine getirdiğinde halkın yaşamı doğrudan ucuzlar” dedi.

GIDA VE TARIMDA KOOPERATİFÇİLİK ŞART
Gıda politikalarına da değinen Rahvancıoğlu, üretimden dağıtıma kadar kooperatifçilik modelinin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Küçük ölçekli tarımın kooperatifleşme yoluyla büyütülmesi, tarım ve hayvancılığın entegre edilmesi ve üreticiden tüketiciye doğrudan dağıtım sağlanması gerektiğini belirten Rahvancıoğlu, elektronik etiket uygulamalarının gerçek bir çözüm olmadığını söyledi.

KAMUDA EN YÜKSEK MAAŞ ASGARİ ÜCRETİN ÜÇ KATINI GEÇMESİN
“Asgari ücreti konuşmak anlamsız, esas olan hayatı ucuzlatmak” söylemini de eleştiren Rahvancıoğlu, bu yaklaşımın çözüm üretmediğini belirtti. “Evet, hayat ucuzlatılmalı. Peki nasıl? Bunu söyleyenler çözüm anlatmıyor. Biz söylüyoruz: Sosyal devlet politikalarıyla” dedi.

Bağımsızlık Yolu’nun temel önerilerinden birinin, kamudan çıkan en yüksek maaşın asgari ücretin üç katını geçmemesi olduğunu hatırlatan Rahvancıoğlu, mevcut maaş uçurumunun adaletsizliğin temel kaynağı olduğunu vurguladı. “Bu düzenleme yapılırsa ‘az alana çok, çok alana az’ gibi geçici çözümlere gerek kalmaz” ifadelerini kullandı.

YABANCI EMEKÇİLERİN HAKKININ GASP EDİLMESİ UTANÇ VERİCİ
Asgari ücret desteği adı altında dağıtılan kaynağın, yabancı işçilerin ihtiyat sandığı haklarının gasp edilmesiyle oluşturulduğunu söyleyen Rahvancıoğlu, bunun açık bir hak ihlali olduğunu belirtti. “Yabancı emekçilerin alın terine el koyup sonra bunu vatandaşa dağıtmak ırkçı ve utanç verici bir uygulamadır” dedi.

İş kazaları ve risk ödeneği konusuna da değinen Rahvancıoğlu, hükümetin ölümlü iş kazalarında patronların yargılanmasının önünü kapatacak bir yasa hazırlığında olduğunu savunarak, bunun emekçilere karşı açık bir saldırı olduğunu söyledi.

SERVET VERGİSİ VE DOĞRUDAN VERGİLENDİRME ÇAĞRISI
Vergi politikalarını da değerlendiren Rahvancıoğlu, “vergi adaleti” söyleminin sorunu ertelemekten ibaret olduğunu belirtti. Doğrudan vergilendirmenin güçlendirilmesi, dolaylı vergilerin azaltılması ve büyük servetlerden bir defaya mahsus servet vergisi alınması gerektiğini vurgulayan Rahvancıoğlu, “En zengin yüzde 5’ten alınacak küçük bir pay, ülke bütçesinin katbekat fazlasına karşılık geliyor” dedi.

SERMAYE VE EMEKÇİLERİN GERÇEKLİĞİ TABAN TABANA ZIT
Vergi borcuna karşılık okul yaptırma modelini de eleştiren Rahvancıoğlu, bu uygulamanın sermaye için yeni bir kazanç kapısı yarattığını söyledi. “Şirketler vergi borcunu ödemek yerine okul yapıyor, üstüne isimlerini yazdırıyor, üstelik bu süreçten dahi kâr ediyorlar” dedi.

Rahvancıoğlu, toplumda iki farklı gerçeklik bulunduğunu belirterek, “Sermayedarların ve onlara hizmet eden hükümetin gerçekliğiyle emekçilerin gerçekliği taban tabana zıttır” ifadelerini kullandı. Bağımsızlık Yolu’nun talebinin temel insan hakları olduğunu vurgulayan Rahvancıoğlu, “Ücretsiz kamusal eğitim, ücretsiz kamusal sağlık, barınma, ulaşım, enerji ve gıda istiyoruz. Çok şey değil, insan onuruna yaraşır bir yaşam istiyoruz” dedi.

Exit mobile version