Bugün Kıbrıs

“Yargı darbesi” yorumuna tepkiler büyüyor

(Bugün Kıbrıs)

TALAT: VERİLECEK TEK CEVAP ‘YARGI BAĞIMSIZDIR’

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Bugün Kıbrıs’a yaptığı açıklamada Altun’un sözlerinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Talat, “Buna verilecek cevap şudur: Sayın Fahrettin Altun’a hatırlamak isterim ki yargımız bağımsız, serbest, özgür bir yargıdır. Onun kararları değerlendirilebilir ama yok sayılamaz. Başka bir ülkenin bir kurumuna verilecek tek cevap; yargı bağımsızdır” dedi.

DERYA: HADSİZ VE KÖTÜ NİYETLİ BİR AÇIKLAMA

CTP milletvekili Doğuş Derya ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bir başka ülkenin atanmış memurunun yargı bağımsızlığımıza dil uzatması ve manipülatif açıklamalarla halkımızı provoke etmeye kalkışması hadsizlikten de öte kötü niyetli bir tutumdur” yorumunu yaptı. Derya, KKTC’de yargının bağımsız olduğunu, başka yerlerde olduğu gibi kişilerin siyasi arzularına ya da projelerine göre değil yasalara ve evrensel hukuk prensiplerine göre karar verdiğini belirtti. Derya açıklamasını şöyle sürdürdü:
“KKTC Bağımsız yargısı, Din ve Vicdan hürriyetini güvence altına alan Anayasanın teminatı olduğu gibi, bağımsız, bilimsel ve eşit eğitimin mihenk taşı olan Milli Eğitim Yasasının da eksiksiz uygulanmasının sigortasıdır. Nitekim verilen karar da çocuklarımızın katılacağı kuran kurslarının Eğitim Bakanlığının izin, gözetim ve denetimine tabi olması gerektiği yönündedir.
Bir başka ülkenin atanmış memurunun yargı bağımsızlığımıza dil uzatması ve manipülatif açıklamalarla halkımızı provoke etmeye kalkışması hadsizlikten de öte kötü niyetli bir tutumdur. Mütemadiyen Kıbrıs Türk toplumunun demokrasi kültürünü ve kurumlarını hedef alarak halk arasında husumet yaratmaya kalkanlar, ülkemizin bir vilayet olmadığını akıllarında tutsunlar.”

OMBUDSMAN DİZDARLI: ALTUN’UN BEYANI KABUL EDİLEMEZ

Ombudsman Emine Dizdarlı Bugün Kıbrıs’a yaptığı açıklamada yapılan değerlendirmelerin yanlış olduğunu, gerekçeli kararın henüz yayınlanmadığını, kararı okuyup doğru analiz ederek değerlendirmek gerektiğini belirtti. Dizdarlı, “bunlar erken gelen, doğruyu yansıtmayan açıklamalar oldu. Altun’un beyanı kabul edilemez” dedi. Malum kararda dini, din kurslarını, kuran kurslarını yasaklayan hiçbir şey olmadığına dikkat çeken Dizdarlı, Anayasaya göre herhangi bir dine inanmanın serbest olduğunu vurguladı. Dizdarlı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Karara göre Kuran kurslarını düzenleme yetkisi Eğitim Bakanlığına aittir ve izne ve denetlemeye tabidir. Her aklına gelen din eğitimi veremez demek oluyor bu. Dini eğitimi veren kişinin din görevlisi veya dini eğitim almış biri olması gerekir. Bu karar sadece bir denetim getirmiştir. Bu yeni olan bir durum değildir. Söz konusu kararı doğru okuyup doğru analiz etmek gerekir. Karardan haberdar olmayan kişileri de doğru yönlendirmek gerekir.”

