Bugün Kıbrıs
Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi (CMIRS) tarafından Aralık 2025 döneminde 500 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen anketin ikinci bölümü yayımlandı. CMIRS’in üç ayda bir düzenli olarak yaptığı çalışmanın devamı niteliğindeki araştırma, Kıbrıslı Türklerin siyasi güven, sosyal güven, bireysel özgüven ve mutluluk algılarının yanı sıra Kıbrıs Sorunu’na ilişkin yaklaşımındaki dönüşümü de ortaya koydu.
Araştırmayı değerlendiren Mine Yücel, Kıbrıs Sorunu’nun toplum açısından hâlâ merkezi bir siyasi mesele olduğunu ancak anlamının değiştiğini vurguladı. Yücel’e göre sorun artık yalnızca “çözülmesi gereken bir uluslararası mesele” olarak değil, günlük yaşamı ve ekonomik geleceği belirleyen yapısal bir çerçeve olarak algılanıyor.
Anket sonuçlarına göre katılımcıların önemli bir bölümü Kıbrıs Sorunu’nu ekonomik belirsizliğin temel kaynağı, uluslararası izolasyonun ana nedeni, siyasi istikrarsızlığın sürdürücüsü ve hukuk dışılığın kaynağı olarak görüyor. Bu algının, Annan Planı ve Crans Montana süreçlerinde çözüme çok yaklaşılıp sonuç alınamamasının yarattığı toplumsal travmayla bağlantılı olduğu ifade ediliyor. Buna paralel olarak çözüm sürecine yönelik duygusal yatırım azalırken, statükonun maliyetleri daha fazla tartışılır hale geliyor.
Araştırmada öne çıkan temel tablo, toplumda aktif bir çözüm beklentisi yerine pasif bir kabullenmenin yaygınlaşması oldu. Çözüm arzusu ve ihtiyacı artmasına rağmen kısa ve orta vadede ilerleme olacağına dair inanç son derece düşük. Bu durum, Kıbrıs Sorunu’nun umut üreten bir siyasi gündem olmaktan çıkıp kaygı üreten sabit bir arka plan haline geldiğini gösteriyor.
Veriler, Kıbrıs Sorunu ile ekonomik sorunlar arasında doğrudan ve güçlü bir bağ kurulduğunu da ortaya koyuyor. Çözümsüzlük; yatırım eksikliği, uluslararası ticaret kısıtları, gençlerin gelecek planlarını başka ülkelere yöneltmesi ile yolsuzluk ve hukuksuzluk başlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Bu bağlamda toplumda oluşan temel döngü şu şekilde tanımlanıyor:
Çözümsüzlük → Ekonomik belirsizlik → Toplumsal kaygı → Siyasi beklentisizlik → Statükonun yeniden üretimi.
ÇÖZÜME DESTEK YÜKSEK, UMUT DÜŞÜK
Ankete katılanların yüzde 62.2’si Kıbrıs Sorunu’nun çözümüne yönelik bir anlaşma istediğini belirtti. İki toplumlu, iki kesimli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyonu kabul edilebilir bulanların oranı ise yüzde 79.36 ile dikkat çekti. Buna karşın, siyasi eşitlik karşılığında toprak vermeyi kabul edilebilir bulanların oranı yüzde 36.07 ile oldukça düşük kaldı. Kıbrıslı Rumlarla yeniden birlikte yaşamayı kabul edilebilir bulanların oranı ise yüzde 53.31 olarak ölçüldü.
KAYGILAR BELİRLEYİCİ
Katılımcıların yüzde 91.79’u Kıbrıs Sorunu’ndaki belirsizliği, yüzde 88.38’i ise müzakerelerin durmasını veya sonuçsuz kalmasını kaygı verici buluyor. Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyi üzerindeki artan etkisi yüzde 70.35, uluslararası aktörlerin tutumu ise yüzde 84.37 oranında kaygı kaynağı olarak görülüyor. Mevcut durumun uzun yıllar değişmeden devam etmesini kaygı verici bulanların oranı yüzde 81.17, gelecekte artabilecek izolasyon ve kısıtlamalardan endişe duyanların oranı ise yüzde 87.17 olarak kayda geçti.
