Bugün Kıbrıs
4’üncü Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Medyascope’tan Sinem Görür ile yaptığı söyleşide Crans-Montana görüşmelerinde yaşananları ayrıntılarıyla aktardı. Akıncı, Yunanistan’ın tek yanlı müdahale gücü olmadığını belirterek “Olsaydı zaten 74’te karşı müdahalede bulunurdu. Böyle bir durum söz konusu değil” dedi.
Crans-Montana’da Türkiye’nin gizli kalma kaydıyla bir belge sunduğunu, bunun daha sonra masaya yansıdığını söyledi. Sürecin, Anastasiadis’in yaklaşımı nedeniyle tıkandığını ifade eden Akıncı, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Anastasiadis, gerçekten kendi gireceği seçimi değil de gelecek nesilleri düşünseydi bu konu Crans-Montana’da çözülebilirdi. Çünkü Guterres’in çizdiği altı maddeye biz de evet demiştik, Türkiye de evet demişti. Ancak Anastasiadis dönüşümlü başkanlığı içine sindiremedi. Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini, kararlara etkin katılımını içine sindiremedi.”
“İKİ DEVLETİ ANASTASİADİS GÜNDEME GETİRDİ”
Akıncı, Anastasiadis’in son gece Çavuşoğlu’na “Halkıma bunu kabul ettiremem, seçimimi bekleyelim, sonra sizinle iki devleti konuşabiliriz” mesajı verdiğini, bu bilgiyi ilk kez kendi ağzından teyit ettiğini söyleyerek şunları aktardı:
“Bunu şimdi yeri gelmişken sizin programınızda ilk kez açıklıyorum. Zaten Çavuşoğlu da bunu kamuoyuna açıklamıştı. İki devlet konusu Anastasiadis tarafından orada gündeme getirildi.”
Akıncı, bu önerinin hiçbir şekilde gerçekçi olmadığını söyleyerek “Hemen ‘inanmayın, bu olmaz’ dedim. Bunu hiçbir Kıbrıslı Rum lider yapamaz, yaptırmazlar. Nitekim haklı çıktım” dedi.
“SON TOPLANTIDA ARTIK SONUÇ ALMA NİYETİ YOKTU”
Akıncı, Guterres ve Anastasiadis’le üçlü yapılan son toplantıda Rum liderin tavrından sonuç alma iradesinin kalmadığını sezdiğini söyledi:
“Genel Sekreter’i de beni de dinleme nezaketini göstermedi desem yeridir. Sürekli kendisinin büyük tavizler verdiğini, benim hiçbir şey yapmadığımı söyleyip durdu.”
Ardından masada Anastasiadis ile Çavuşoğlu arasında tek yanlı müdahale konusunda sert tartışma yaşandığını belirten Akıncı, gecenin perde arkasını şöyle aktardı:
“Çipras, AKEL Genel Sekreteri Andros Kipriyanu’ya telefon edip Anastasiadis’i ikna etmelerini söylemiş. ‘Bundan daha makul bir çözüm yaratılamaz, gelişime engel oluyor’ demiş. Binali Yıldırım da gelmeye hazırdı. Teresa May da gelecekti; benden randevu talep edildi sonra iptal edildi. Anastasiadis’in Çipras’ı tehdit ettiğini de biliyoruz.”
“TÜRKİYE, FEDERASYONDAN VAZGEÇTİĞİNİ İLAN ETMEMİ İSTEDİ”
Akıncı, Crans-Montana sonrasında Türkiye’nin kendisine federasyonun artık mümkün olmadığını ilan etmesi yönünde baskı yaptığını aktardı:
“Türkiye artık federasyondan vazgeçti. Benim de vazgeçmemi istedi. Ama bunu yapamazdım. Çünkü çok net söyleyeyim: Kıbrıs’ta iki devletli politikanın görünür gelecekte zemini yok.”
Türkiye’nin KKTC’yi gerçek anlamda tanıma iradesi göstermediğini, bunun pratik örneklerinin bulunduğunu belirterek şunları söyledi:
“KKTC’yi tanıyan bir ülke, bir futbol takımını dostluk maçına bile gönderemiyorsa bir sorun vardır. Bizi en yakından bilen ülkeler, Kuzey Kıbrıs’ta değil de güneyde büyükelçilik açıyorlarsa hangi tanınma perspektifiyle yola çıkacağız?”
“NE GÜNEY’E YAMA OLALIM, NE TÜRKİYE’YE VİLAYET”
Türkiye–Kıbrıs ilişkilerine dair vizyonunu yeniden dile getiren Akıncı, her iki toplumun da Türkiye ile dostluk ilişkisi içinde olması gerektiğini, ancak bunun ilhaka ya da bağımlılığa dönüşemeyeceğini vurguladı:
“Ben her zaman Kıbrıs’ın sadece kuzeyinin değil, güneyinin de Türkiye’yle dost bir coğrafya olmasını savundum. Ama ne Güney’e yama olalım ne Türkiye’ye vilayet olalım.”