GÜNDÜZ: ANAYASA MAHKEMESİ YIPRATILMAMALI

DAÜ Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Nurcan Gündüz de Bugün Kıbrıs’a yaptığı değerlendirmede gerekçeli kararın az önce yayınlandığını henüz inceleyemediğini ancak ortada Kuran kurslarının kapatılması yönünde bir karar olmadığını vurguladı. “Bu daha önce yapılmış bir yasa hükmünün iptaline dair Anayasa Mahkemesinin kararıdır. Önlerine giden dosyada mevzuatın Anayasaya aykırı olup olmadığını değerlendirdiler ve ortaya bu karar çıktı” diyen Gündüz, 2018 yılından beri devam eden bir dava olduğunu ve dün Din İşleri Dairesi’nin Kuran kursu düzenlemesinin Anayasaya aykırı olduğu kararının ortaya çıktığını belirtti. Fahrettin Altun’un açıklamalarını ise okumadığını, okumayı da düşünmediğini belirten Gündüz, “belli ki bazı şeyleri birbirine karıştırmış” dedi. Gündüz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir ülkenin yüksek yargısının verdiği kararları değerlendirmek o ülkenin hukukçularına düşer, vatandaşlarına düşer. Eğer eleştirilecek nokta varsa da belli çerçevede eleştirilebilir. Altun kendi siyasi fikrini paylaşmış anlaşılan. Anayasa Mahkemesi özeldir dünyanın her yerinde böyledir. Söz söylediği alan yasamanın söz söylediği alanla örtüşüyor. Seçilmişlerin yaptığı yasaları anayasaya uygun ya da aykırı buluyor. Çok şanslıyız ki Yüksek Yargımız canla başla çalışıyor. Anayasa Mahkemesinin kıymetini bilmek lazım. Değil Fahrettin Altun Kıbrıs’ın kuzeyindeki bürokratlar, siyasiler, gazetecilerin de Anayasa Mahkemesini yerden yere vurmasını da sakıncalı buluyorum.”

SOLYALI: TÜRKİYE’DEKİ SİYASALLAŞMIŞ YARGI SİSTEMİ İLE KARIŞTIRDILAR

Avukat Ürün Solyalı da konuyla ilgili tepkisini yaptığı paylaşımla dile getirdi. Solyalı, kararın gerekçelerini yayınlandıktan sonra göreceklerini belirterek en temelde kararda Kuran kurslarının Anayasa ve yasalar temelinde Eğitim Bakanlığı’nın izin, gözetim ve denetiminde yapılması gerektiğinin vurgulandığını ifade etti. Solyalı şunları kaydetti:
“Diğer bir anlatım ile kurslar yasaklamadı. Din eğitimini, eğitim ile ilgili bakanlığın kontrolünde olması gerektiğini söylendi. Dediğim gibi gerekçeli karar yayınlandığı zaman bizlere ışık tutacaktır. Kabul edilemez olan, KKTC Yargısının, Türkiye Cumhuriyeti yargısının özellikle son dönemlerde getirildiği “atama” usulü ve siyasallaşmış yargı sistemi ile karıştırılarak hedef gösterilmesidir.
Bizde Yargının verdiği kararlar kimilerimizce takdir edilmese/doğru bulunmasa- bile hem saygı duyulur hem de uygulanır.
Bir yargı kararını beğenmeyen varsa da bir üst mahkemeye başvuru hakkına sahiptir. Burada da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yolu kanaatimce açıktır.
Hakaretler ve hedef göstermeler ile yargının yıpratılması, farklı amaçlar için altyapı oluşturtulması kabul edilemezdir. Yargıya ve elbette diğer tüm kurumlarımıza sahip çıkmak da son dönemlerde en önemli görevlerimizdendir.”

MURAT: TÜRKİYE SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ İRADESİNİ ORTAYA KOYDU

Avukat Aslı Murat da TC Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un açıklaması üzerine değerlendirmelerde bulundu. Murat yaptığı paylaşımda Türkiye’de yargının hiçbir zaman bağımsız olmadığını, insan hak ve özgürlüklerin gözetilmediğini kaydetti.
Murat’ın paylaşımında şunlar yer aldı:
“Mesele kuvvetler ayrılığının ne anlama geldiğini ve yargı bağımsızlığının demokrasi için öneminin ne olduğunu kavramaktan geçiyor. Bu yüzden yargı bağımsızlığına sıkıca sarılmamız gerekir. Onu kaybedersek, demokrasiyi de kaybederiz. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Var olan örneklerin bugün geldiği noktaya bakmak yeterli. Türkiye Cumhuriyeti bu yüzden adeta açık bir hapishaneye dönmüş durumda.
Yapılan açıklama bana göre sadece yargıyı eleştirmek ve hedef haline getirmek için yapılmadı. Ayrıca bir sistem değişikliği iradesini de ortaya koydu. Yine ve yeniden Adalet Bakanlığı tartışmalarını gündeme getirirlerse hiç şaşırmam.
Gözümüz de gönlümüz de açık olmalı.”

Exit mobile version