Bugün Kıbrıs

Seçimlere yapılacak müdahaleye hazır mıyız?

Testi kırıldıktan sonra üzülmenin ve öfkelenmenin, testinin kırılmasını engellemeyeceği kesin.

Bu yazının yazılma sebebi de bu. Testi kırılmadan konuşursak olacakları önlemenin bir imkanı olur mu?

Bundan önceki seçimlerde yaşananları herkes biliyor. Defalarca gözler önünde, medya üzerinden dünyaya da servis yapılarak müdahaleler yaşamış seçimlerimizde. Bu sadece son cumhurbaşkanlığı seçimleriyle de alakalı değil.

1970’lerden bugüne süregelen bir hikaye bu.

Hakkında kitaplar yazılacak kadar uzun bir konu hatta.

Değişmeyen klasik Türkiye’deki -çoğu zaman halkları da temsil etmeyen- iktidar odaklarının seçimlere kendine yakın bir iktidar bloğu oluşturmak için değişik yöntemler kullanarak müdahalesi ve seçmenleri çeşitli şekillerde yönlendirdiği açıktır.

TC Lefkoşa Büyükelçiliğinde konuşlanmış ve ülkesindeki iktidarı temsil eden TC Yardım Heyeti bilindiği gibi 2016’da isim değişikliğine gidip Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisi adını almıştır.

Bir yerde hem kktc gölge Bakanlar Kurulu, hem de TC Elçiliğinde kayıtlı vatandaşların iş takipçisi gibi çalışan bir kurum.

Seçimler öncesi devreye girip kendinde kayıtlı vatandaşlarına “Türkiye’nin çıkarlarını” hangi parti ve adayların koruyacağını onlara hatırlatan ve “doğru” seçim yapmaları konusunda uyarıp ikaz eden ofis.

Bu ofis tabiatıyla müdahalenin önemli bir ayağı olacak.

İkincisi şaşmaz bir şekilde Türkiye’deki iktidarı temsilen gelecek milletvekilleri, belediye başkanları ve diğer hatırı sayılı güçler sadece siyasi ağırlıklarını değil ekonomik güçlerini de burada son ana kadar kullanacaklar.

Ülkemizdeki casino ve toprak rantının temsilcileri de seçime müdahalenin ekonomik ayağını oluşturacak elbette.

Ve en önemlisi medyada algıyı oluşturan ve Türkiye’de havuz medyası olarak da adlandıran bir başka güç de seçimi “Türkiye’yi sevenler ile Rum-Yunan ikilisinin tarafında olanların” ikileminde bir seçim mücadelesi haline sokmak için yarışacaklar. Bu algının oluşmasına elbette yine Türkiye’deki iktidar odakları da büyük katkılar koyacaklar.

Bu yukarıda saydıklarıma eklenecek şeyler de muhakkak vardır. Ben sadece çerçeveyi çizdim.

Uluslararası alanda bir “Alt Yönetim” olarak kabul gören ama gerçekte alt yönetimi dahi aratan bu iradesiz ve omurgasız yapı içinde, seçimleri reddetmenin alternatifi bir başka mücadele şeklidir. Fakat bu yazının konusu değildir.

Sadece geçmişte yaşananları ve önümüzdeki seçimlerde de yaşanacak olanları testi tekrardan kırılmadan (ki bu sessizlik devam ederse kırılacağı aşikardır) uyarmak açısında kaleme alınan bu yazının amacı bu müdahaleler yaşanmadan veya yaşanırken ne tavır alınacağı konudur.

Bu konuda eğer bir öngörü ve planımız yoksa 24 Ocak gününün manşetleri bugünden bellidir.

Exit mobile version