Olası bir federal çözümü kaygı verici bulanların oranı yüzde 52.71 olmasına rağmen, federasyonun kabul edilebilir bulunması, toplumun büyük bir kesiminin mevcut statükonun artık sürdürülebilir olmadığını düşündüğüne işaret ediyor.
Araştırma, Kıbrıs Sorunu’nun Kıbrıslı Türkler açısından yalnızca diplomatik bir başlık olmaktan çıkıp, refah kaybı, gelecek kaygısı ve toplumsal huzursuzluğun sembolü haline geldiğini ortaya koyuyor.
KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ
Ankete katılanların 62.2%si Kıbrıs Sorununun çözümü için bir anlaşma olmasını istediğini belirtmiştir.
Çözümün detayları ile ilgili sorulara bakıldığı zaman ise siyasi eşitlik karşılığında toprak vermeyi kabul edilebilir bulanların oranının 36.07 olduğu görülmüştür ki bu oldukça düşük bir oran olarak yorumlanabilir.
Kıbrıslı Rumlarla yeniden birlikte yaşamayı kabul edilebilir bulanların oranı ise 53.31% olmuştur.
İki toplumlu, iki kesimli siyasi eşitliğe dayalı federasyonu kabul edilebilir bulanların oranı 79.36%’dır.
Mevcut garanti sisteminin devamını kabul edilebilir bulanların oranı 68.74% olmuştur.
Mevcut garanti sisteminin devamını kabul edilebilir bulanların oranı 68.74% olmuştur.
Buna karşılık yeni bir uluslararası güvenlik mekanizmasının kurulup garanti sisteminin yerine geçmesini kabul edilebilir bulanların oranı ise 54.91% olmuştur ki bu hiç de küçümsenemeyecek bir orandır.
KIBRIS SORUNU İLE İLGİLİ KAYGILAR
Ankete katılanların 91.79%u Kıbrıs Sorunu’ndaki belirsizliği kaygı verici bulmaktadır.
Benzer bir şekilde ankete katılanların 88.38%i Kıbrıs Sorununun çözümüne yönelik müzakerelerin durması veya sonuçsuz kalmasını kaygı verici buluğunu belirtmiştir.
Ankete katılanların 70.35%i Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyi üzerinde artan etkisinden kaygı duyduğunu belirtmiştir.
Ankete katılanların 84.37%si uluslararası aktörlerin tutumlarını kaygı verici bulduğunu belirtmiştir.
Olası bir federal çözümü kaygı verici bulduğunu belirtenlerin oranı ise 52.71%dir.
Ankete katılanların 44.08%inin 2 devletli çözümü kaygı verici bulması da oldukça dikkat çekicidir.
Mevcut durumun uzun yillar değişmeden devam etmesini kaygı verici bulanların oranı ise 81.17% olmuştur.
Gelecekte artabilecek izolasyonlar ve kısıtlamaları laygı verici bulanların oranı ise 87.17%dir. Mülkiyet konusundaki davaların da bu soruya verşlen cevaplarda etkili olduğu söylenebilir.
Ankete katılanların 84.38%i Kıbrıs Sorununun ekonomik gelişmeyi yavaşlatması kaygısını taşımaktadır.
Adada yeniden bir gerginlik ve çatışma ihtimalini kaygı verici bulduğunu belirtenlerin oranı ise 77.76% olmuştur.
Doğu Akdeniz’deki enerji ve askeri gelişmeleri kaygı verici bulanların oranı ise 73.95% olmuştur.
Kıbrıs Rum kesiminin son dönemde yaptığı enerji ve güvenlik anlaşmaları ise 74.95% oranında bir kesim için kaygı vericidir.
